150 yıl önce, vahşi kapitalizmlerini başlarına yıkma tehdidiyle, halk sağlığına ilişkin zorla yasalar çıkarttırmıştık. Burjuvazinin bizi ezme gücü olan devletine, “devlet halk sağlığından sorumludur” dedirtmiştik.
150 yıl önce, vahşi kapitalizmlerini başlarına yıkma tehdidiyle, halk sağlığına ilişkin zorla yasalar çıkarttırmıştık. Burjuvazinin bizi ezme gücü olan devletine, “devlet halk sağlığından sorumludur” dedirtmiştik. Vahşi sömürüyle yıkıma uğratılan sağlığımızı bir nebze de olsa koruyucu, bizi kıran hastalıkları önleyici, tedavi edici önlemler alınmasını, kurumlar oluşturulmasını, bu yönde kaynak ayrılmasını dayatıp zorlamış ve kolektif mücadele kazanımımız olarak gerçekleştirilmesini sağlamıştık.
Bugünse, tüm bu kazanımlarımız parça parça sökülüp alınıyor yaşamımızdan. Üstelik, yaşadığımız felaketleri, büyük acıları bile bunun fırsatı olarak görüyor; kolektif kazanımlarımızdan birini daha koparıp alıyorlar. Onbinlerimizin öldüğü deprem felaketinde mezarda emeklilik yasasını çıkarmadılar mı? Yeşil kartlıyız diye, pahalı olan yenilerini takmak yerine, ölülerden çıkardıkları kalp kapakçıklarını bize takmadılar mı? Malatya Çocuk Esirgeme Kurumu Çocuk Yuvası'nda çocukların dövülmesinden galeyana gelişimizden yararlanarak, yeni Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanun Tasarısı'na, bu hizmetlerin özel sektöre devredileceğini; zaten büyük ölçüde taşeronlaştırılan personelin tümüyle sözleşmeli yapılacağını koymadılar mı? SSK'lara bırakalım kaynak aktarmayı, kapitalistlerin bedava fon olarak hortumlamasını sağlamadılar mı? Sonra da çökertilen hizmetlere yönelik haklı tepkimizi fırsat bilip, devrede devrede özelleştirmeye başlamadılar mı?....
Kolektif kazanımlarımızı yonta söke, bizi fena halde zayıflattıklarını düşündüklerinden olsa gerek, şimdi son ve ezici darbeyi hazırlıyorlar: Genel Sağlık Sigortası. Sağlık hizmetlerini tümüyle özelleştirerek, sınıfsal kutuplaşmayı sağlık alanında da sonuna kadar götürecek olan “Sosyal Güvenlik Reform Paketi”nin koçbaşı Genel Sağlık Sigortası kapımıza dayandı. Başbakan Erdoğan'ın, Davos'ta emperyalistlerin huzurunda, “Öncelikli gündemimiz” dediği GSS, çıkarılmak üzere.
İşçi sınıfı ve emekçilerin ücret ve maaşlarından her ay yüzde 12.5’luk haraç (“prim”) kesecek, her sağlık hizmeti karşılığında yüzde 20’lere varan “katılım payı” alacak; “katılım payı”nı Yeşil Kart’lılar dahil en yoksullarımıza bile dayatacak; sağlık emekçilerini hem “performansa göre ücret” ile birbirleriyle rekabete sürecek, hem de “prim avcısı”na dönüştürecek; emeklilikte olduğu gibi sağlığı da toplumsal ihtiyaç olmaktan çıkarıp, bizi atomize etmenin silahına dönüştürecek bu yasa tasarısına, GSS’ye karşı mücadeleyi “öncelikli gündem” haline getirmeliyiz.
GSS, sağlık emekçilerinin, işçi sınıfı ve emekçilerin derinleşen sömürü ile artan sağlık ihtiyaçlarını karşılamaya yönelmelerini suç sayıyor: Çok sınırlı tutulan ve kurumun “gelir-gider dengesi”ne göre her yıl yeniden belirlenecek olan (kurum kar edemezse, sağlık paketi muska dağıtacak!) “Temel Teminat Paketi”nin dışına çıkmak; bunu aşan ihtiyaçları karşılamaya çalışmak suç!
