Yaşamevi’nde seçim söyleşisi

20 Ağustos'ta Köln'de yeniden açılan Köln Yaşamevi seçim üzerine bir söyleşiye ev sahipliği yaptı. Söyleşiye Yaşanacak Dünya, AGİF ve MLPD’den birer temsilci konuşmacı olarak katıldılar.

DÜNYA
Cuma, 21 Ağustos 2009 (17 yıl 2 ay önce)

Almanya’da 27 Eylül’de yerel ve eyalet seçimleri var. MLPD seçim hazırlıklarını yaparken göçmen emekçileri bünyesinde toplayan Türkiyeli kurumlara birlikte çalışma çağrısında bulunmuştu. Dün (20 Ağustos) yeniden açılan Köln Yaşamevi, bu doğrultuda düzenlenen ilk etkinliğe -seçim üzerine bir söyleşi- ev sahipliği yaptı. Bu söyleşiye Yaşanacak Dünya, AGİF ve MLPD’den birer temsilci konuşmacı olarak katıldılar.

Yaşanacak Dünya adına yapılan konuşmada; Almanya’da emperyalist-kapitalist sistemin yapısal krizi koşullarında seçime girildiğine, krizin yarattığı yıkım ve bu yıkımın içerisinde işçi ve emekçilerde kapitalizmi sorgulayan ve sisteme karşı bir tepki ve arayışı da beraberinde getirdiğine değinildi. Sosyalizmin kurulmasına önderlik yapacak devrimci ve komünistlerin alternatiflerini çok güçlü ve çok yönlü bir biçimde ortaya koyamadıklarında, bu arayış ve tepkilerin kapitalizmin ömrünü uzatmaya zemin hazırlayacak noktalara kayacağı vurgulandı. Irkçılığın körüklenip büyüyeceğine, emekçiler arasında yapay saflaşmaların derinleşeceğine işaret edildi.

İşçi ve emekçilerin yaşadığı sorunların kaynağının kapitalist sistem olduğu ve bu sisteme karşı birleşik bir mücadeleyi örmenin zeminlerinin yaratılması ve büyütülmesine, sosyalizm alternatifini güçlendirmeye ihtiyaç olduğu vurgulandı.

Konuşmacı sözlerine daha sonra şöyle devam etti:

İşçi sınıfı önderliğinde sosyalizm mücadelesini savunan, bugünkü toplumsal gelişmenin düzeyine yanıt vermesi zorunlu olan güçlerin, diğer mücadele araçlarıyla birlikte parlamentoyu da bir mücadele mevzisi ve kürsüsüne dönüştürme yönelim ve çabası yersiz değildir. Asıl sorun parlamentoya girip girmeme değil, krizin yarattığı etkiyi de arkamıza alarak, işçi ve emekçilerin politik duyarlılığın arttığı bu kesitte kapitalizme karşı mücadele bilincini tetiklemek ve sosyalizm propagandasını güçlendirmenin gerekliliğidir.
Yaşanacak Dünya adına yapılan konuşmada daha sonra, 50 yıldır Almanya’nın sermaye birikiminde göçmen emeği sömürüsünün oynadığı role ve bugün emperyalist ülkelerin göç politikasına bakışı, onu nasıl kendi çıkarları doğrultusunda belirlediklerine değinildi. Özellikle neoliberal politikalar ile ırkçı, gerici ve saldırgan asimilasyon politikalarını nasıl dayattığına, göçmenlerin yaşam alanlarını nasıl daralttığına ve göçmenlerin ciddi gelecek kaygısı yaşadıklarına vurgu yapıldı. Göçmenlerden “vatandaşlık sorumluluğu” beklendiği, kendileriyle ilgili politika belirleyecek kişileri seçme konusunda hiçbir hakka sahip ol(a)madıkları açıklandı. Seçim çalışmalarında göçmenlere seçme ve seçilme hakkının verilmesi talebi başta olmak üzere, işçi ve emekçilerin, göçmenlerin sorun ve talepleri vurgulandı. Neoliberal politikalara, sınırdışı kararlarına, gerici ırkçı yasalara karşı mücadele edip sosyalizm propagandasını esas alan bir seçim faaliyeti yürütecekleri açıklandı.

MLPD’nin ciddi zayıflıkları var; bunu biliyoruz. Onun özellikle sosyalizm vurgusu ve bugüne kadar işçi ve emekçiler içerisinde yürüttüğü devrimci faaliyeti önemsiyoruz. Enternasyonal alandaki ideolojik ve organizasyonel çabasını anlamlı buluyoruz ve bütün bu nedenlerle onu destekliyoruz.
MLPD’nin Köln adayı Doktor Ernst Herbert ise konuşmasında öncelikle MLPD’nin enternasyonal çalışmalarına değindi. Kapitalizmin en derin krizini yaşadığını vurguladı. Bir yıl önceki Hamburg kongresinde kapitalizmin yapısının bozulduğuna dair tespit yaptıklarını belirtti.
30 yıllık devrimci yaşamında önceleri sosyalizm propagandasını yaptıklarında “diğer tarafa git” diye eleştiriyorlar ve dinleme gereği dahi duymuyordu insanlar. Fakat şimdi antikomünist önyargıların kırılmaya başladığını görüyorum. Emperyalizmin başını çeken ABD şimdi artık savunmaya geçti. Özellikle işçiler içerisinde sol akıma yönelimi görmek mümkün.

