Dünya Kadın Konferansı hazırlık toplantısı

2011'de Venezuella'da yapılacak olan Dünya Kadın Konferansı Avrupa temsilcileri toplantısı yapıldı.

KADIN
Salı, 2 Haziran 2009 (17 yıl 4 ay önce)

Almanya'nın Gersenkircehen kentinde yapılan toplantıya; Almanya, Fransa, İngiltere, Yunanistan, İsviçre, İtalya, Hollanda, Macaristan, Bosna, Kazakistan, Türkiye ve Kürdistanlı örgüt ve partilerin temsilcileri katıldı.

Toplantıya kriz ve kadın dinamiği içerikli konuşmalar, izlenecek yol haritası tartışmaları damgasını vurdu. Türkiye ve Kürdistan'lı kadınlar adına ortak konuşmayı Devrimci Proletarya temsilcisi yaptı.

Türkiye ve Kürdistan'da işçi emekçi kadınların ciddi bir potansiyel olduklarını, fakat emekçi kadın dinamiğini örgütlemede devrimci örgütlerin ve sınıfsal bakış açısından uzak feminist örgütler olmak üzere iki farklı bakış açısı ve çalışma olduğu, devrimci hareketin bıraktığı boşluğun feminist hareketler tarafından doldurulduğu söylendi.

Kapitalist sistemin krizi ile birlikte yükselen direnişlerde işçi emekçi kadınların özel rolü, direnişin zaferle sonuçlandığı Novamed grevi, DESA direnişi grevlerinde kadınların mücadelesinin anlatıldığı bölüm alkışlarla kesildi. Şu anda süren ATV-Sabah direnişine vurgu yapıldı.

Kadının devrimci mücadeledeki yerine verilebilecek en somut örneklerden birisinin Türkiye'nin Dünya'da en fazla kadın politik tutukluya sahip olması, devrimci faaliyetlerinin karşılığı olarak binlerce Türk ve Kürt kadınının işkencelerden geçirildikleri, yıllarca hapislerde tutuldukları ayrıca gözaltında tecavüzlerin yaygın olduğu bir ülke olduğu anlatıldı.

Konuşmanın son bölümünde eleştirilere yer verildi, organizasyonun bakış açısı eleştirildi. Burada bulunan Türk ve Kürt kadınları olarak asıl olarak göçmen örgütlenmeleri oldukları, göçmen kadınların Avrupa’da ciddi bir dinamik olduğu vurgulandı. Dünya Kadın Konferansını önemsedikleri ve Avrupa ülkelerinde faaliyetini yürüttükleri söylendi. Fakat göçmen kadınların Almanya delegasyonu tarafından değil, bizzat kendileri olarak temsil edilmeleri gerektiği eleştirisi yapıldı. Ayrıca Ortadoğu delegasyonu ve Ortadoğu adına Türk ya da Kürt kadınlarından bir temsilci diye bir temsiliyet olamayacağı eleştirisi tekrarlandı. Kendilerinin Ortadoğulu bütün kadınları temsil edemeyecekleri, İran, Irak, Suriye, Lübnan, Filistinli temsilcilerin olduğu alt bir konferans önerisi götürüldü. Kadınlar açısından cehennem olan bu coğrafyadan temsilciler olmasının dünya çapında birleşik mücadele açısından önemine vurgu yapılarak bu konuda ısrarcı olacağımız söylendi.
Diğer ülkeler temsilcilerinin konuşmaları şöyle:

Almanya


Dünya çapında sisem krizi ve buna karşı mücadele, kadınların bu mücadeledeki yeri üzerine görüşlerinizi merak ediyoruz. Krizin mali piysaların krizi olduğu, Obama ve Merkel'e destek olmak gerektiği vurguları yapılıyor. Oysa bu mali piysaların krizi değil, aşırı üretim krizidir. Bu kriz kapitalizmin krizi. Doğru spekülasyon ekonomisi dünyayı berbat hale getirdi. 50 milyar sermaye yok oldu. Bu elli milyar sermayeye şemsiye oluşturdu. Almanya'da bir gecede bütçeden 10 milyar dolar boşaltıldı. Krize 500 trilyon dolar ayrıldı. 0,7 milyar sermaye bir anda yok oldu.

Sadece kapitalizmin krizi değil, sınıfsal çelişkiler de derinleşiyor. Aileler parçalanıyor, bir çok ailenin geçimini bir tek çalışan kadın üstlenmek zorunda kalıyor. Gelecek belirsizliği çok ciddi psikolojik sorunların yaygınlaşmasını getiriyor. Kadınlar arasında işsizlik yaygınlaşıyor. Hükümet kısa süreli çalışmayı bir seneye uzattı. 4 bin kadın çalışan hastahaneler vb.den işten atıldı. 10 bin işyerinin kapatılması düşünülüyor. Kapatılması düşünülen Schleker zincirine karşı şu anda süren direniş var. (Parfümeri ve temizlik maddesi vb. satan mağazalar zinciri) Eskiden çalışmaya saat başı 13 Euro ödenirken, bu 7-8 Euro'ya düşürülüyor. Dünya çapında her gün 10 bin çocuk ölüyor, bir milyar insan aç durumda. 8 Mayıs'ta Berlin'de açlık oranının yükseldiğini açıkladılar. Fakat bunlarla kapitalizm kendine milyonlarca karşıt yaratıyor. Kadın potansiyeli ise çok ciddi bir yer kaplıyor.

