Çarşamba, 11 Kasım 2009 (16 yıl 11 ay önce)
Alınan bilgilere göre PJAK’lı tutsak İhsan Fetahiyan, bu sabah erken saatlerde tutuklu bulunduğu Sine Cezaevi’nde asılarak idam edildi. İran makamları Fetahiyan'ın avukatından bugün saat 04:00'te cezaevinde hazır bulunmasını istemişti.
Temmuz 2008'de tutuklandı
PJAK davasına idam cezası alan İhsan Fetahiyan Ağustos ayı başında idam edilmek üzere Sine cezaevine getirilmişti. Ancak idamının iki ay sonra gerçekleşmesi gerektiği yönünde mahkemenin karar verdiği belirtilmişti. PJAK üyesi olduğu iddiasıyla Temmuz 2008’de Kamyaran bölgesinde tutuklanan Kirmaşanlı İhsan Fetahiyan, daha önce 10 yıl hapis ve Ramhurmuz Cezaevi’ne sürgün cezası almıştı. Sine mahkemesi hakkında geçtiğimiz aylarda yeniden idam cezası vermişti.
Kendisini savunma hakkı tanınmadı
Fetahiyan’a duruşmalarda hiç bir zaman kendisini savunma hakkı tanınmamıştı. İdam cezalarının verildiği duruşmada herhangi bir avukat da hazır bulunmamıştı. İran’da başta siyasi tutsaklar olmak üzere, tutukluların mahkemelerde kendilerini savunma olanakları bulunmuyor. Bir çok idam cezası, savunma avukatları bulunmadan, birkaç dakikalık duruşmalar sırasında veriliyor.
Günlerdir açlık grevindeydi
Fetahiyan, idam cezasına karşı günlerdir açlık grevindeydi. İdam cezasını protesto etmek için Sine cezaevindeki tutsaklar da halen açlık grevinde bulunuyorlar.
Fetahiyan, İran rejimi tarafından idam edilen ikinci PJAK’lı oldu.
Hasan Hikmet Demir isimli bir PJAK militanı ilk kez 2007 yılında ağır işkencelerden geçirildikten sonra yaralı halde idam edilmişti.
İki tutsak daha aynı cezaevinde idam tehdidi altında
İhsan Fetahiyan’ın idam edilmesi Sine cezaevinde PJAK davasından tutuklu bulunan diğer tutsaklar hakkındaki idam cezasının da infaz edileceği endişesi arttı. Sine’de
Hebibulla Letifi ve
Şerko Maarfi de her an idam edilme tehlikesi altında bulunuyor.
Bane kenti nüfusuna kayıtlı Şerko Maarfi’ye Ocak 2009’a Saqiz Devrim Mahkemesi tarafından PJAK üyesi olduğu iddiasıyla idam cezası verildi. Maarfi’nin 2 Ekim 2008 tarihinde Bane kentinde tutuklanmıştı.
Sine kentinde 2007 yılında insan hakları savunucuları Hana Abdi, Yasir Guli ve Ferdim Muradi ile birlikte tutuklanan 26 yaşındaki Hebibulla Letifi’ye 12 Ağustos 2008 tarihinde Devrim Mahkemesi tarafından idam cezası verildi.
İran’da
PKK ve
PJAK davalarından şu ana kadar en az
17 kişiye idam cezaları verildi. Ancak bunlardan
4’ü hakkındaki idam cezaları iptal edildi. İran cezaevlerinde idam cezası alanlar arasına Kürt öğretmenler de bulunuyor: Kürt öğretmenler;
Ferzad Kemanger, Ferhad Wekili ve
Eli Heyderiyan, öğrenci Hebibulla Letifi, PJAK davasından diğer tutsaklar;
İhsan Fetahiyan, Fesih Yasemini,
Rustem Arkiya, Zeynep Celaliyan,
Şerko Maarfi, Ferhat Çalış,
Ramazan Ahmet, Enwer Rostemi ve
Şakir Baki.
Son idamla birlikte İran’da bu yıl idam edilenlerin sayısı
ANF kayıtlarına göre en az
266’ya yükseldi. Kasım’da en az
1, Eylül’de en az
6, Haziran-Temmuz aylarında
90 kişi idam edildi. Gerçek rakamların daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.
İnsan Hakları Örgütleri raporlarına göre geçtiğimiz yıl İran’da
246 kişi idam edildi.
Uluslararası Af Örgütü tarafından yayınlanan rapora göre İran 2008 yılında
346 idam ile Çin’den sonra ikinci sırada yer aldı. İdam edilenlerin gerçek sayısının daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.