Tuzla tersanelerinden her gün birimizin daha cesedi çıkarken, GSS; işçileri iş cinayetlerinin (iş “kazası”) suçlusu saydığından iş görmezlik tazminatını kaldırıyor!
“Paran kadar sağlık!” diye dayatılarak, sağlık ihtiyacı azami kara dönüştürülmek isteniyor. GSS'nin temel hedeflerinden biri, sağlık alanında dönen para kaynakları ve fonların merkezileştirilerek, emperyalist ve işbirlikçi tekelci burjuvazinin kasasına aktarılmasıdır. Türkiye'de sağlık sektöründe dönen paranın yıllık toplamı yaklaşık 11 milyar dolar; bunun 3 milyar doları özel harcamalar, kalanı ise bütçe ve SSK sigorta primlerinden geliyor. GSS ile, 3 milyar dolarlık başı boş dolaşan kaynağın denetim altına alınması ve 11 milyar doların merkezileştirilmesi hedefleniyor. GSS Kurumu'nun, sağlık hizmeti üreten kurumlarla sözleşme yapma yetkisiyle birlikte düşünüldüğünde, sektörde rekabet olağanüstü artacak, kapanma ve yutmalar birbirini izleyecek, sağlık emekçilerin ücretleri daha bir düşürülecek, çalışma koşulları daha kötüleştirilecek, işsizlik artacak: Uygulamaya konduğu İngiltere, Arnavutluk, Bulgaristan, Çekoslavakya, Macaristan, Polonya, Litvanya'da kamu sağlık kurumları özelleştirildi, yolsuzluklar tavan yaptı, emperyalist tekeller akın ederek sağlık kurumlarını yağmaladı, rekabet nedeniyle pek çok hastane kapandı, sağlık hizmetlerine erişmek zorlaştı, doğumda yaşam beklentisi düştü, sağlık çalışanlarının işgüvencesi kaldırıldı, çalışma saatleri alabildiğine artırıldı, sigortasız, sendikasız, sözleşmeli çalışma yaygınlaştırıldı.
Henüz yolun başındayız; aynı yıkım ve acıları yaşamaksızın ve yaşamamak için, bu saldırıyı püstürtmeliyiz, püskürtebiliriz. Sadece kendimiz için değil; Avrupalı sınıf kardeşlerimize ve emekçi halklara da, bu sürecin durdurulup, tersine çevrilebileceğini gösterebiliriz.
GSS, ezici ve son darbedir: Bir tarafta sermaye merkezileşmesi ve yoğunlaşması, karşı tarafta ise, artan sömürüyle birlikte sağlık ihtiyacının kapsamlılaşmasına karşın, en yakıcı sağlık ihtiyaçlarından bile yoksunlaşmak; işçilerin, sınıfsal kolektif kimlik ve dayanışmasından koparacak şekilde kendi sağlığından sorumlu tutulması (“herkesin sağlığı kendine”). İşte bu yüzden, karşılığı da aynı ölçüde güçlü olmalı; yüzünü geçmişin çürümüş, sermayenin hortumlayacağı; bizi acılarımızı bir parça dindirerek, bu acıların asıl kaynağı sömürü düzeni içine hapseden kamu sağlık kurumlarının savunulmasına değil; geleceğe, işçi sınıfı iktidarını, sosyalizmi kurmaya; işçi ve emekçilerin sağlığının korunması ve geliştirilmesini kendi iktidarımızın güvencesi altına almaya dönmeli. Sermayenin mal ve azami kar güvenliğine karşı, emekçi halkın yaşam güvenliği!