Meydanı gerici faşistlere, reformistlere bırakmamak gerekiyor. Bu sorumlulukla hareket etmek zorundayız. Sağlıklı analiz yapmalıyız ve kendimizi de kandırmamamız gerekir. Bugün reformist ve revizyonistler kitlelerin özlemlerine oynuyorlar. Bu yüzden mücadelemizde ısrarlı olmaya ihtiyacımız var. Biz de biliyoruz ki, bugün parlamentoya girme olasılığımız çok zayıf, fakat şu kriz koşullarında, krizin arka planını teşhir etme, işçi ve emekçilere sosyalizm ideallerini taşıma fırsatını değerlendirmek gerekiyor. Seçim sloganlarımızı, hem sosyalizm hedefimizdeki stratejik yönelimimize hem de kitlelerin ihtiyaçlarına cevap olacak tarzda belirlemişiz. Bugün parlamentoya giremeyebiliriz. Fakat ileriki süreç açısında safların netleşerek belli kazanımlar sağlayacağımızı düşünüyoruz.

Şimdi hükümet sanki kriz bitmiş gibi davranıyor. Her şeyi güllük gülistanlık olarak yansıtıyor. Seçim sonrasında krizin faturasını kitlelere yıkacağını çok iyi biliyoruz. Krizle birlikte Almanya’da 300 bine yakın taşeron işçisi işten atıldı. 600 kişi Ford fabrikasında kapının önüne kondu. Sağlık sigortalarına yeni zamlar gelecek. Bochum Belediyesi 120 milyon tasarruf yapacağını açıkladı. Bu tasarrufun faturasını kime çıkartacaklarını çok iyi biliyoruz. Bunlarla birleşik olarak korktukları isyanlara dönük önlem planlarını daha şimdiden uygulamaya koydular bile. Planları ise, internet üzerinde yapılan haberleşmeyi kontrol etmek. Polis ile istihbarat servisinin birlikte çalışmasını sağlamak. Faşizmden sonra Almanya’da polis toplanan istihbarattan yararlanamıyordu bu yasaldı. Fakat şimdi bunları kaldırdılar ve polis ile istihbarat servisi birlikte çalışacak. Biz bunu devlet aygıtının faşistleşmesi olarak tanımlıyoruz.

Özellikle faşist gericilere alanları bırakmamak için, krizin faturasını işçi ve emekçilere yıkmaya çalışanlara karşı mücadele edeceğiz. MLPD’ye verilen her oy devrimci fikirlerin gelişmesine zemin hazırlayacaktır.


AGİF temsilcisi ise şunları belirtti:
Dünyada özellikle ciddi bir ekonomik kriz yaşanıyor. Marx’ın söyledikleri doğrulandı; bugün kitapları satış rekorları kırıyor. Tarih bir kez daha sosyalistleri doğruladı. Kapitalizm demek yıkım demek, açlık demek, yoksulluk demektir. Kriz koşulları kendi içinde mücadele alternatiflerini de yaratıyor. İşte Fransa’da işçiler patronu rehin aldı. Yunanistan’da ki ayaklanmayı hepimiz biliyoruz.

Almanya’da SPD, CDU gibi burjuva partilerini teşhir ediyoruz. MLPD’yi destekliyoruz. Komünist bir örgüt olarak görüyoruz ve sistemin karşısında alternatif bir örgüt olarak değerlendiriyoruz. Seçimi değerlendiren kendi broşürümüzü çıkartıp bunun dağıtımını yapıyoruz.


Konuşmanın ilerleyen bölümlerinde, özellikle antiterör yasalarla göçmenlerin sınırdışı edilme zemini yaratıldığı ifade edildi. AGİF üyesi olan Yaşar İldan’ın on yıllık Almanya oturumu olmasına rağmen İspanya’da tutuklanıp Türkiye’ye iade edileceği kararı alındığı açıklandı. Politik düşüncelerinden dolayı Türkiye’de 18 yıl cezasının olduğunu ve iade edildiğinde gözaltına alınacağını belirtildi. İldan için bir kampanya çalışması başlattıklarını ve buna herkesin katılmasına dönük çağrıda bulunuldu.

Yaklaşık üç saat süren söyleşi, konukların kendi düşüncelerini açıklamaları ve soru-cevapların ardından bitirildi.

yasanacakdunya.net