Her ölüm yeni bir yaşam getirir
İhsan Fetahiyan’ın idamdan önce yazdığı son mektubu:
“Gün batımında güneşin son ışınları bana bu mektubu yazmam için bir yol gösterdi. Sonbaharda insanın ayaklarının altında gıcırdayan ağaç yapraklarının sesleri beni çağıyor ve ‘bırakın dökülsünler’ diyor.
Şu an içinde bulunduğum zaman özgürlük yolunun nişanıdır. Hiçbir zaman ölümden korkmadım. Ben ölümünün sıcaklığını hissediyorum ve tanıyorum. Çünkü ölüm benim en eski arkadaşımdır.
Ben Kirmaşan’da insanlığın çocuklarından biri olarak dünyaya geldim ve burada yaşama başladım. Ben burada zulüm ve zalimi hissettim. Bu nedenle bu durumdan çıkmak için çok yol katettim. Ne yazık ki bütün yollar bana kapatılmışlardı. Ben varlığım ve kimliğimden yoksun bırakılmıştım. Bu nedenle sınırdışına çıkmak zorunda kaldım. Ben Kürdistan gerillası peşmêrgesi oldum.
Ben hiçbir zaman doğduğum yerde kopmadım. Kendi topraklarımı bir kez ziyarete gittim ama yakalandım. Bana yapılan vahşi işkenceler ve bana karşı gösterilen tavırdan bunun sonunun ölüm olduğunu anladım.
Bu ağır işkence ve içinde kaldığım tecrit koşullarından sonra, 10 yıllık hapis cezasına çarptırıldım. Ama Sine savcıları cezayı idama çevirdi. Sine savcıları ile son karşılaşmamda, kanuni değil, siyasi olan bu cezayı uygulayacaklarını söyledi. O vakit bu cezanın siyasi olduğunu anladım.
Eğer zalim ve egemenler beni öldürmekle Kürt ve Kürdistan sorununu ortadan kaldıracaklarını düşünüyorlarsa, bu kof bir hayaldir. Hiçbir zaman ben ve benim gibi binlerce gencin ölümü ile bu amaçlarına ulaşamayacaklardır. Her ölüm beraberinde yeni bir yaşamı getirir.”
Mektubun Kürtçesi
"Dema roj diçe ava tîrêjên wê yên dawî, riyek nîşanî min dane ku ez vê nameyê binivîsim. Dengê pelên daran yên payîzê ku di bin lingên mirov de dikin qirçînî, bang li min dikin û dibêjin, dev jê berde bila biweşin. Ev dema ku ez niha tê de me, nîşana riya azadiyê ye. Ez ti carî ji mirinê ne tirsiya me. Ez bi germahiya mirinê his dikim û nas dikim. Ji ber ku mirin hevalê min ê herî kevn e.
Ez li yek ji dergûşên mirovahiyê Kirmanşanê hatim dinê û min li wir dest bi jiyanê kir. Min li vir zilm û sîtem his kir. Ji ber vê çendê li ez li gelek riyan geriyam da ku ji vê rewşê derkevim. Lê mixabin hemû li pêşiyan min hatibûn girtin. Ez ji hebûn û nasnameya xwe pê par mabûm. Ji ber vê çendê ez neçar mam ku derkevim derveyî sînor. Ez bûm peşmêrgeye/gerillayê Kurdistanê.
Ez ti caran ji şûna lê ji dayîk bûme qut nebûm. Carekê ji bo serdanê çûm cih û warê xwe, lê ez hatim girtin. Ji ber êşkenceya hovane ya li min hat kirin û helwesta li hemberî min hat nîşan dan, min fêm kir ku dawiya vê yekê mirinê. Piştî vê êşkenceya giran û rewşa tecrîdê ya ez tê de mam, 10 sal cezayê girtîgehê li min hat birîn. Lê belê dozgeriya bajarê Sine ev ceza veguherand dardekirina min.
Di hevdîtina min ya dawî bi dozgerê Sine re, wê demê li xwe mukir hat ku ceza ne qanunî, lê belê siyasî ye û got, ew ê vî cezayê bicih bînin. Wê demê min jî fêm kir ku ceza siyasî ye.
Eger sitemkar û desthiladar difikirin ku bi kuştina min wê pirsgirêka Kurd û Kurdistanê ji holê were rakirin, ev xeyaleke pûç e. Ew ê ti carî bi mirina min û ya herzaran ciwanên weke min nikaribin bigihêjin armancên xwe. Her mirinek jiyaneke nû bi xwe re tîne.
Kaynak: ANF News Agency