GSS, ne kendi başına, sağlık alanındaki bütünsel saldırıdan yalıtık bir darbedir; ne de sağlık alanında peşpese ve bütün olarak bizi vuran darbeler, sınıfsal-toplumsal yaşamımızın bütününe yönelik ekonomik, siyasal, toplumsal, kültürel; tek kelimeyle bütünsel neoliberal saldırı dalgasından ayrıdır. İşte bu yüzden, GSS üzerimizden geçtiğinde, sağlık alanının bütünündeki saldırılar da; bir bütün olarak neolibelar saldırı programı da ivme kazanacak; geri bırakıp ertelediklerini de üzerimize ateşleyecekler; ya da tersi; GSS'yi püskürttüğümüzde, en azından kısa zamanda yeniden gündeme getiremez hale getirdiğimizde, sağlık alanındaki diğer saldırılar da, bütünsel saldırı programı da bundan etkilenerek tekleyecek; sınıf düşmanımız adım atarken, bir yerine bin kez düşünmek zorunda kalacaktır.
GSS'nin, sağlığın alınıp satılan bir mal olmasının kökesinde, işgücünün meta olması vardır. İşgücünün sömürülmek için kapitalistlere satılan bir mal olması, sağlığın da alınıp satılan bir mal olmasını koşullar. Bugün değilse yarın; bu potansiyel ve tehdit mutlak ve süreklidir. Üretimin ve emeğin toplumsallığının sürekli gelişmesine karşın, üretim araçları üzerindeki kapitalist mülkiyetin varlığını sürdürmesi, eninde sonunda, her türlü sınıf uzlaşmasını ortadan kaldırır; ya toplumsal ihtiyaçların azami ölçüde karşılanarak geliştirilmesi, ya da metalaşarak azami kar aracı haline getirilmesi.
GSS'yi, varolanı korumak için reddetmiyoruz. Onu, tüm öncelleriyle birlikte, varolan sözde “sosyal güvenlik” kırıntılarıyla birlikte reddediyoruz. Yarın da kendimizi sömürtebilmek için ve ancak o kadarlık bir sağlıklılığı reddediyoruz!
Küba'ya bakın! Küçük, emperyalist ABD tarafından her an işgal edilme tehdidi altında ve en yakıcı ihtiyaçlar için gerekli olanların bile 40 yıldır amansızca sürdürülen ambargoyla engellenen Küba'da, sağlık sisteminin (gelişkin ve tümüyle parasız) ve yaşam beklentisinin (kadınlarda 78, erkeklerde 73) en gelişmiş emperyalist ülkelerinkinden kat kat üstün olmasının nedenine...
Bir de, “Sağlıkta Dönüşüm” programını dayatan, bunu projelendirip kredi açan Dünya Bankası'na. DB, Mart 2003'te şunları yazıyordu: “... sonuçta sağlık reformunun başarısı, siyasi irade ve kamu kabulünün gücüne bağlıdır. Bunlar olmaksızın en iyi tasarlanmış tedbirlerin bile başarısızlığa uğraması söz konusu olacaktır.”
21 Nisan 2004'te ise, daha açık konuşuyordu: “Proje önemli ya da yüksek oranda risk içeriyor:
Ilımlı riskler: 1-Bakanlar arası koordinasyon bozukluğu, 2-Kurumsal kapasite eksikliği;
Önemli riskler: 1-Ekonomik ve politik istikrarsızlık, 2-Tarafların direnişi.”
DB, Türkiye'nin de içinde bulunduğu ülkelere “sağlıkta dönüşüm” programını dayatırken, Küba'nın sağlık alanındaki başarılarını itiraf etmek zorunda kalıyordu. DB Başkanı J. Wolfensohn, 2001'de, Küba'nın sağlık ve eğitim konusunda “büyük bir iş” yaptığını söylerken; DB'nin Kalkınma Veri Grubu Proje Müdürü E. Swanson, Küba'yı “anti-model” olarak değerlendirecekti.
