Suçları Kürt çocuğu olmak

Çıktıktan sonra rüyamda hep asker ve gardiyanların beni nasıl dövdüklerini görüyorum

GENÇLİK
Pazar, 14 Haziran 2009 (16 yıl 11 ay önce)

12 Haziran Cuma günü tüm Türkiye‘de olduğu gibi Adana'da da çocuklar karnelerini aldılar. Ancak bazı çocuklar vardı ki “Örgüt üyeliğinden” tutuklanarak aylarca cezaevinde kalıp çeşitli işkencelere maruz kaldılar. Bu yetmezmiş gibi içerde oldukları süreç okudukları okul idaresi tarafında işleterek, devamsızlıktan sınıfta kaldılar, karnelerini dahi alamadılar. Şimdi çocuklar “bizim suçumuz neydi” diye soruyorlar. Suçları devlet tarafından çoktan onanmış bile. Kürt çocuğu olmak..

Türkiye'de 2006 yılında, Terörle Mücadele Yasası'nda yapılan değişiklerle çocukların kendilerine özgü yargılanma ilkeleri dışında yargılanmalarının yolu açılması sonucunda 2008 yılının Kasım ayından bu yana Diyarbakır, Adana, Mersin başta olmak üzere çeşitli illerde çıkan gösteriler sonrasında tutuklanmış olup, yargılama süreci devam eden 12-18 yaşları arasında, 250 civarında çocuk bulunmaktadır. Adana‘da ise son olarak 9 çocuğun daha tutuklanması ile birlikte tutuklu çocuk sayısı 81‘e ulaştı.

13 Haziran Cumartesi günü Adana İnsan Hakları Derneği'nde Kasım ayından bu yana tutuklu olup da serbest bırakılan çocuklar ve aileleri tarafından bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Yaşları 12 ila 17 arsında değişen çocuklar, cezaevindeki koşullarını anlatırken aileleri de cezaevinden çıkan çocukların, yaşadıkları psikolojik sorunlarını dile getirdiler.

Şimdi cezaevinde ve çıktıktan sonra neler yaşadıklarını çocukların bir de kendi ağızlarından dinleyelim:

Şemdin ÖZBAY: ( 9 Şubat 2009 tarihinde tutuklandı. 4 Haziran 2009 serbest bırakıldı.) Beni oturduğumuz mahalleden polisler alarak önce çocuk şubeye götürdüler. Oradan Kürkçüler Cezaevi'ne koydular. Kürkçüler'de ben diğer (adli) tutuklu çocuklarla aynı koğuşta kaldım. Bize burada çok ağır işkenceler yaptılar. Önce tüm elbisemizi çıkarttılar. Sonra soğuk su döküp coplarla saatlerce dövdüler. Askerler sırtımıza binip kendilerini taşıtıyorlardı. Askerlerden sonra gardiyanlar geliyor, yine bizi sürekli coplarla dövüyorlardı. Cezaevine gelen ağır, erzak dolu kasaları bizlere taşıttırdılar. Gardiyanlar kasaları taşırken arkamızdan da tekmeliyorlardı. Kürkçüler Cezaevi'nden sonra Payas Cezaevi'ne götürdüler. Yolda giderken sürekli bize dayak attılar. Orada da yine aynı işkenceleri yaptılar bize. Ama burada siyasilerin koğuşuna koydular bizi.

Cezaevinden çıktım çıkalı yemek yiyemiyorum. Geceleri uyuyamıyorum. Uyuduğumda ise kabuslarla uyanıyorum. Rüyamda polis ve gardiyanlar beni döverken görüyorum. Ben Motor Meslek Lisesi 2. sınıfta okuyordum. Ancak cezaevinde olduğumdan devamsızlıktan kaldım. Üstelik okul karnemi de vermedi. Ben karnemi almak istiyorum. Bir de Kürkçüler'den Payas Cezaevine giderken cep telefonuma el koydular. Çıkarken de geri vermediler.

