Konstantina Kouneva'yla dayanışma

Yunan, Türk ve Kürt örgütler Kouneva'ya destek için Londra'da etkinliğe çağırıyor.

DÜNYA
Perşembe, 12 Mart 2009 (17 yıl 5 ay önce)

Bekar bir anne, göçmen bir işçi ve aynı zamanda taban örgütlenmesini savununan sendikacı Konstantina Kouneva, Aralık ayının son günlerinde işsiz bir "maşa" kullanılarak sülfirik asitle saldırıya uğradı. Şu anda Atina'da yoğun bakımda tedavi görüyor. Saldırı, Aralık ayaklanmasının ardısıra gerçekleşti ve hareketin geliştirdiği dayanışma bilinci bu olayda da coşkulu ve dinamikti. Konstantina'nın kapsamlı ve pahalı bir operasyon için ABD'ye gönderilmesi gerekiyor, bunun için Yunanistan'ın pekçok şehrinde maddi destek kampanyası halen devam ediyor. Bu yolculuk aynı zamanda onun bazı temel vücut fonksiyonlarını yeniden kazanabilmesi için tek şansı.

Londra'da Yunan, Türk ve Kürt örgütleri dayanışma içerisinde Konstantina yararına para toplamak için 13 Şubat'ta büyük bir etkinlik düzenleyecekler.

Bu dünyaya karşı mücadelede Konstantina yalnız değil (*)

(Konstantina için Atina sokaklarında dağıtılan bildirilerden biri) Konstantina Kouneva'nın ismini duyduğumuzda aklımıza 'köle ticareti' ve 'orta çağ' gibi kelimeler geliyor. Taşeron işçilik ve ajanslarının kapitalist sistemden çağdışı modellere bir geri dönüş ve yeniden keşif değil, emek sömürüsünün en yeni ve çağdaş yöntemlerinden biri olduğunu kolayca unutuveriyoruz.

Çalışma koşullarının aralıksız olarak aleyhimize esnetilmesi, sosyal güvenlik sorunu, işten çıkarmalar ve iş kazalarının süregiden yoğunlaşması... Patronların çıkarlarının ve isteklerinin tüm bunların bütünlüğünde yattığını unutuyoruz. Bunu hatırladığımızda herkes kendini Konstantina'ya yakın hissedebilir.

"İşveren hukusuzluğu" denilen şey tek tek patronların kendilerine özgü yöntemleriyle ilgili değildir. Tek tek ve tüm patronları ilgilendiren tek konu, “sermayelerini riske eden” karın bizim kellelerimiz üzerinden azami olarak artırılmasıdır. Patronların dayattığı koşulların yarattığı terör, polis kurşunlarının yarattığı kadar fazla. Konstantina vakasında şok edici olan, ona karşı yöneltilen şiddetin fazlasıyla artırılmış dozu olsa da, bu olgu, her gün olası her yolla kanımızı içen patronların yarattığı terörü açığa seriyor.

Dayanışma hiçbir şekilde hümanizm değildir. Dayanışma, bakış açısı ve duruş yönüdür: Olayları gerçek nedenleriyle kavramak ve "bu hayata" karşı geleceksek, onun gerçek cellatlarının yüzünü görerek onları reddetmektir! Giderek artan bilinç kutuplaşması, patronların açtığı savaşa karşı verilecek tek radikal ve gerçek yanıt, toplumsallaşmış ve örgütlü duyarsızlığı aşmanın yoludur. Gelişen isyanın içinde itirazlarımızı derlemek, ortak görevimizin yarısıdır!

Bu dünyaya karşı mücadelede Konstantina yalnız değildir!..

(*) 9 Mart tarihli On the Greek Riots'tan (Yunan Ayaklanmaları Üzerine) sitesinden alinteri.net için çevrilmiştir.