Pazar, 29 Mart 2009 (17 yıl 4 ay önce)
Almanya’da on binlerce işçi ve emekçi neoliberal politikaları ve devletin kriz konusundaki yaklaşımını protesto etmek için iki ayrı kentte yürüyüş yaptı.
Almanya’nın finans merkezi Frankfurt kentinde yapılan eyleme 25 bin, başkent Berlin’de yapılana ise 15 bin işçi ve emekçi katıldı. Her iki kentte de “Krizin faturasını ödemeyeceğiz!" sloganı ile yapılan eylem; sendikalar, Die linke (sol Parti), sosyal liberal ATTAC ve çeşitli kitle örgütlerince organize edildi. Eyleme katılan işçi ve emekçiler, “Yarından korkuyorum!“, “İşsiz kalmaktan korkuyorum!“, “Evimin parasını ödeyememekten korkuyorum!“, “İşimizi elimizden alamazsınız!“, “Ekmeğimizi alamazsınız“, “Zenginler hep kurtarılıyor, zayıflar ödüyor!“ yazılı dövizler taşıdırlar.
Borsa ve dev bankaların merkezi olan Frankfurt kentintindeki eyleme, bankaların milyarlarca Euro’luk yardım paketleri ile kurtarılmalarına ve bu paketlerin bedelinin işçi ve emekçilerden çıkarılacak olmasına duyulan tepki damgasını vurdu. Bu durumu krizin nedenini sadece banka ve bir bütün olarak spekülatif sermayeye doğru daraltan, bu kesimleri de kapitalizmin bütünlüğünden ayıran bir yaklaşımın ifadesi olarak okumak mümkün. Eylemi organize edenlerin de öne çıkardıkları esas tema buydu. Kapitalist sistemin kendisini hedefe çakmak yerine, sermayenin en asalak görüngülerine karşıtlık! Alternatif ise neoliberalizme karşı sosyal devlet ya da düzeltilmiş kapitalizmdi!
Eylemde öne çıkan talepler, gelir ve varlık vergisinin arttırılması, daha iyi iş güvencesi yasası, devletin eğitime ve sağlığa daha fazla yatırım yapması, asgari ücretin 10 Euroluk saat ücretine göre belirlenmesi gibi taleplerdi. Eylem boyunca bankaların çevresinde polis yığınağı yapıldı. Antifaşist ve otonom gruplarla yer yer küçük gerginlikler yaşanmasına rağmen yürüyüş genel olarak “sakin“ bir havada bitirildi.

Yürüyüşe birçok Alman kurumunun yanı sıra Türkiyeli göçmen örgütlerinden Yaşanacak Dünya Gazetesi, ''Krize Karşı Devrim, Kapitalizme Karşı Sosyalizm'' pankartı ile katıldı. AGİF, ATİK, ADHK, ve Bir-Kar da pankartları ile yer aldılar. Alanda Yaşanacak Dünya Gazetesi imzalı Almanca-Türkçe bildiriler yaygın dağıtıldı.
Berlin’de yapılan eyleme damgasını vuran ise, neoliberalizmin hedefe çakılmasıydı; “Serbest ticaret ekonomik krizdir!“, “Gıda üzerine spekülasyon yapılamaz!“ gibi pankartlar taşındı. Otonom ve antifaşist gruplarla polis arasında yaşanan gerginliklerde çok sayıda insan gözaltına alındı.
Frankfurt'tan notlar
Sol Parti Başkanı Lafontaine, eyleme katılanların bir kısmı tarafından yumurta yağmuruna tutuldu. Konusmasını şemsiye ve polis kalkanlarının arkasında zar zor tamamladı. Kısa süren konuşmasında Lafontaine, geliri yüksek olanlar için yüksek vergi talebinde bulundu ve krize neden olanların krizin faturasını ödemek zorunda olduğunu söyledi.
“İnsanlara bir koruma şemsiyesi sağlamalıyız“ dedi.
Baslangıç mitinginde ve yürüyüşün ardından yapılan mitingte, Leni Breymaier (Verdi sendikasinin Baden Württemberg eyalet baskani), Tom Adler (Daimler-Untertürkheim Isyeri Temsilcisi), Sissy Vovou (Yunan Sosyal Forumu), Niklas Horn (Bonner Gençlik Hareketi/Öğrenci Grev Komitesi), Jerry Kwo (Kamerun Üniversite Öğrencileri Hareketi), Arielle Denis (Barış Hareketi, Paris) ve Alexis Passadakis (Attac), konuşmacılar arasında yer aldılar. Eylemin altında sendikaların imzası olsa da, katılımları yerel düzeyde kaldı. Farklı kentlerden gelen işçiler kendi olanakları ile geldiler.
