Göçmen işçi sorunu, her türlü önyargı, ulusal- kültürel farklardan uzak kapitalist sömürüde sınırların olmadığı bir sınıf sorunudur.
yasanacakdunya.net
Günümüzde kapitalist sistemin içine düştüğü ekonomik ve mali krizin toplumun her kesimini etkilediği bu süreçte, göçmen işçiler bu durumdan nasıl etkileniyor. Kuşku yok ki Avrupa ülkelerinin tümünde yaşayan göçmen işçiler de diğer sınıf kardeşleri gibi işsizlik, yoksullaşma gibi temel sorunlarla karşı karşıya. Ne var ki krizle birlikte artan işsizlik temel faktörü ile, göçmen işçilerin üzerindeki ırkçı ve yabancı düşmanlığının artrması gibi bir durum da söz konusudur.
Bilindiği gibi yıllardır ırkçı ve faşist partiler Avrupa'daki “işsizliğin sorumlusu” olarak göçmen işçileri gösterip çözümünün de göçmenleri yurtdışı etmek olduğunu açıkça savunarak, özellikle işsiz kitleler içinde kendilerine taban bulmaya çalışmışlardır. Bunda epey başarılı oldukları da bir gerçek. Tekelci sermaye ve onun temsilcileri liberal sağ ve diğer muhafazakar partiler de buna el altından destek vermiş, hatta zaman zaman kendileri de benzer şeyleri dillendirerek işsizlikten kentlerde artan tüm güvenlik sorunlarına kadar yabancıları hedef gösterip kendi sistemlerinden kaynaklanan sorunları gizlemeye çalışmışlardır.
Sistemin içine düştüğü ekonomik ve mali krizin saklanılamayacak ve saptırılamayacak kadar açık olmasına karşın “göçmen işçiler” yine hedef tahtasına konulur mu? Sermaye ve onun siyasi temsilcilerinin “yabancı düşmanlığı” politikalarından hiçbir zaman vazgeçmeyecek ve bunu politik bir malzeme olarak kullanacaklarından kuşku yoktur.
Ancak Amerika’dan başlayarak tüm kapitalist emperyalist sistemi saran mali ve ekonomik krizi geniş kitlere inandırmalarının mümkün olmadığını bildiklerinden bu kez “Krizi göçmen işçiler çıkardı“(!) diyemediler.
Tam tersine bu kriz “yabancı düşmanlığı”nın nasıl yapay olarak yaratıldığı ve körüklendiğinin gerekçesi olan “işsizlik” konusunda yalanlarını da ortaya çıkarmış oldu. Yerli işçi ile göçmen işçilerin kriz karşısında aynı derecede zarar gördüğü -burada göçmen olmaktan kaynaklı özgün sorunları bir kenarda tutuyoruz- ve kendilerinin hiçbir sorumluluklarının olmadığı, krizin bedelini ödememek için birlikte mücadeleden başka şanslarının olmadığı gerçekiği de çarpıcı bir şekilde ortaya çıktı.