Mikropres işçileri alamadıkları ücretlerini istedikleri için işten atıldılar. Sadece ücret için değil onurumuz için direniyoruz diyen 15'i kadın 17 işçinin sitemize gönderdiği mektup:
Biz Mikropres çalışanları olarak; kriz nedeniyle Ağustos ayından beri ücretlerimiz düzenli olarak ödenmiyordu. Bunun yanında asgari geçim indirimi ve mesailerimizi alamıyorduk. Kendi aramızda arkadaşlarımızla konuşarak iş kanununda 34. maddesinde yer alan ücretlerin 20 gün gecikmesi ve ödenmemesi durumunda çalışmama hakkımızı kullanma kararını aldık. 3 Mart salı günü ise iş bırakarak çalışmama hakkımızı kullanmaya başladık.
Bizimle birlikte diğer fabrikadaki çalışan arkadaşlarımız da iş bıraktı. Patron gelip çalışmamız gerektiğini, fabrikanın iflas ertelemesi yaşadığını ve bu nedenden ötürü eğer çalışmazsak fabrikanın daha kötü duruma düşeceğinden bahsedip ikna etmeye çalıştı. Biz 33 kişi ücretlerimiz ödenene kadar çalışmayacağımızı söyledik. Ertesi gün fabrikaya geldik ve aynı kararlılıkla devam ettik. Daha sonra patron bizi grup grup alarak durumunu tekrar anlattı ve ona güvenmemizi söyleyerek işbaşı yapmamızı istedi. CNC bölümündekileri ikna ederek onların çalışmasını sağladı. Bu bizim moralimizi bozsa da biz bir trene binmiştik ve hep birlikte bu yolcuğa sonuna kadar devam edecektik. Öğlen saatleri olduğunda ise aramızdan 6 kişiyi yukarı çağırdılar. Görüşmeye gitmedik ve akşam ise noter tarafından iş akitlerimiz fesh edilmişti. Bunu kabul etmediğimizi söyledik. Patron ise “ben krizden etkileniyorum ve küçülmeye gidiyorum. Bu nedenle bugün bu arkadaşlarınızı yarın bir başkasını çıkaracağım, belki ücretsiz izinler olacak” şeklinde açıklama yapınca eylemimize devam kararımızı yineledik.
Perşembe günü servislere işten çıkarılanlar alınmadığından kendi imkânlarımızla geldik ve içeri alınmadık. Kapının önünde toplanarak hep birlikte notere gittik. Fabrika kayyumda olduğundan dolayı hem kayyuma hem fabrikaya noter aracılığıyla alacaklarımızın dökümünü yaparak onlara fax çektik. İşten çıkarılanlar olarak daha farklı bir yazı olacağından imzaları bizler atmadık. İşlerimizi bitirdiğimizde işten atılmayan arkadaşlarımızın fabrikaya alınmayacağını öğrenince hep birlikte gitmeye karar verdik.
Fabrikanın önüne geldiğimizde içeri alınmadık. Tuvalete girdiğimizi gördüklerinde ise kapıları kilitlediler. Görüştüğümüz ve bilgi aldığımız avukatımız da bizim yanımıza geldi. Durumumuzu tekrar anlatarak ve gereken açıklamaları yaptı. Bu arada kendi aramızda karar alarak 3 temsilci arkadaşımızı patronla görüşmeye gönderdik. Bu eylemden ötürü kimsenin işten çıkarılmayacağını, ücretlerimizi de 2 ay içerisinde ödeyeceğini garanti ederse içeri girip çalışılacağımızı söylemesi için gönderdik ama görüşme sonucu değişen bir şey olmadığı gibi patron, “işten atılanlarla görüşmeleri kesmedikleri sürece işbaşı yaptırmayacağını ve hiçbir şekilde iki aydan önce ödeme yapmayacağını söyleyerek gönderdi.
Bu arada dışarıda bekleyen arkadaşlar da içeri girdiler ve çalışmamaya devam ettiler. Biz işten atılanlar olarak dışarıda gelişmeleri ve ödeme planı için beklemeye devam ettik. Akşam 18'de fabrikadan ayrıldık. Biz ayrıldıktan sonra ellerine notere göndermiş oluğumuz kâğıt ulaştığından herkesi toplayarak imzaları geri almaları için baskı yapmışlar. Kendilerine dava açacaklarını bildirmişler ve işten çıkarılanların bakın imzası yok sizleri kullanmışlar diyerek aramıza düşmanlığı sokmaya çalışmışlar. Tabii ilk defa bu tür eyleme katılmış olan arkadaşlarımızı korkutarak istediklerine ulaşmışlar. Arkadaşlardan bazıları imzaları geri almış ve ertesi gün (cuma) için servis vermeyeceğini, kendi imkânlarınızla geliyorsanız gelin, yoksa gelmeyin demişler. Sabah gelen arkadaşlar arasında erkek arkadaşlarımızın hepsi işbaşı yapmış. İmzalarını geri almayan kadın işçiler ise (15 kişi) yine çalışmamışlar ve çıkışları verilmiş.
Bizi bugüne kadar yok sayan ve şirketi kurtarmaya çalışırken hiçbir şekilde bizi düşünmeyen patrona, kendimizi hatırlattık, bu eylemimizle biz de varız dedik. Üretiyorsak, seni patron yaptıysak bizim sayemizdedir dedik. Bunu söylerken aramızdaki arkadaşların biraz daha bilinçlendirip korkularını atmalarını sağlama noktasında yetersiz kaldık. Eğer başladığımız gibi devam ettirebilseydik eylemimizi şu an hiçbirimiz işten atılmayacaktık. Yaptığımız bu eylem sadece ücret eylemi olarak anlaşılmasın onur sorunu oldu bizim için. Onurumuz kırıldı, hiçe sayıldık, aşağılandık yani kısacası kölece çalışmaya karşı çıktık. İnsanca çalışmak için bu eylemi yaptık. 33 Arkadaş birbirimize kenetlendik birbirimize güvenmeyi öğrendik. Sonradan çözülmeler olsa da bizim için çok önemli bir deneyimdi. Zaten çoğumuz için ilk katıldığımız eylem oldu ama asla son olmayacak. Her şey çok güzeldi işçi olmanın gururunu yaşadık. Bütün işçi kardeşlerimize öneriyoruz. Biz her yerde sesimizi çıkarırsak bizleri işten atamazlar.
Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz
GEBZE MİKROPRES'TEN ATILAN İŞÇİLER