Konuşmacılar, genel olarak, eğitim, çevre ve iklimin korunması, kamuya yönelik altyapı ve sağlığa daha fazla bütçe ayrılmasını ve emekliler, işçiler ve işsizler için bir koruma semsiyesi talep ettiler. Yine, Hartz IV ve Agenda 2010 gibi neoliberal düzenlemelerin toptan kaldırılması istendi. Alexis Passadakis (Attac),
"Kriz gökten zembille inmedi ya da birkaç üst düzey yöneticinin açgözlülüğünden ortaya çıkmadı. Krizin nedeni, piyasaların serbestleştirilmesi, kuralsızlaştırma ve özelleştirme gibi neoliberal politikalar. Sorumlular ise hükümette bulunuyor." dedi. Miting konuşmalarında bu türden sosyal liberal tespit ve öneriler belirleyici olsa da alanda MLPD ve KPD gibi sosyalizm propagandası yapan güçler tarafından açılan ayrı bir cephe de varlığını gösteriyordu.
Farnkfurt’taki eylemde yaptığımız röportajlar:
Hasan/Stuttgart/Getrach: Ben metal sektöründe çalışıyorum. Arabalara şanzuman üretiyoruz. Kapitalist sistemin yaratmış olduğu krizin faturasını biz işçilere ödetmek istiyorlar. Bizler de diyoruz ki, bu krizi kim çıkardıysa onlar ödesin. Bu krizin faturasını biz ödemeyeceğiz, dediğimiz için bugün buradayız.
İşyerinizde hangi sorunlar yaşanıyor?
Şu anda kriz gerekçe gösterilerek 180 kişi çıkarılmak isteniyor. IG Metall sınıf işbirliği içine girerek, kriz durumunda patrona nefes aldırmaya çalışıyor. İşbirliği yapıp krizin faturasını bizlere yüklemeyi planlıyorlar. Sendika, betripsrat ve işverenin ortak aldıkları kararla 180 işçi çıkarılacak. Bu çıkarılan işçiler direk Arbeitsamt’a (İş ve İşçi Bulma Kurumu) gönderilmeyecek, 24 ay kursarbeiter (ksa çalışma) üzerinden iş verilecek, 18 ay beko denilen okula gönderilecek, 30 ay sonra da,
“Bu adam işsiz“diye sokağa atılacak. Çözümü kesinlikle sendikada görmüyorum. Çözüm bence sınıf mücadelesini yükseltmekte.
“Kapitalizme karşı sosyalizm!“ şiarının yükseltilmesi gerektiğini düşünüyorum ve bu noktada arkadaşları mücadeleye çağırıyorum. Almaya'da bu yeterli değil. Çünkü bugün işçi sınıfı içerisinde bir birliktelik sözkonusu değil. Almanya'da işçi sınıfına önderlik edecek komünist örgütler yok. Bu yüzden de çözüm sadece sendikalardan bekleniyor. Sendikalar da işçileri satıyor.
Hanifi/Stuttgart/Işsiz: Bugünkü eylem, krizin faturasının işçilere ödetilmemesi adına yapılan bir eylem. Kapitalizmin doğasından kaynaklı bir kriz bu. Bunun bilincinde olan her insan gibi bu eyleme katılmak gerekiyordu, ben de bu amaçla katıldım. Asberg Gtrach Klinger’de çalışıyordum. 9 yıl sendikada çalıştım. Bunun 8 yılında işçi temsilciliği başkanlığı yaptım. Üç haftadan beri de çalışmıyorum. İşten ayrılmamın birçok nedeni var. Fakat en önemli nedeni, IG Metall'in iş yerindeki tutumudur. Bu türden yürüyüşlerle, böyle sistem içi araçlarla bu sürecin aşılabileceğine ben inanmıyorum. En nihayetinde bu işin öncülüğünü yapan sendikaların büyük çoğunluğu burada krize karşı olduklarını söylüyorlar. Ama üretim alanlarında da işyerlerini koruma adına, patronlarla birlikte işçilerin önüne paketler koyuyorlar. Yani iki yüzlü davranıyorlar. Eğer devrimci dinamizm yaratılırsa içerden örgütlenilirse, toplumsal muhalefete dönüşürse belki bir sıçrama olabilir. Ama tersi bir durum da yaratabilir. İşte toplumsal muhalefetin havasını alma, boşaltma gibi de olabilir. Yani güçler dengesine baglı. Kimin bu gücü nasıl etkileyeceğine baglı birsey. Umarım istediğimiz gibi olur. Isteğimiz de krizi yaratanların faturasını da ödemeleridir, ödetmektir. .
