Pazartesi, 27 Haziran 2005 (20 yıl 11 ay önce)
Devrimci Sendikal Birlik, Şubat ayında 2 günlük bir işçi sınıfı kurultayı düzenliyor. Kurultay hedefi, içiçe yürütülen şu 3 temel halkayı içermektedir:
1-İşçi sınıfı hareketinin bütünsel ve geleceğe dönek ’somut durumunun somut tahlili’. Teorik, siyasal, örgütsel, pratik açılım unsurları içeren bir gelecek perspektifinin geliştirilmesi. Bunu eksenine koyan somut çıkış noktaları ve politikaların belirlenmesi.
2-Kurultayın işçi sınıfının öncü, arayış içindeki dinamikleri ile birlikte; bu dinamiklerin içinden örgütlenmesi. Sınıfın öncelikli kesim, sektör ve bölgeleri başta olmak üzere bin işçinin aktif olarak katıldığı, en az 70-80 işçinin konuştuğu, tebliğlerin ve tabandan çok sayıda önergenin sunulduğu, hararetle tartışılarak karara bağlandığı bir kurultay. Yalnızca ‘yukarıdan’ değil ‘aşağıdan’ da, sınıfın öncü ve gelecek dinamiklerini asgari düzeyde temsil ve etkileme gücüne sahip bir kurultay.
3-Kurultay’dan yalnızca bir dizi karar ve somut politikayla değil, işçilerin bunları uygulama istenci ve kapasitesini geliştirerek çıkmak: a-Siyasal sınıf bilinçli işçi tohumları yaratmak, geliştirmek ve yaygınlaştırmak, b-Aşağıdan yeni, yığınsal ve devrimci bir sendikal hareket geliştirmenin zorunluluğu fikrini ve ön dinamikelrini işçiler arasında yaygınlaştırmak.
Bunlar, mevcut nesnel ve öznel koşullar içerisinde oldukça zorlu ve iddialı hedeflerdir. İşçi sınıfı hareketi, bir dizi yerel direnişe karşın genel durgunluk ve gerileme eğilimini sürdürmektedir. Kurultay, işçi sınıfı hareketinden esen güçlü bir rüzgarı arkasına alamayacaktır. İşçi çalışması yürüten güçlerimiz, ön hazırlık kurultayından bu yana belli bir gelişme kaydetmekle birlikte, halen nitel ve nicel olarak oldukça sınırlı durumdadır. Mevcut güçlerin durumu ve özellikleri ile konulan nitel ve nicel hedef arasında yüksek bir gerilimin yaşanması kaçınılmazdır.
Öyleyse neden bir işçi sınıfı kurultayı?
Yanıt sorunun içinde gizlidir. İşçi sınıfı hareketi içerisinde bir gelecek rüzgarı estirilmelidir. İşçi sınıfının yüzü geleceğe çevrilmelidir. Öncü, bilinçli unsurlarının mücadeleyi giderek devrimci sosyalist bi gelecek perspektifi ve onun kademelendirilmiş somut taktik halkalrı üzerinden yürütmesi sağlanmalıdır. saldırıları sayıp döken, olgusal durum tespitlerini sıralayan, ardından genel geçer “birlik, örgütlenme, siyasallaşma” çağrıları yapan geleneksel tarzın üstüne çıkılmalıdır. İşçi sınıfı devrimcilerinin ayırd edici karakteri işçi sınıfının geleceğini temsil etmekse, yalnızca ideolojik değil, maddileşen, pratikleşen bir bilinçle, geleceğin şimdiki dinamiklerinden başlanmalıdır.
Bugüne kadar söylenenler, genellikle geleneksel seridikal ve siyasal hareketin sarsıntılarla çözülüşüne ve buna geleneksel tarzda dar muhalefet çabasına ilişkindir. Kuşkusuz, işçi sınıfının artan parçalılığı, dağınıklığı, biri ötekini dibe ve geriye çeken iç rekabeti sorunun özsel bir noktasıdır. İşçi sınıfı hareketinin krizi de onun çözülmesi ve yeniden yapılanmasının birliğidir. Dünyada ve Türkiye’de, işçi sınıfının nicel ve nitel, nesnel güç potansiyelinde muazzam genişlemeler; üretimin, emeğin ve bilginin daha ileri toplumsallaşma süreci zemininde çok daha gelişkin ve vurucu bir işçi sınıfı hareketinin olanakları ve ipuçları… Üretim ilişkileri ve sınıf mücadelelerinde yapısal dönüşümün teorik ve ampirik analizi olmadan bu vizyon somutlanamaz. Ve böyle bir vizyon olmadan da, sınıf hareketi ve çalışmasında bu yeni ve daha yüksek (başlangıçta oldukça yokuşlu) düzlemine geçişin somut çıkış noktaları yakalanamaz. Bu her şeyden önce bir zihniyet dönüşümü gerektirir.