Necmettin KALECEK: (29 Ocak 2009'da tutuklandı. 20 mayıs 2009'da serbest bırakıldı) Beni karakola götürürken polisler sürekli dövdü. Kürkçüler Cezaevi'ne geldiğimde ise gardiyanlar “Terörist geldi” diyerek copla dövdü. Gardiyanlar bizlere “Terörist” diyerek sürekli aşağıladılar. Her sayımda gardiyanlar bize dayak attı. Ben de rüyamda sürekli kabuslar görüyorum. Uyuyamıyorum. Cezaevindeki yaşadıklarım sürekli rüyalarıma giriyor.

Ahmet BAYNA: ( 17 Şubat 2009'da tutuklandı. 18 Mayıs 2009'da serbest bırakıldı) Cezaevinde beni de çırılçıplak soydular, üstüme soğuk su döktükten sonra copla dövdüler. Askerler sırtıma binerek beni yürümeye zorladılar. Bu yüzden şimdi belimde sürekli ağrı var. İçerde gardiyanlar ve askerler tarafından sürekli küfürlere maruz kaldık. Cezaevine girmeden önce 8. sınıftaydım. Adana Nilüfer Hatun İlköğretim Okulu'nda okuyordum. Çıktıktan sonra okul idaresi beni okula almadı. Ben de diğer çocuklar gibi öğrenimime devam etmek istiyorum. Eğitim hakkımı elimden alanlara karşı herkesi duyarlı olmaya çağırıyorum.

Bu arada çocuklara yaptığımız bu sohbet esnasında kunduracıda çalıştığı için basın açıklamasına yetişemeyen Musa Danış geliyor. Musa olağanüstü gülümsemesiyle “Ya ben çalışıyorum da o yüzden yetişemedim” diyor. Musa sohbet ederken 14 yaşın verdiği yarı çocuksu yarı erginlik hali ve esprili tavrıyla anlatmaya başlıyor.

Musa DANIŞ: (2 Kasım 2008 tutuklandı. 05 Şubat 2009'da serbest bırakıldı) 14 yaşındayım. Kenan Evren İlköğretim Okulu'nda okuyorum. Barboros Mahallesi'nden evimin önünden polisler gelip beni aldı. Yaralanan bir polis olayını üstüme attılar. Önce emniyete götürdüler. Sonra beni Kürkçüler Cezaevi'ne götürdüler. Önce kasıklarıma vurdular. Kafama copla vurdular. Beni mahalleden emniyete götürürken çok dövdüler. Önce Kürkçüler Cezaevi'nde karışık koğuşa koydular beni. Oradan Payas Cezaevi'ne götürdüler. Siyasilerin yanında kaldım. Orada bir komutan vardı. Beni çok dövdü. Pozantı Cezaevi'ne giderken beni yolda çok kötü dövdüler. Çıktıktan sonra rüyamda hep asker ve gardiyanların beni nasıl dövdüklerini görüyordum. İlk önceleri pek belli olmuyordu ama sonradan yemek yiyemez oldum. Çıkıp da okula döndüğümde, okul idaresi bir daha böyle bir şey olursa beni okuldan atmakla tehdit etti. Şu anda 7. sınıfa gidiyorum. Okuluma devam etmek istiyorum. Şu anda babam işsiz. Annem de işsiz. Ben haftalık 10 TL‘ye bir kunduracının yanında çalışıyorum. Bugün İHD binasına gelirken sivil polisler bizi takip etti. Sonra önümü keserek “Nereye gidiyorsun” diye sordu. Ben de “Hakkımızı aramaya” dedim.

Evet yaşları 12 ile 17 arasında değişen bu çocuklar okumak istiyorlar. Geceleri kabus yerine umut dolu rüyalar görmek istiyorlar. Rüyalarında cop, dayak yerine matematik problemi çözmek istiyorlar. Top oynamak, denize girmek istiyorlar. Özgür olmak istiyorlar...