Pazartesi, 22 Mart 2010 (16 yıl 7 ay önce)
YAŞANACAK DÜNYA
Yaşamevi’nin düzenlediği Newroz kutlaması, göçmenlerin yağunlukta yaşadığı Köln’ün Mülheim semtinde Winerplatz’da saat 18.00′de ateş yakılarak başladı.
Kutlamada “Newroz Piroz be!” yazılı Yaşamevi pankartı açıldı.
Yaşamevi bayrakları ve TİKB bayraklarının olduğu kutlamada sıkça “Newroz Piroz be”, “Yaşasın Halkların Kardeşiliği”, “Yaşasın Uluslararası Dayanışma” sloganları atıldı.
Kürtçe müzikleri duyanlar da Newroz kutlamasına katıldılar. Halayların çekildiği eylemde Iraklı gençlerin grup şeklinde gelip katılmaları dikat çekti. Eyleme DETUDAK bileşenleri de katılarak destek verdi.
Newroz kutlaması Yaşamevi imzalı bildirinin okunmasıyla son buldu.
ALINTERİ/KÖLN
(Yaşamevi’nin Newroz ile ilgili Bildirisi…)
Newroz Piroz be!
Newroz, Kürt halkının Demirci Kawa önderliğinde Dehak zulmüne isyan ateşini tutuşturduğu ve zaferle taçlandırdığı gün! Newroz “Yenigün” anlamına gelir. Üzerinden 2 bin 617 yıl geçmesine rağmen, direniş özünü kaybetmeden bugüne kadar gelmiş, yeni günlerin müjdecisi olmuştur.
Her yıl 21 Mart’da Kürt halkının coşkuyla kutladığı Newroz, Kürt halkının özgürlüğe olan özlemini ve inancını taşır.
Yıllardır Kürt halkının özgürlük mücadelesi karşısında emperyalist ülkeler ve işbirlikçi tekelci burjuvazi birçok oyun oynamış ve birçok katliam yapmıştır.
AB üyesi emperyalist ülkelerin, Kürt sorununa ilişkin yeni yönelimleri ortada. Roj TV’ye, Kürt kurumlarına ve evlerine yönelik yapılan operasyonlarda da açık bir şekilde görülüyor ki, “çözümü” başta ABD ve AB gibi emperyalist ülkelerde aramak nafiledir. Bu “çözüm” çözüm değildir.
Tekelci sermayenin siyasi gücün yeniden paylaşılmasına dönük iktidar kavgası, post modern liberalizm bulamacındaki “açılım” masalları -birçok konuda olduğu gibi- Kürt sorununda da “çözüm” beklentilerini şaha kaldırdı. İktidar ve gücün yeniden paylaşılmasına dönük kavgaya da kaynaklık eden emperyalizmle ilişkiler ve Türkiye‘nin bir truva atı olarak bölgedeki konumunun yeniden dizaynı yaşanan gelişmelerde önemli bir rol oynamaktadır. Enerji geçiş hatlarının kontrolü sorunu, Nabucco Projesi‘ni hayata geçirme yönündeki girişimlerin hızlanması, “üçlü zirve”ler gibi Genişletilmiş Ortadoğu Projesi’nin kapsamına giren konularda Türkiye’ye biçilen rollerin boyutu, işbirlikçi burjuvazinin önüne yemlerin atılmasını getirmektedir.
Bu, işbirlikçi tekelci burjuvazinin, Kürt halkının en temel hak ve beklentilerini karşılamaktan uzak “açılım” yaygaraları ile tasfiye politikasını Kürt halkı üzerinde yaşama geçirilmesinin dışında başka bir şey değildir.
Kürtlere dönük gözü dönmüş saldırganlığın bu kapsamın içerisinden şekillendiği düşünüldüğünde, yeni komplolar ve saldırılarla karşılaşmaya devam etmek sürpriz olmayacaktır.
Bugün çözüm ne emperyalist ülkelerde ne de işbirlikçi tekelci burjuvazi ve onun faşist Türk devletinden beklenebilir! Türk, Kürt ve her ulustan işçi ve emekçiler nasıl Tekel direnişinde birlikte sınıfa karşı sınıf tavrıyla ortak hareket ettilerse, Kürt halkının özgürlüğü de tüm emekçilerin birlikte hareket etmelerinden geçer. Ancak o zaman özgürlük ateşi yeni Dehak’ları yakıp yok eder.
Biji Newroz!
Newroz Piroz be!
Yaşasın Halkların Kardeşliği!