Temizlik Işçileri: Almanya'yı biz temizliyoruz!

Almanya genelinde süren temizlik işçileri grevi, Stuttgart, Mannheim ve Ulm'de de üçüncü gününe girdi.

DÜNYA
Cumartesi, 24 Ekim 2009 (17 yıl 4 gün önce)

Almanya genelinde süren temizlik işçileri grevi, Stuttgart, Mannheim ve Ulm'de de üçüncü gününe girdi. Bugün Stuttgart havaalanında çeşitli bölgelerden ve işyerlerinden biraraya gelen işçiler, bütün havaalanını dolaşarak, yolculara çalışma koşullarını ve taleplerini anlattılar.

Bir önceki gün de grev lokalinde buluşan Türkiyeli ve farklı uluslardan işçilerle yaptığımız röpörtajları aşağıda bulacaksınız.

DIW Untertürkheim ve Zuffenhausen'da çalışan işçiler Hasan Akyüz, İbrahim Yıldırım ve diğer Türkiyeli işçilerle çalışma koşulları ve sendikadan beklentileri üzerine röpörtaj yaptık.

Sendika bizi bilgilendirmeli!


*"Sendika en az 6 ayda bir bizi bilgilendirse. Bizi bilinçlendirse... İşverenin elinden alması gerekiyor. Ne işçiyi ne isyeri temsilcisini bilgilendiriyor. Türk, Yunan, Portekiz, İtalyan, Alman, çoğunluk sendikal haklarımızın ne olduğunu bilmiyoruz. Yasalar ve haklarımız hakkında bilgi istiyoruz sendikadan. Bizi biraz eğitsinler. Eve mektup göndersinler benim dilimde. Benim çocuğum bari hayata sağlam girsin, ezilmeden girsin. Bir insan bir işyerine girince, otomatikman sendikalı olmalı. Burda sendika zorla gelip anlatıyor. Örneğin, Daimler'de işbaşı yapan, otomatikman sendika üyesi oluyor. Kendimi savunamıyorum, çünkü bilmiyorum."

İlk kez böyle grev gördüm!


almanya-temizlikişçi*"1997'den beri çalışıyorum, ilk kez böyle grev gördüm. İşimiz ağır, endüstri temizliği, makinalar, hangarlar, fabrika binaları... Her gruptan 5-10 kişi greve gelmiş olsa, istediğimizi alacağız. Çalışanların yüzde 80'i yabancı. Sadece Untertürkheim'da 400 kişi varız. 600-700 kişi vardı, 4-5 aydır çıkarıyorlar. 30 kişinin yaptiği işi 10 kişiye yaptırıyorlar. Az insanla çok iş yapmak istiyorlar."

*"DIW'de ağır işten insanların beli ağrıyor. 900-1000 euro alan insan var. Kiramiz zaten 400-500 euro. 6 gün çalışıyor, aldığı para 1000 euro. 40-50 saat mesai yapıyor. Sağlıksız bir ortamda çalışıyoruz, pis bir işe gönderildiğimiz zaman ne maske ne gözlük veriliyor. Viziteye çıktığımız zaman, uyarı veriliyor. Tehdit ediliyoruz, bir daha yaparsan atarız diye. İnsanlar sendikanin verdiği 2 kuruşluk tişörte saldırıyor. Saat ücreti en az 11 (brut) euro olmalı."

Ustabaşılar satın alınıyor!


*"Bir sene içinde 2-3 kere şef değişti. Her gelen bir şeyleri indirmeye çalışıyor. Her kaponun (ustabaşı) altında sıfır araba var. Kapolarda yabancı, göçmen. Satın alınıyorlar. İşyeri temsilcisi aynı zamanda kapo. Firma kapoları satın alıyor, altına araba veriyor. Grev sırasında, kapolar, işçileri baskıyla kapıdan geri gönderiyor. Hakkını arayan işçiyi tehdit ediyor. Dün gelen arkadaşlara telefon edip tehdit etmişler. Eskiden 30 kişilik grubun yaptığı işi, 15 kişi yapıyoruz. İki sene önce ücreti düşürdüler, yüzde 25 yıpranma payını kestiler, Noel parasını kaldırdılar. Sağlığa hiç önem verilmiyor."

Herkese eşit hak!


*"Ben çocuğuma üstbaş almak istiyorum. Çocuğun istediğini alamıyorum, maaşım yetmiyor. Gruplaşmalar var, kimisi 10 saat mesai yapıyor, kimisi daha fazla. Sendika bunu kontrol etmeli, herkese eşit hak istiyorum. En rahat işi yapan 11-12 euro alıyor, en ağır işi yapan 8.15 euro alıyor. Şefler, kapolar kimin sözleşmesine ne yazılacağını belirliyor. „İstemeyen çıksın gitsin, Arbeitsamt'in (İşçi Bulma Kurumu) kapısı önünde bir sürü insan var“ diyorlar."

*"Bizim bölümde 20 kişi vardı, şimdi 6-7 kişiye düştü. 6-7 katlı dev binalar düşünün. Gezmekle bitiremiyorsun. Mesaiyi de kaldırmışlar. Yetmemiş gibi bir de ekstra işler veriyor."