Küba Başkan Yardımcısı Carlos Lage, Küba'nın yoksul ülkelere AIDS ile savaş için 4 bin doktor gönderdiğini belirtiyordu: “AIDS ilaçları çok pahalı; bu tip ilaçlar patentlerle korunmamalı. Küba'nın karşı çıkmasının nedeni, yoksul ülkelerde milyonlarca insanın bu ilaçlara verecek paraları olmadığı için ölecek olmalarıdır. İnsanların başka insanların yaşamından kar etmesi gerektiğini düşünmüyoruz.”
“Sağlıkta dönüşüm”
Umut Bebek (1 haftalık, yeni doğan)
Dünyaya gözlerini Ocak 2006'da Türkiye'de açtı. 60 yaşına gelip emekli olmaya hazırlandığında emeklilik yaşı 67'ye çıkmış olacak. 2073 yılına kadar çalışması gerekecek. Dünyanın en uzun yaşayan insanları Japon akranlarından bile geç emekli olacak.
Nurgül Dökmetaş (25 yaş, sigortasız işçi)
Kayıt dışı sektörde sigortasız olarak çalışan 5 milyon kişiden biri. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı yasalaşırsa primleri ödenmediği için ne emeklilik, ne de sağlık hakkı olacak.
Mehmet Demir (36 yaş, geçici işçi)
Her yıl 90 gün iş bulabilirse, tam aylığı hak edebilmesi için 100 yıl çalışması gerekecek. Yılda 120 gün çalışabilirse süre 75 yıla inecek. Emekli karnesine ahirette kavuşacak.
Hüseyin Kaya (23 yaş, işsiz)
Türkiye nüfusunun yüzde 19,2'si gibi işsiz. İşsizlik sigortasından yararlanamadığı için Genel Sağlık Sigortası primini devlet ödemeyecek. Kendisi de ödeyemediği için sağlık sigortasının kapsamına giremeyecek.
Ayşe Gedik (60 yaş, yoksul)
Aylık geliri 127 YTL olduğu için hükümete yoksul olduğunu ispatlayamıyor. Devlete her ay 64 YTL mecburi GSS primi (vergisi) ödeyecek. Geriye kalan 63 YTL ile de bütün ay boyunca sağlıklı sağlıklı geçinmesi beklenecek.
Hasan Atay (47 yaş, esnaf)
İşleri kötü giden milyonlarca küçük esnaf gibi Bağ-Kur primini ödeyemiyor. Şimdi de GSS primini ödeyemeyecek. Verilmiş GSS'si olmadığı için sağlık hizmeti alamayacak.
Süleyman Bayram (62 yaş, çiftçi)
Tarımda kendi hesabına çalışan milyonlarca çiftçi gibi yıllardır Bağ-Kur'a borcunu ödeyemiyor. Her ay 64 ile 431 YTL arasında GSS primi ödemesi de mümkün olmayacak. Devletin hastanesinin kapısından geri çevrilecek.
Nazife Özgün ( 37 yaş, kamu çalışanı)
Prime esas kazanç matrahı yükseleceği için 2008 yılı başından itibaren daha fazla prim ödemesi gerekecek. Emekli olması için on beş yıl daha çalışması gerekiyor. Bugün emekli olabilseydi emekli maaşı bağlanma oranı yüzde 75 olacaktı. On beş yıl sonra emekli olduğunda emekli maaşı yüzde 65 oranından bağlanacak.
Salih Tepe (34 yaş, işçi)
15 yıldır bilfiil tesviye ustası olarak çalışıyor. Toplam 2 bin 458 gün prim ancak toplayabildi. Önümüzdeki 26 yılda 6 bin 542 gün daha prim toplayabilirse 60 yaşında emekli olabilecek. Yoksa 9 bin prim gününü doldurmak için daha fazla çalışması gerekecek.
Nazmi Yaşa (62 yaş, emekli)
Açlık sınırının altındaki emekli maaşı ile geçinmeye çalışıyor. Hükümete göre ise dünyanın en yüksek emekli maaşını alıyor. Memur emeklilerinin maaşları yüzde 33, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşları yüzde 23 düştüğünde onun maaşı da "dünya standartı"na çekilecek.
