Samarra kan ağlıyor

İşgal, savaş ve şimdide mezhepler ve halklar arası çatışma üzerinden çok taraflı iç savaş senaryoları

GÜNCEL
Perşembe, 2 Mart 2006 (20 yıl 7 ay önce)

Irak’ta kirli iç savaş senaryoları sahneye indi. Provokasyonlar, katliamlar, iç çatışmalar hız kazandı. Emperyalist işgalcilere karşı direniş odaklarından biri olan Samarra’da, Şii’lerin kutsal gördükleri, 12 imamlardan ikisinin yattığı Askeriye camisi içine bomba yerleştirilerek yerle bir edildi. Ardından başlayan olaylarda 168 cami kundaklandı. İki gün içerisinde 130 insan öldürüldü. Birçoğu sokaklarda kurşunlanmış olarak bulundu. Bakuba’da tuğla fabrikasına işçi taşıyan otobüslerin önü kesilerek aşağı indirilen 47 işçi katledildi. Çok taraflı bir iç savaş senaryosunda, öncelikle Şii-Sünni çatışması için tezgahlanan oyunlar hız kazandı.

[foto]samara+1.jpg[/foto]

Oyunun arkasındaki kirli eller…

Oysa 3 ay önce belli ittifaklar kurulmuş “parlamento seçimleri” yapılmış, Irak’ta “istikrarın önü açılmıştı”. Gerçi halen hükümet kurulabilmiş değil… Neler oluyor? Bir iç savaşın körüklenmesi kimlerin işine yaramakta.

Aslında sorun sadece Irak’la sınırlı olmayan bir kapsama sahip. Irak’ta oluşabilecek bir Şii-Sünni ittifakı, bugün bölge dengeleri açısından, emperyalist işgalcilerin kontrolünden çıkıp, İran gibilerinin de desteğini alarak bir “karşı” harekete dönüşebilir. Bölgede çatlak ses çıkartmayı bünyesinde barındıran, emperyalistler tarafından “şer ekseni” olarak adlandırılan İran, Suriye gerçeği var. Filistin seçimlerini Hamas’ın kazanması bu ekseni besleyen bir rol oynuyor.

[foto]samara+3.jpg[/foto]

Bu durumu yakın vadede bir tehlike olarak gören işgalci güçler, bölgede farklı tarihi şekillenmeye, inanç ve kültür yapılarına sahip halkların Genişletilmiş Ortadoğu Projesine mutlak boyun eğmesini dayatmaktadır. En ufak çatlak ses ya da farklı hesap güden güçler zor yoluyla hizaya getirilmeye çalışılıyor.

Kan emiciler kendi tarihlerinden de yansıdığı gibi ittifaklarını ve işbirlikçilerini seçerken, çıkarları gereği hiçbir kural gözetmezler. Her türlü pis emellerine ulaşmak için onları sonuna kadar kullanmayı esas alırlar. Bugün Ortadoğu topraklarında bu birikimlerinin bütün biçimlerini kullanıyorlar.

Ancak görünen o ki, ABD ve bağlaşıkları Irak’ı uğrattıkları yıkımdan henüz hoşnut değiller. Bütün tarihi eserleri ya yağmalanmış ya Amerikalı-Avrupalı kaçakçıların eline geçmiş, yüzyıllardır başına birşey gelmemiş kutsal yerleri yağmalanmış, yıkılmış tüm kaynakları emperyalistlerin elindeki Irak, bize “ya barbarlık içinde yokoluşu ya da başka bir dünya kurmamızın mutlak bir gereklilik oldugunu gösteriyor”.

[foto]samara+2.jpg[/foto]

Amerikan Cadısı sahnede

Bir tarafta halklar işgal, savaş, provokasyon, iç savaş sahneleri ve katliamlarla kan ve gözyaşına boğuluyor. Diğer tarafta emperyalist egemenlik çatışmasında ipleri elinde tutmak, işbirlikçiler ağını kontrol için diplomasi trafiği işletiliyor. Bu olayların baş gösterdiği günlerde Amerikan Cadısı Rice Ortadoğu turundaydı. Mısır’la görüştü önce, ardından Lübnan ve Suudi Arabistan ile. Yansıyan temel gündemlerden birisi İran üzerindeki kıskacın artırılması iken, diğeri Hamas’ın orta vadede ehlileştirilip emperyalistlerin bölge planlarıyla uyumlu hale getirilmesiydi.

Mezhepler ve halklar arası çatışma üzerinden, planları dahilinde kendini bölgede kalıcılaştırmaya çalışan işgalcilerin sergiledikleri oyunlar, başta bölge olmak üzere tüm dünya halkları gözünde teşhir olmuş durumda.

İşgalcilerin bölgeden sökülüp atılması halkların kader ortaklığı üzerinden birlikte hareketinden geçiyor. Halklar arasında kin ve nefret tohumları eken politikalara yedeklenenler ve onun oyuncağı haline gelenler tüm emekçi insanlığın nefretini kazanmaktalar. Bu nefret antiemperyalist bilinç ve yeni bir toplumsal sistem arayışı ile buluştuğunda halkların öfkesi, dinamiti olacak tarihin.


*Bu yazı Avrupa'da yayınlanan Yaşanacak Dünya gazetesinin 23. sayısından alınmıştır.