*"İşyeri temsilcisi işçiyi tehdit edip, işten atmış. Niye? Kendisini eleştirdiği için. Atılanlar hep kadrolu, yenileri kısa sözleşmeli alıyorlar. İki senede onlara da tekmeyi basıyorlar. İnsanlar kadrolu olurum umuduyla, en ağir koşullarda, en kötü hakaretlerle calışıyor."

*"Benimle aynı bilgiye sahip ama fazla para alıyor, yalakalık yapıyor. Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için olmalı halbuki."

Yaşanabilecek yaşam koşulları olmalı!


*"860 bin kişiyi ilgilendiren bir şey, ailelerle birlikte 2 milyon insanı ilgilendiren bir grev. Bir nevi modern kölelik, karın tokluğuna çalışıyoruz. Hükümetten de ortalama asgari ücretin 9-10 euro olması istenmeli. Yaşanabilecek yaşam koşullari olmalı. Haftanın 6 günü çalışıyoruz, çocuğa eğitim bile veremiyoruz. Sosyal hayatımız yok. Çoluk çocuk sokağa düştü mü, bizleri suçluyorlar, yabancılar uyum sağlayamıyor diye. Haftanın 6 günü çalışan insandan ne bekliyorlar? Beni maddi olarak ferahlatması gerekiyor. Millet 35-40 yaşında belini kaldıramıyor yerinden. Herkesin bankaya borcu var. 3-4 aydır borçlarımızı erteliyoruz, hesabımız eksiden kurtulmuyor. Yine kendi giysimizden kısıp, çocuğa alıyoruz. Sosyal bir hayat olmadığı halde."

Herkes ya ev ya araba kredisi ödüyor!


*"Sendika yüzde 8.7 istiyor, işveren yüzde 3 veriyor. Almanya'yı temizliyoruz, en az 10 euro olmalı, şu anki enflasyona göre. Ortalama 5 gün çalışıp, 1500-1600 euro almalıyız."

*"Bu grevde 3. gün. Salı başladık. Geçen hafta 3 saat uyarı grevi yaptık, çoğunun burda ek işi var. 1170 euro para alıyoruz. Nasıl geçinelim? Tam 5 gün çalışan 1170 euro para alıyor. İki çocuğum var, 900 euro ev kredisi ödüyorum. Kalıyor 200 euro, nasıl geçinelim? Herkes ya ev ya araba kredisi ödüyor."

*"17 senedir bu firmadayım. 16.5 Mark alıyordum, şimdi 8.15 euro oldu. Kimisi biraz daha fazla saat yapayım diye kapoya yaranmaya çalışıyor. Sri Lanka'dan, Hindistan'dan bile işçiler var. Dün gelmiş, bugün yok. Acaba kadrolu olur muyum diye, mola bile yapmıyor. 17 senedir daha bir sefer bile iş bırakmadık. İki sefer greve çağırdılar, vazgeçtiler kapolar. (Kapolar aynı zamanda işyeri temsilcisi!) Bunlar sana ne kadar yol gösterebilir? Parasızlıktan oturup da bir kahve içemiyorum bir arkadaşla."

Türkiyeli işçilerle söyleşimiz sırasında, yine lokalde bulunan DIW firmasında çalışan Portekiz, Polonyalı ve Rus kadın işçiler de söyleşiye müdahale ederek, kendileriyle de röpörtaj yapmamızı istediler:

İşyeri temsilcimiz bizi yarı yolda bıraktı!


*"Sendikamıza teşekür etmek istiyoruz. Ama işyeri temsilcimiz bizi yarı yolda bıraktı. İşyeri temsilcisine böyle zor bir zamanda sırtımızı dayayamadığımız icin, büyük bir hayal kırıklığına uğradık. Bizimle ilk gün greve katıldıkları halde, bizimle dalga geçtiler. Bizi greve ikna ettiler. Birisi ilk gün bizimle greve çıktı, diğeri doktora gideceğim deyip bütün gün çalıştı. (YD: Bu işyeri temsilciliklerinin sendika üyelikleri sona erdirilmiş.) Bu ustabaşılar ilk gün greve çıkıyorlar, ertesi gün hasta oluveriyorlar. Bu isyeri temsilciligini düşürmeliyiz.

*"Bizim bir öndere ihtiyacımız var. Sen öne çıkarsan önder olarak, biz de seni izleriz. Şimdi ise bir başkası burada. Dün bizimle burda bulunan insanlar, baskıyla aramızdan geri alındılar. İnsanlar korkuyor. Türkiye toplumunda birlik yok. Türk işçi arkadaşları hiçkimse ikna edemedi greve. Oysa calışanların çoğu Türk.“


NOT: Almanya'da işyeri temsilcileri sendikanın dışında seçiliyor. Sendika temsilcisi ve işyeri temsilcisi ayrı kurumlar ve kişiler. Sendika temsilcisini, sendika kendisi belirliyor ama işyeri temsilcisini belirleme şansı yok. Ancak onları da kendisine üye yapabiliyor.