İzlanda'da kadınlar (karakolları basmak da dahil ...) yaptıkları kriz karşıtı eylemlerle hükümeti düşürdüler. Yunanistan'da, Fransa'da, İtalya'da kriz karşıtı eylemlerde kadınlar yerlerini aldılar. Fakat tek tek ülkelerdeki mücadele dalgası ile başarıya ulaşılamaz. Örneğin İzlandalı kadınlar ''Hükümeti düşürdük, yenisi de bizim için anlamsız'' diyorlar.

İtalya


Biz Dünya Kadın Konferansı için 8 Mart'ta çeşitli komiteler oluşturarak çalışma yürüttük. Sendikalar da kadın konferansını destekliyor. Biz bu çalışmayı yüzyıllardır kendi adasına baskı taşıyan Vatikan'a karşı mücadele ile birleştirdik. Kadının özgürleşmesi ancak farklı bir sistemle mümkündür, bu da sosyalizmdir.

İtalya'da komünist hareketin de etkisiyle kitlesel bir hareket oluşturmaya, seçimlere de katılmayı düşünüyoruz. Kitlelerin krize karşı mücadelesini yükselmeye çalışıyoruz. Kadınlardan okullardan ve halkın çeşitli kesimlerinden komiteler oluşturduk. Bu komitelerdeki insanlar politik değiller fakat krizle birlikte sosyalizm, kapitalizm üzerine sorular sormaya başladılar. Bütün bu çalışmaları birleştirmek, bir üst komisyon oluşturmak gerekli.

Fransa


Yürüttüğümüz kadın çalışmasını yeterli bulmuyoruz. Fransa'da en güçlü iki kadın hareketi var. Radikal bir mücadele yürütüyoruz, fakat çabuk izole edildik. Arkadaşlar işyerlerinde bir şeyler yapıyorlar fakat kendilerine fazla güvenmiyorlar. Biz bu çalışmayı daha fazla yükseltmeliyiz. Fransa'da çok fazla göçmen kadın yaşıyor, sınırdışı tehlikesi ile karşı karşıya olan yine çok fazla kadın var. Bunları da ciddi bir potansiyel olarak değerlendirmeliyiz.

İsviçre


Ekim ayında dünyanın ve İsviçre'nin en büyük bankasında olanlar için insanların sokağa döküldüğünü biliyorsunuz. %3'lük bir işsizliğe rağmen, müthiş bir gelecek korkusu duyulması komik gibi görülebilir fakat herkes geleceğinden korkuyor. İnsanlar kısa çalışıp az para kazanıyorlar. Artık korsan işyerleri yaratıyoruz. İsviçre'de 1940'larda kadınlara seçme seçilme hakkı verebilen sosyal devlet yok oluyor. Doğum izni 14 haftaya düşürüldü.

Kadınlar kitlesel olarak ilk defa 1982'de kendilerini göstermeye başladılar. Ülkede Alman, Fransız, İtalyan, Portekiz kantonları var. Bizim şimdilik Alman kantonlarında çalışmalarımız var. Fransız İtalyan kantonlarında başlatmaya çalışıyoruz. Bu 8 Mart'ta kadınların çok aktif olduğu gösteriler yaptık. 200 kadından oluşan komitemizle 8 Mart'ı organize ettik, Dünya Kadın Konferansı için imza kampanyası başlattık, sendikalarla görüştük. Sendikalar da konferansa destek veriyorlar.

İngiltere


Biz çok şanslı (!) bir burjuvaziye sahibiz. İşçi hareketini kontrol edebilen bir burjvaziye. Sendikal hareketi, komünist hareketi engelleyen burjuvaziye. 19 yy'lın başından beri sömürgecilikten kazanılan paralardan beslenen işçi aristokrasisi yaratma geleneği olan bir burjuvaziye. Yine gerçek komünistlere karşı bir blok oluşturup, komünizme partiler üzerinden geçebileceğini savunanlar da bu aristokratlaşmış işçi geleneğinin temsilcileridir.

İngiltere'de kadın hareketi aktiftir, hareketlidir. Ford grevi gibi grevlerde etkisini hissettirebilmiştir. Fakat burjuva ajanları feministler, sınıfsal mücadeleyi erkeğe karşı mücadeleye çevirmeye de çalışıyorlar.