İşçi sınıfı çok yönlü iç hareketliliği içinde, çözülmekte olan eski ve mayalanmakta olan yeni dinamikleri (kesim, sektör, bölge vb.), tüm bileşenleri ve iç bağıntıları ile bir bütün olarak kavranmalıdır. Sınıf hareketine ve onun iç bağıntılarına bu bütünsel, üst bakış olmadan, çeşitli kesim, bölge ve sektörlerdeki mücadelelerde tıkanmalar aşılamaz. kendiliğinden bilincin, hele ki günümüzdeki parçalılığın doğası gereği işçi sorunlarını, dar kesimsel sorunlar çerçevesinde ifade edilmekte, bu da çözüm geliştirmeyi zorlaştırmaktardır. Oysa düzensiz işçilik ve işçi sirmülasyonunun had safhada artması, yarattığı dağınıklıkla birlikte, işçi sınıfı içindeki geleneksel işyeri, işkolu, bölge, kesim ayrımlarını ortadan kaldırma olanağını da yaratmakta, kolektif işçi bilincinin nesnel dinamiklerini de geliştirmektedir. Öyleyse Kurultay’ın diğer bir ayırdedici yönü, nüve biçiminde de olsa öncelikli dinamikler başta olmak üzere, hem bileşim hem de içerik olarak işçi sınıfının bütününü ve bütünsel çıkarlarını temsil edebilmesidir.
“Aşağıdan temsil gücüne sahip olma”dan kastedilen ise şudur: Kurultay asgari bir delege sistemine dayanmalıdır. Özellikle orada konuşacak işçilerin, sorunlarını sıralayıp “birlik olalım mücadele edelim”in ötesine geçebilmesi için bu önemlidir.”Biz bölgemizde şöyle bir çalışma yürüttük, şu şu işyerlerinden (veya sektörlerden) sırasıyla (diyelim ki) 6, 11, 15 işçinin katıldığı 3 Kurultay Hazırlık toplantısı yaptık. Gündemlerimiz şunlardı, şunları tartıştık. Sorunlarımız, taleplerimiz, özlemlerimiz şunlardır, Kurultay’a somut önerilerimiz ve ondan beklentilerimiz bunlardır…” Oraya çıkacak olabildiğince her işçi, isterse devrimci olsun ve ağzı çok iyi laf yapsın “kendinden menkul” kalmamalı, çalıştığı işyeri, bölge yada sektörü, bulunduğu işçi kesiminin dinamiklerini (sorun, talep ve önerilerini) asgari düzeyde karakterize edecek en az birkaç işçi toplantısının kararlarını ve iradesini Kurultay’a yansıtabilmelidir. Belli işyeri, alan, bölgesel, sektörel, kesimsel işçi toplantıları içinden ve buralardan çıkacak talep, ihtiyaç, karar önerileri yansıtacak doğal işçi temsilcileri ile birlikte Kurultay’a son ve somut biçimi verilecektir. Bazıları sembolik kalacak olsa da önemli olan, olabildiğince çok sayıda işyeri, alan, sektör, bölge ve kesim içerisinde Kurultay’ın gündemleştirilmesi ve birlikte gerçekleştirilmesidir.
Böyle bir işçi kurultayı, görünüşte 20-30 bin üyesi olan, fakat otolde ağırlanan delegelerin işyerlerinde, şubelerde vb. tabanın görüş, eleştiri, istek ve önerilerini alacak tek bir toplantı bile yapmadıkları sendika kongrelerinden hem nicel hem nitel olarak daha fazla temsil gücüne sahip olacaktır. İşleyiş DSB komiteleri, bir DSB’li işçinin de bulunacağı doğal Kurultay aktivisti işçilerden oluşacak esnek ve genişleyen Kurultay Hazırlık Komiteleri ve en geniş Kurultay Hazırlık işçi toplantıları arasında hem yukarıdan aşağıya hem aşağıdan yukarıya iki yönlü olmalıdır. Bu Kurultayın ayırdedici temsil gücünün üçüncü yanıdır.
Bu çalışmayı yürütecek güçlerin nitel ve nicel zayıflığına gelince… bu ciddi bir zorlanmayı kaçınılmaz olarak yaratacaktır. Fakat devrimci politika ve hedefler mevcut güçlerin durumuna uyarlanmaz, bu günümüz reformist ve tasfiyecilerinin daha ilk halkadan başlayan örgütsel kendiliğindenciliğine özgüdür. Devrimci politika, mevcut güçlerde konulan hedefi gerçekleştirmek için sağlanması gereken bir içsel dönüşüm ve nitel, nicel gelişme dinamiği yaratmayı esas alır.
Çevre-çeper işçi ilişkilerini toplamak ve kolundan tutulan işçiyi getirmek, 4-5 klişe tebliğ hazırlamak, bir miktar işçinin eline de kağıtları tutuşturup okutmak, önceden bir kaç sembolik toplantı yapmak bir miktar işçiye de “kürsü sizin, sorunlarınızı anlatın” demek…. Böyle bir “toplama” kurultayı her halukarda yaparız fakat bu ne bize ne sınıf hareketine bir şey kazandırır ne de devrimci sosyalist ideoloji ve politikalar ile öncü dinamiklerin buluşmasına hizmet eder.
Zihnniyet dönüşümü şuradan başlamalıdır: DSB “işçiler için” bir kurultay düzenleyip oraya “bir biçimde” “işçi getirmek”le yetinmeyecek. DSB, İşçi Sınıfı Kurultay’ını sınıfın öncü dinamikleri içinden ve doğal öncü işçilerle birlikte örgütleyecek.