Grev! Anaokullarında kazan kaynıyor

Ver. di ’ye bağlı sosyal ve eğitim hizmetleri alanındaki çalışanların “Sağlıklı çalışma koşulları” için yaptıkları grevler 15 Mayıs 2009’dan bu yana ara ara devam ediyor.

DÜNYA
Cuma, 12 Haziran 2009 (17 yıl 4 ay önce)

Ver. di ’ye bağlı sosyal ve eğitim hizmetleri alanındaki çalışanların “Sağlıklı çalışma koşulları” için yaptıkları grevler 15 Mayıs 2009’dan bu yana ara ara devam ediyor. Patroların 27 Mayıs 2009’daki 4. anlaşma turunda göz boyayan önerisinin mevcut iş koruma yasası düzenlemelerinin gerisinde kalması grevlerin uzayacağını gösteriyor.

Stuttgart’ta 9 Haziran 2009’da 2 bin civarında çalışan iş bıraktı ve 200’ün üzerinde anaokulu kapalı kaldı. 10 Haziran’da da grevlerin devam etmesiyle Stuttgart ve çevre bölgelerde yaklaşık 250 anaokulu çalışmadı. Perakende iş kollarında çalışanlar ve eğitim hizmetleri alanındaki çalışanların yürüyüşü sendika binasının önünden başlayıp şehir merkezinden geçerek Schlossplatz alanında sona erdi. Katılımın yaklaşık 3 bin civarında olması, havanın sıcak olmasına rağmen Schlossplatz’daki grevin coşkusu alışılagelmiş grev ve yürüyüşlerden çok daha güçlüydü.

Özellikle eğitimin üniversitelerde değil anaokullarında başladığının vurgulanması, dikkatleri anaokullarına çekmektedir. Bu hizmet sektöründe çalışan eğitimcilerin çalışma yoğunluğu yüzde 63 oranında artmış fakat buna karşın gerekli olan çalışma koşullarının çerçevesinde hiçbir değişikliğe gidilmemiş. Eğitimciler üzerinde baskıların giderek artmasıyla birlikte ruhsal sağlıklarının bozulduğu ve hastalıkların arttığı gözlemlenmektedir. Stres faktörünün yarattığı huzursuzluklar konsantrasyon, bitkinlik, baş ağrıları, bel ağrıları ve verimsizlik gibi sorunları da beraberinde getirmektedir. Yapılan anketlerde çalışanların yalnızca yüzde 13’ünün çalışırken ya da işten sonra herhangi bir şikayetlerinin olmadığı yönündedir.

Stuttgart’taki anaokullarında bir eğitimciye düşen çocuk sayısının diğer bölgelerden fazla olması ve bu konuda gerçek anlamda gözlemlere dayalı olarak kriterlerin maksatlı olarak belirlenmemesi, az çalışanla çok iş yaptırma politikaları devlet eliyle sömürünün boyutlarını tarif edilemez hale getirmektedir.

Öte yandan anaokullarında çalışan eğitim emekçilerinin brüt bin 500 Euro’nun altında aylıkla çalışmaları birçoğunu hafta sonları yedek işler yapmaya itmektedir. Bedensel yorgunluğun da eklenmesiyle yaşamları tamamen kabul edilemez bir biçimde alt üst olmaktadır.

Uzmanların görüşleri de küçük gruplarda yüksek ses ve stresin azalacağı ve çocukların eğitiminin daha verimli hale geleceği yönündedir. Aksi koşullarda emekliliğin 67 yaşına çekilmesiyle birlikte bu işten bu koşullarda hiçbir çalışanın emekli olması mümkün görünmemektedir.

Ailelerin de destek vermesiyle anaokullarında çalışan eğitim emekçilerinin haklı istemleri güç kazanmaktadır. Ailelerin Belediye binasında protesto eylemleri ve istemleri de giderek çatlayan eğitim sisteminin en alt basamaktaki merkez noktayı oluşturan anaokullarında yaratacağı tahribatın izdüşümlerine gösterge oluşturması kapitalist düzenin giderek köşeye sıkışmaya başladığını da göstermektedir. Ailelerin istemleri arasında “Stuttgart’ta açıkta olan iki 500 anaokulu çocuğuna olanak yaratılması, eksik olan 100 iş yerinin derhal eğitimcilerle doldurulması, ücretlerin anaokulu eğitimcilerin hak ettiği tavandan ödenmesi” vb.leri olarak belediyeler önünde yansıtılırken, yer yer neden bu kadar acil olmayan konulara (Stuttgart 21) yatırımlar yapılırken eğitime yatırım yapılmadığının sorularını da dillerde tartışılır hale getiriyor. Aileler eğitimin iyileştirilmesinin gerekli olduğunu da savunarak “bu biçimde ancak çocuklarımız daha başarılı olacaklardır” görüşünü belirtirken tam tersi devlet bu konuda tasarrufa gitmektedir. Öyle ki, anaokullarında çalışanların sadece yüzde 20’si tam gün olarak çalışmaktadırlar. Yüzde 80’lik potansiyel ise sözleşmeli ve bazıları da yarım gün olarak çalışmaktadırlar. Gözlemlenen, çalışanların büyük çoğunluğun sözleşmelerinin tekrar uzatılmayacağı korku ve baskılanmasıyla gündelik hayattaki sosyal ve ruhsal dengelerinin bozulduğudur.

Mücadelelerinin daha başarılı olması umudu ile ailelerin ve kitle kurumlarının kendilerine destek vermeleri beklenmektedir. Bu bağlamda duyarlı olan herkesin Almanya genelini kapsayan 15 Haziran 2009 Pazartesi günü Köln kentinin

Hans – Böckler Platz’ ından başlayacak olan yürüyüşe katılmaları beklenmektedir.

Yaşanacak Dünya Stuttgart, 10 Haziran 2009