Biz geleceğiz!

İhtilalci Gençlik, Avrupa ülkelerinde başlattığı kamplardan ikincisini, 30 Mayıs – 1 Haziran tarihlerinde Almanya’da yaptı.

GENÇLİK
Salı, 2 Haziran 2009 (17 yıl 3 gün önce)

İhtilalci Gençlik, Avrupa ülkelerinde başlattığı kamplardan ikincisini, 30 Mayıs – 1 Haziran tarihlerinde Almanya’da yaptı. Bir gençlik örgütü inşa etme yolunda ilerleyen İhtilalci Gençlik bu kampla adımlarını hızlandırdı. Kampa çoğunluğu NRW bölgesinden olmak üzere 20 genç katıldı.

Üç gün süren kamp sosyal-kültürel üretim ve paylaşımın yanında, örgütsel-siyasal konularda da henüz yeni doğmakta olan İhtilalci Gençliğin gelişimine kapı aralayacak olan hedeflerin konduğu bir içerikte geçti.

Uyandırma servisi


İlk gün daha çok yerleşme-tanışma-kaynaşma içeren tarzda geçti. Kamp programı, yapılabilecekler birlikte planlandı. Kamp süresi boyunca herkesin kendisini ifade edeceği bir zeminde hareket edildi.

Planlama sırasında en fırtınalı tartışma sabah kalkma saati üzerinden koptu. Kahvaltı saati 08′di. Saat 07.30′da kalkmış olmak gerekiyordu. Oysa herkeste tatil rehaveti vardı. O saatte kalkmayı bir işkence gibi görenlerimiz vardı. Bu soruna kesin çözüm için uyandırma servisi kuruldu. Bu kapsamda iki gönüllüye görev verildi. Görev alanlar en etkili uyandırma yöntemlerini kullanacağına dair söz söyleyenler oldu.

Gece macera dolu geçmişti. Yatağa bağlananlar, yüzü kalemle boyananlar olmuştu. Gece başına gelenlerin farkında olanlar da vardı, derin uykusundan kaynaklı hiç tınlamayanlar da. Uyanma saati geldiğinde, kalkmak konusunda en fazla mızmızlananlarımız da dahil hemen herkes alarmını kurmuştu. Farklı seslerdeki cep telefonu alarmları, bir birinden habersiz 5′er dakika aralıklarda çalmaya başlayınca herkes mecburiyetten ayaktaydı. Bu sorun uyandırma servisinin etkili yöntemlerine gerek kalmadan aşılmıştı.

Daha kampın ilk gününde bunun yaşanması bile, bireycilikten-bencillikten uzaklaştığımız ortamların üzerimizde bıraktığı etkiyi gösteriyordu.

İlk biçimler


ig kampKampın ikinci günü oldukça paylaşımcı, canlı ve aynı zamanda yoğun geçti. Bireyciliğin sınırları parçalanıyordu. Sohbetlerimizi de eğlencelerimizi de bir birimizden sorumluluk duyduğumuz bir biçimde yaşadık.

En gencimiz 13 yaşındaydı. Yaşına ve yetiştiği koşullardaki kültüre rağmen, böylesi bir ortamda kendisinde bireyciliğin hiç bir izinin olmaması, kampta yaratmak istediğimiz şeyin somut bir yansımasıydı.

Bugün ve gelecek bağlantılı İhtilalci Gençliğin örgütlenme biçim ve araçları tartışıldı. Üç saat süren toplantıda 17 Haziran’da Almanya çapında yapılacak olan okul boykotu da gündem oldu.

İhtilaci Gençlik internet sitesinin farklı dillerde yayın yapması ve içeriğinin zenginleştirilmesi, bir internet radyosunun kurulması ve Kasım ayında merkezi bir gençlik kampının yapılması belirlemeleri yapıldı.

İhtilalci Gençlik ilk bildirisini kampta kurduğu bir komisyonla 17 Haziran boykotuna dönük çıkardı. Boykotun aktif örgütlenmesi ve eylemlere katılımın genişletilmesi, göçmen gençlerinin süreç konusunda bilgilendirilip boykota ve eylemlere katılmasının sağlanması kararlaştırıldı.

Akşam saatlerinde mangal yapıldı. Çiğ köfte yoğruldu. Ateş yakılıp etrafında türküler söylenip halaylar çekildi. Hemen oracıkta bir ekip bir skeç hazırlayıp sundu. Sessiz sunulan pandomim, patronun işçileri nasıl rekabete soktuğunu, işten atmaları, az işçiyle fazla üretimin nasıl gerçekleştirildiğini anlatıyordu. Oldukça dinamik sunulan pandomim herkesi kahkahaya boğduğu kadarda düşündürdü.

Gün içerisinde oynanan voleybol, basketbol ve masa tenisinin yanında akşam da ip çekme yarışı yapıldı. Gün içerisinde yaşanan yoğunluğa doyulmamıştı. Gece de orman gezisine çıkıldı.

Ayrılık hüznü


Son gün daha yeni birbirimize alışmış, yeteneklerimizi ve ortak üretimlerimizi bir birimizle daha yoğun paylaşmaya yeni başlamışken, mekansal olarak ayrılık vaktinin gelmesinin hüznü vardı. Yeni buluşma ortamlarını yaratma isteği bu hüznü bastırıyordu. Bu herkesin yüzünden okunabiliyordu.

Kamp değerlendirmemizi birlikte başaracaklarımıza duyduğumuz güvenle yaptık. ‘Biz geleceğiz’ sıcaklığı ile sarıldık birbirimize!..

Bize sorunmuşuz gibi davranıyorlar, oysa biz sorun değil geleceğiz. Sorunlarımızın kaynağı içinde yaşadığımız sistemin kendisidir. Bir kez daha haykırıyoruz; BİZ GELECEĞİZ!..

Kaynak: Yaşanacak Dünya