Holfkaltz Mayo/Stuttgart/Belediye çalışanı: Ben sendika üyesiyim. Krizin faturasını biz ödemek istemediğimiz için burdayız. Bu yürüyüşlerin etkili olacağını ve işverenlerin bu konuda duyarlı olacağını düşünüyorum. Biz diğer fabrikalarda çalışanlar gibi krizden kaynaklı bir sorun yaşamadık. Fakat ilerki dönemlerde bizim fabrikayı da etkiliyeceğini düşünüyorum.
Anti-Faşist biri: Burdayım çünkü hükümetin bu kriz politikalarını kabul etmiyorum. Bu kriz kapitalizmin kendi sorunudur. Bu krizi kapitalistler kendileri yarattı. Ondan dolayı işyerinde ve bir çok alanda sosyal haklarımızı kıstılar. Biz bu kapitalizmin faturasını kendimiz ödemek istemiyoruz. Bunun karşısında durmak için burdayım. Benim için çözüm bu sistemin yıkılması ve yoksulluğun-zenginliğin olmaması. Herkesin eşit olduğu bir sistemin yaratılması gerekiyor.
Mönchengladbacg/İşçi: Biz biliyoruz ki her zaman 20 binin üzerinde insan açlıktan ölüyor ve diğer tarafta insanlar kendi karlarını düşünüyorlar. Şimdi çalışan insanlar da kriz gerekçesi ile artık işsiz kalacak ve bizlerin üzerinde bunu çözmeye çalışacaklar. Bu krizle insanların tüm gelecekleri mahfolacak. Buna izin vermek istemediğimiz için buradayız. Şu an yapabileceğimiz, bu tür yürüyüşlere katılmak. Bizler de katılıyoruz. Sesimizi duyurmak için.
Hüseyin/Modini işletmesi çalışanı: Biz radyotör üretiyoruz. Dünyada ve Almanya'da yaşanan krizden kaynaklı buradayız. Bu krizin faturasını bizim sırtımıza yıkmamaları ve bize ödetmemeleri için buradayız. Bu tür yürüyüşler örgütlemek ve katılmak gerekiyor. Fakat tek başına bunlar da yetmez. Özellikle fabrikalarda işçileri kriz üzerine, krizin nedenleri üzerine bilgilendirme etkinlikleri yapmak gerekiyor. Sendikalar işyerlerinde krize ilişkin belli çözümler getiriyorlar; kısa çalışma gibi. Fakat bu kısa çalışmanın sonunda işçilerin işten çıkarılmaları gündeme gelir. Bu konularda işçileri bilgilendirmek gerekir. Ver.di sendikası IG Metall’e göre daha aktif ve belli eylem programları var. Fakat bunlar da işçileri avutmanın ötesine geçmez diye düşünüyorum.
Emekli//Frankfurt: Franfurt havaalanından emekli oldum. Bu arada havaalanına yeni bir yer açılacak. Bu yeni yere ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum. Ama zenginlerin aşırı kar hırsları bitmez. Kriz aşırı kar isteğinin bir sonucudur. Ben bu yerin açılmasına karşı olduğum için buradayım. Aşağıdan yukarıya doğru bir ilişki var. Her zaman aşağıda bulunana faturayı ödetmek isterler. O yüzden biz buna karşı çıkmak zorundayız. Aşağıdakinden kastım, biz çalışanlar, emek harcayanlar. Yukarıdakiler de bizim emeklerimizle zenginleşenler. Fakat artık yeter! Bu krizin faturası da bizden çıkarılmasın diye buradayım.
Bonn/Üniversite Öğrencisi: Krize karşı olduğum için buradayım. Paralar hep bankalara akmakta, eğitime paranın aktarılmıyor, dolayısıyla iyi eğitim alamıyoruz. Ben kriz bahanesiyle bankalara paranın verilmesinden çok, eğitime verilmesini istediğim için burdayım. Bu tür yürüyüşlerle hükümetin duyarlı kalacağını düşünüyorum.
Matias/Bonn/Öğrenci: Politikacılar seçilmeden önce bir çok vaatlerde bulunuyorlar, seçildikten sonra hiç birini yerine getirmiyorlar. Buraya bu kadar kişinin katılması devletin politikalarını protesto etmek için. Bunun bir başlangıç olduğunu düşünüyorum. İleriki dönemde daha güçlü katılım olacağını düşünüyorum. Şimdi benim ailem işçi ve bu krizde onlar etkilendikleri gibi, benim de eğitimim zorlaşıyor. 480 milyon Euro bankalara aktarılacağına, bizim geleceğimiz için eğitime aktarılsın bu paralar.