Pazar, 18 Temmuz 2010 (16 yıl 3 ay önce)
Fransa'nın Grenoble şehrinde polisin kumarhane soyduğu iddiasıyla takip ettiği Karim Boudouda isimli 27 yaşındaki göçmen genci, çıkan çatışma sonucunda başından vurarak öldürmesi üzerine şehirde yaşayan göçmen gençler isyan etti. Cuma gecesi başlayan olaylar sürüyor. Şu ana kadar 70'in üzerinde araç, bazı banka ve mağazalar yakılırken, mağazaların, otobüs ve tramvay duraklarının camları kırıldı. İki gündür süren çatışmalarda 11 gözaltı var.
Cuma gecesi başlayan göçmen gençlerin isyanı, Fransa'da hafızaları 5 yıl öncesine, büyük banliyö isyanlarının yaşandığı döneme götürdü. Olayların 5 yıl önceki gibi büyümesinden ve diğer şehirlere sıçramasından korkan Fransız devleti, bölgeye İçişleri Bakanı ile çıkartma yaparken isyancı gençlere vahşice saldırıyor.
"İş bitiren” İçişleri Bakanı

Fransız İçişleri Bakanı
Brice Hortefeux göçmen gençlerin isyanından hemen sonra olayların yaşandığı Grenoble şehrinin
Villeneuve bölgesine gitti. Olay yerinde açıklamalarda bulunan bakan
“kamu düzenini ve devlet otoritesini derhal tekrar sağlayacağız. Olaylara hızlı bir şekilde cevap verilecektir, büyümesine izin vermeyeceğiz” diyerek, polise “saldır” komutu verdi. Şov yapmayı da ihmal etmeyen
Hortefeux basının önünde Grenoble valisine talimatlar yağdırdı. Bakan, basın önündeki şovunda burjuva politikasının doğası gereği, halkı yedekleme salvolarını da ihmal etmedi tabii.
“Bu tür şiddet olaylarının hiçbir geleceği olamaz, çünkü kamuoyu her defasında bunu mahkum eder ve mutlaka da haklıdır” dedi.
“Gider gitmez olayları bitiren bakan” imajı çizmek isteyen
Hortefeux'un imajını ise, cumartesi gecesi de isyana devam göçmen gençler çizdi. Cumartesi gecesi bir düzine araç, mağaza ve banka şubeleri göçmen gençlerin öfkesinden nasibini alırken, gençlerle polis arasındaki çatışmalar da sürdü. Öfkeli gençler, kendilerine kurşun sıkan ve gaz bombalarıyla saldıran polise taş ve molotoflarla direndiler.
Rollerde değişiklik yok
Bölgeye üşüşen politikacılardan bir diğeri ise, Sosyalist Partili belediye başkanı
Michel Destok'tu.
Destok gittiği bölgenin
“fotoğrafını çekmekten” ve durum tespiti yapmaktan öte bir şey söylemedi.
“Bölge çatışmaların ve yangınların izini taşıyor. Benim kulağıma artık oldukça yüksek tonlarda çalan alarm zili geliyor” dedi.
Televizyon ve gazetelerden de görülebilecek bu
“harika” manzara tespiti için Destok'un niye oralara kadar zahmet ettiği bilinmez ama Sosyalist Parti'nin 5 yıl önceki banliyö isyanları sırasında yaptığı “itfaiyecilik”ten bu defa da fazla bir şey yapmayacağı herkesçe bilinir olsa gerek!...
Ölüm sessizliği
İsyanın çıktığı bölge
“problemli bölge” ilan edilirken, bölgeye
“ekstra donanımlı” takviye polis gücü gönderildi.
“Ekstra donanımlı” polis gücünün ne olduğu ve ne yaptığı ise, cumartesi günü çıkan olaylarda bazıları henüz
16-17 yaşında olan gençlere kurşun sıkmasıyla ortaya çıktı!
İki gündür süren isyan sırasında gözaltına alınan toplam 11 genç hakkında şu ana kadar herhangi bir açıklama yapılmış değil. Polis, sadece “gözaltında olanlardan biri
17 yaşında açıklaması” yaptı. Dün gece gözaltına alınan
4 kişinin ise “polise ateş açmak ve adam öldürmeye teşebbüs” suçlamasıyla gözaltına alındığını açıkladı. Gözaltına alınanların isimleri ve yaşları başta olmak üzere, diğer konular hakkında ise açıklama yok, tam bir ölüm sessizliği var.
Nefsi müdaafa itirazları
“İntikam” sloganları atan
Villeneuve bölgesi gençliği, Karim Boudouda'nın polisin iddia ettiği gibi kendisini savunmak için öldürülmediğini, infaz edildiğini söylüyor. Kafasından vurularak öldürülmesinin de infazın açık delili olduğunu vurguluyor gençler.
Polisse adeta gençleri doğrularcasına çatışmayı karartmaya çabalayarak, dikkatleri Karim'in arabasının bagajında kumarhaneden alınan
40 bin euronun bulunduğuna ve Karim'in geçmişte de üç defa silahlı soygun nedeniyle tutuklandığına çekmeye çalışıyor. Çatışmanın nasıl yaşandığı, Karim'in hangi mesafeden nasıl, en önemlisi de gecenin karanlığında kafasından nasıl vurulduğuna dair en ufak bir açıklama ise yok.
Polisin izinden giden
Grenoble savcısı da aynı teraneleri sıralamaktan ve tepkiyi katledilen Karim'e yöneltme çabasından geri durmadı. Savcı yaptığı açıklamada “polisin kendisini savunmak amacıyla
Karim Boudouda'yı vurmak zorunda kaldı”ğını, “Karim Boudouda daha önce 3 kez aynı suçtan yargılanmış ve hüküm giymiştir” ile aynı cümle içinde telaffuz ederek, suçluyu daha görür görmez, herhangi bir incelemeye gerek duymadan ilan etmiş oldu! Ne de olsa ölüler konuşamazdı!
Halkın tepkisini yargısız infaztan çekip göçmenlere yöneltmeye çabalayan polis yaptığı açıklamaların sonuna eklediği
“zaten son bir ay içerisinde isviçre ve fransa kumarhanelerinde 3 soygun girişimi yaşandı” cümlesiyle “güvenlik kalmadı” demagojisi üzerinden de halkın öfkesini yedeklemeye çalışıyor.
Direnişin devamını istiyorum!
Polisin yargısız infazıyla katledilen gencin annesi
Saliya Boudouda Fransız Haber Ajansı ile telefonda yaptığı röportajda isyanını dile getirdi.
“Polisler hakkında suç duyurusunda bulunacağım” diyen
Saliya Boudouda açıklamasını
“bu tür olaylar, olayın bir tarafı göçmense hep ölümle bitmek zorunda mı? Artık çok ileri gittiler. Öğrendiğime göre dün olaylar durulmuş. Durulmamalı. Sadece daha fazla direniş istiyorum, başka bir şey değil” sözleriyle bitirdi.
Fransa'da 2005 ve 2007 yıllarında da Paris'in değişik banliyölerinde polis, toplam 4 göçmen genci katletmiş, isyan eden göçmenlerle polis arasında günlerce süren çatışmalar yaşanmıştı.