Emine Beyaz (67 yaş, böbrek hastası)
Sürekli olarak diyalize girmesi gerekiyor. "Kurum", maliyet, etkililik, bütçe gibi kriterleri dikkate alarak "temel teminat paketi"ni daraltırsa tedavi göremeyecek. ("Herkese Sağlık, Güvenli Gelecek Hakkı İçin Birleşik Mücadeleye" platformunun -İstanbul Tabip Odası, İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Diş Hekimleri Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası, KESK İstanbul Şubeler Platformu, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, Türk İş İstanbul Şubeleri, DİSK İstanbul Şubeleri, Dev Sağlık İş- SGGSS yasa tasarısı üzerine broşüründen)
SıNAV
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı ile ilgili seçmeli sorular:
1-Sosyal Güvenlik Sistemi'nde reform ne için yapılıyor?
a-Emekçilerin sağlığının korunması ve geliştirilmesi temel amaç olmasına karşın, varolan sistemin bu karşılamakta çok yetersiz kalması nedeniyle
b-Kolektif işçinin emeğinin ürünü olan bilim, teknoloji, üretim ve verimlilikteki gelişmelerin, işçi sınıfı ve emekçi halkın yaşam kalite ve güvencesini artırmak için sağlık alanına aktarılması için
c-Sağlığı alınıp satılan bir mal olmaktan tümüyle kurtarmak için
d-İşçi kuşakları arasındaki sınıf bilincini, örgütlülüğünü ve dayanışmasını geliştirmek için
e-İşgücünün alınıp satılan bir mal olduğu bir toplumda, herşey gibi sağlığın da piyasaya sunulması için
İpucu: Paran kadar sağlık!
2-Reform, işçi ve emekçilerin emeklilik sürelerine nasıl yansıyacak?
a-Günde 6 saatten 20 yıl çalışılacak
b-6 bin günde
c-7 bin günde
d-8 bin günde
e-Mezarda emekli olunacak (9 bin günde, 68 yaşında)
İpucu: Türkiye'de beklenen yaşam süresi 70, sigortalılar için 67 yıl!
3-Reform, emekli maaşlarını nasıl etkileyecek?
a-Emekli maaşları, çalışılırken alınan ücretlere bağlı olmaktan çıkarılıp, ihtiyaç ve topluma yaptığı katkılara göre belirlenecek
b-Çalışırken aldığı ücret ortalamasının 3 katı olacak
c-Aynı kalarak sürünmeleri sürdürülecek
d-Emekli maaşlarının katsayıları azaltılarak, sefaletleri derinleştirilecek
e-Emekli olunamayacağı için, emekli maaşı da alınamayacak
İpucu: Bireysel emeklilik reklamları!
4-GSS, Emekli Sandığı'na bağlı çalışanlara ne getiriyor?
a-Yararlandıkları sağlık hizmetlerinin niteliğinin yükselmesini
b-Bedava sağlık hizmetinin sürdürülmesini
c-Sandığın bir türlü açılamamasını
d-Sandığın hortumlanmasını
e-Emekçi memurların kesintileri arasına maaşlarının yüzde 6.5'u oranında sağlık vergisi ekleniyor
İpucu: Varolan halde memurlar sağlık hizmeti için prim ödemiyorlar.
5-GSS ile ödenecek sağlık primleri ne kadar olacak?
a-Prim ödenmeyecek, tümüyle vergilerden karşılanacak
b-Primi işçiler değil, kapitalistler ve devlet ödeyecek
c-Her GSS'li, 61 ile 396.5 YTL arasında prim ödeyecek
d-İşçiler prim ödemelerini aksatmasınlar diye sağlık emekçileri prim avcılığı yapacak
e-İşçi ve emekçilerin bir kaç yıl sonra ödeyemeyecekleri ve sigortadan atılacakları kadar
İpucu: 116 YTL'nin altında aylık alanların primi, hala nasıl yaşayabildiklerini mahkemede kanıtladıkları taktirde devlet tarafından ödenecek.
