Salı, 11 Mayıs 2010 (16 yıl 5 ay önce)
EĞİTİM EMEKÇİLERİ DERNEĞİ
Normal liseler yerini anadolu ve meslek liselerine bırakıyor. MEB, yayımladığı genelge ile normal liselerin anadolu liselerine dönüştürme projesinin 2013'e kadar tamamlanacağını açıkladı. Teknik alt yapısı güçlü olan liseler anadolu lisesi diğerleri ise meslek lisesi olacak.

Proje kapsamında nüfusu 10 binin altında olan ilçe ve beldelerdeki genel liseler kapatılacak, 10 ile 20 bin arasında olan ilçelerde bir, 20 ile 40 bin arasında olan ilçelerde iki, 40 binin üzerinde olan yerleşim birimlerinde ise öğrenci sayısı ve alt yapı dikkate alınarak yeterli sayıda anadolu lisesi açılabilecek.
Meslek lisesi memleket meselesiz
Hüseyin Çelik döneminde yapılan açıklamalarda,
TÜSİAD, TOBB gibi sermaye birliklerinin talepleri doğrultusunda liselerin %65'inin meslek lisesi olacağı belirtilmişti. Hatta o dönem çıkan ve hala devam eden
KOÇ'un
"Meslek lisesi memleket meselesi" kampanyaları da meslek liselerine verilen önemin nerden çıktığının en önemli göstergelerinden.
Uluslararası rekabet arenasında sermaye sahiplerinin
"en çok kazanan" olmalarının en önemli ayağı en iyi teknolojik alt yapıya sahip olmaktan geçiyor. Elbette bu teknolojiyi kullanabilecek kalifiye elemanlara da. Dolayısıyla Avrupa ülkelerinde olduğu gibi kasiyer ya da kasap olmak için bile meslek lisesine gitme zorunluluğu çıkacak karşımıza.
Genel liselerin yerine açılacak anadolu liselerine giriş yine sınavlarla olacak. Belirlenen kontenjanların dışında kalan öğrenciler ya meslek lisesine gidecek ya da liseye gidemeyecek. Düşün ki bir ilçede bir anadolu lisesi, bir meslek lisesi ve sınava giren 300 öğrenci var. Anadolu lisesi 140 kontenjan belirledi. Yapılan liselere giriş sınavında bu 140 kişilik kontenjana giremeyen 160 kişi zorunlu olarak meslek lisesine gidecek.
Peki bu meslek liselerine giden öğrencilerin sosyo-ekonomik yapısı nasıl olacak?
Anadolu ve Fen liselerinin teknik alt yapısının oldukça iyi olduğunu ve öğrencilerin gelişimleri noktasında önemli adımlar atıldığını biliyoruz. Bütün liselere o olanakların ve hatta daha fazlasının sağlanabileceği halde yapılmamasının bir tercih meselesi olduğunu da biliyoruz. O liselere gidebilmek için dershanelere gitmek, özel dersler almak gerekir ki bunun için de ailenin ekonomik olanaklarının yüksek olması gerekir. Dolayısıyla zengin ailelerin çocukları gelişkin liselerde eğitim alabilirken yoksul ailerin çocukları öğretmenleri dahi olmayan okullarda üniversite hayalleri ile avunarak oyalanıyorlardı. Bu proje ile bu durum resmileşirken daha da toplumsal hale getiriliyor. Anadolu lisesini kazanamayan öğrenciler zorunlu olarak meslek lisesine gidecek ya da hiç bir liseye gidemeyecek.
Meslek liselerinin bugünkü durumları içler acısı. Okullar birer bacasız fabrikaya dönüştürülmüş ve öğrenciler üç beş kuruş ücrete işçi olarak çalıştırılıyorlar. Gericiliğin ve şovenizmin kol gezdiği meslek liselerinde daha o yaştaki öğrenciye itaat etme ve en iyi üretimin nasıl yapılacağı öğretiliyor.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın patronların kuruluşu gibi işliyor olması bizler için şaşırtıcı olmamalı. Onların üstlendikleri roller bir kez daha günyüzüne çıkmış oldu. Toplumun değil patronların çıkarlarını gözeten MEB, yoksul ailelerin çocuklarını eğitim hakkından mahrum bırakıyor. İşçisin sen işçi kal!!!