6-GSS ile sağlık hizmetlerinden yararlanmak için katılım payı koşulu getiriliyor mu?
a-Kesinlikle; her işçi, ayda en az bir gün, sağlık ocaklarında ve hastanelerde, sağlık emekçilerine destek olmak, sağlık bilgisini artırmak ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmek için gönüllü olarak karşılıksız çalışacak
b-Hasta olanları cezalandırmak anlamına geliyor; mümkün değil
c-Elbette; vergi ödemek yetmez, sigorta primi ödemek de yetmez, bi de her defasında tedavi masraflarını karşılamalıyız
d-Evet; ama zorunlu değil; tedavi olmak istemeyen hastalar katılmayabilirler
e-GSS ile muayene, ilaç, iyileştirme araç ve gereçleri, ayakta veya yatarak sağlanan sağlık hizmetleri için her defasında ayrı ayrı katılım payı alınacak
İpucu: Sosyal Güvenlik Kurumu, “gelir-gider dengesi”ne göre katılım paylarını her yıl “ayarlayacak.”
7-GSS ile kamu hastaneleri ne olacak?
a-Rehin tuttukları kızımı bi kurtarayım, bak göreceksin ne olacağını
b-Yatırım yapılacak, özelleşip güzelleşecek
c-Heç hastanaye gitmedim ki oğul, bizim burda bi ebe var, herşeyimizi hallediyo
d-Kapısından kovulduğumuz, insanca muamele görmediğimiz hastanelerin canı cehenneme
e-GSS kurumu hastanelerle sözleşme yapacak; kamu ve özel hastaneler, GSS fonu için rekabet edecekler
İpucu: KYTK ile Sağlık Bakanlığı tasfiye ediliyor, elindeki kurumlar il özel idarelerine devredilecek; yeni Sağlık Kanunu ile kamu hastaneleri “49 yıllığına” özel sektöre kiraya verilecek.
8-Piyasa koşullarında rekabet eden hastanelerde, sağlık emekçilerinin durumu ne olacak?
a-Piyasa koşullarında rekabet edecekler
b-Hasta olacaklar, peki onlara kim bakacak
c-Bugün bile yüzümüze bakmıyorlar, yarın hiç göremeyeceğimiz için bilemem
d-Verimli çalışacaklar, yangel devri bitti
e-Sağlık ihtiyacını karşıladıkları için değil, hastaneye para kazandırdıkları için ve bu oranda değerli olacaklar
İpucu: Sözleşmeli personel meselesi.
9-“Temel teminat paketi” nedir?
a-Emekçilerin sağlığının korunması ve geliştirilmesinin güvence altına alınması
b-Kefen bezi olmasın da
c-Sağlık sorunları olanların moralini yükseltmek için verilen hediye paketi
d-Paketlenmiş “pandoranın kutusu”
e-GSS kapsamındaki işçi ve emekçilerin ödedikleri prim karşılığında alacakları sağlık hizmetinin sınırlarını belirleyen paket
İpucu: “Temel teminat paketi”, her yıl GSS kurumu tarafından “gelir-gider” dengesine göre yeniden belirlenecek.
10-Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı kimlerin bugününü ve yarınını karartacak?
a-Bizi sömürüp ezenlerin
b-Ne diyon yav; biz emekçiler için bir yasanın çıktığı görülmüş müdür; kaç kuşaktır böyle; dedem görmeden gitti, babam görmeden gitti, ben göremeden gitçem, bu sıpaların ne göreceği şimdiden belli
c-Bugünü kurtardık da bi yarın kalmıştı
d-Gün yüzü gördük mü ki
e-İşçi sınıfı ve emekçi halkın
İpucu: Bir tarafta tüm zenginliklerin, diğer tarafta tüm yoksulluk ve yoksunlukların birikimi. (Ankara Tabib Odası'nın hoşgörüsüne sığınarak).