Perşembe, 5 Ağustos 2010 (16 yıl 2 ay önce)
Japonya'da yayınlanan günlük bir gazete son iki buçuk ayda yabancı tekellerde yapılan grevleri irdeledi. Habere göre, Mayıs ortasından Temmuz ayı sonuna kadar Çin'deki 43 yabancı tekelde grev yapıldı. Gazete, grevlerin üretimi düşürürken tekellere ciddi ekonomik kayıplar yaşattığını yazıyor.
Grevlerin çoğu Japon tekellerinde
Daha çok Japon menşeeli tekellerde yapılan grevlere mercek tutan gazete, 43 ayrı fabrikada yapılan grevlerden 32'sinin Japon tekellere ait olan fabrikalarda düzenlendiğine dikkat çekiyor. Gazeteye göre, işçilerin çoğunlukla ücretlerine zam talebiyle çıktıkları grevler, en fazla otomotiv ve elektronik sektöründe gerçekleşmiş. Hemen ardından süpermarketler geliyor.
İşçiler internet ve cep telefonlarıyla haberleşiyor
Grevlerin nasıl yapıldığını ve işçilerin birbirleriyle etkileşimlerini de inceleyen gazete, işçilerin birbirleriyle internet ve telefon ile haberleştiklerini yazıyor. Gazete ayrıca, bir fabrikada başlayan grevin hemen diğer fabrikalarda çalışan işçilere bu yolla haber verildiğini ve haber alan işçilerin de derhal greve çıktıklarına vurgu yapıyor. Gazete ne kadar farkında bilinmez ama, işçilerin arasındaki irtibatın kopartılması kaygısıyla yazılan bu satırlar, sınıf dayanışmasının gücünün itirafı oluyor...
Gazete haberi, yapılan grevlerin ezici çoğunluğunun işçilerin kazanımıyla sonuçlandığı, işçi ücretlerine belirgin oranda zam yapıldığı belirlemesiyle sonlanıyor.
Kriz yoksulluğu derinleştirirken grevler çoğaldı
Japon gazetesinin haberinde öne çıkan 3 temel öğeden ilki, grevlerdeki artış. Grevlerdeki artış, ne Çin açısından yeni bir durum ne de sadece Çin'de gelişen bir durum. Grev skalası, tüm dünyada giderek artış kazanan yukarı doğru bir eğri çiziyor. Bu durum Çin'de de farklı yaşanmıyor. Krizle birlikte iyice dibe bastırılan Çinli işçiler, korkunç bir yoksulluk ve sefaletin içinde yaşamaya mahkum bırakılıyorlar. Zaten az olan işçi ücretleri, krizle birlikte iyice erimiş durumda. Çin'de bir sanayi işçisinin aylık ücreti 80 ile 100 dolar arasında değişiyor. İşçi ücretlerindeki artışla, gıda, barınma, ulaşım gibi temel yaşamsal ihtiyaçlardaki artış yüzdeleri aynı oranda artış göstermiyor üstelik. Aynı oranda artış gösteren yüzde ise, işçilerin her geçen gün daha fazla yoksullaşıp, yoksunlaşmalarıyla biriktirdikleri öfkeleri...
Sınıf dayanışması yükseliyor
Gazete haberinde öne çıkan ikinci temel öğe, sınıf dayanışmasındaki yükselme. Ki sınıf dayanışmasındaki yükselme sadece gazete haberinden çıkarsanabilecek bir sonuç da değil. Çin'de son süreçte yaşanan grev ve direnişlere bakıldığında, yükselen dayanışma net olarak görülecektir. Henüz çok cılız da olsa, işçiler arasındaki dayanışma ve birlikte hareket etme, tek başına bir şeyin kazanılamayacağı bilinci giderek yerleşiyor. Çin'de işçi sınıfı mücadelesinin kendisinin henüz emekleme devresinde olduğu gözönüne alındığında, bu cılızlık ürkütücü değil. Aksine, şimdiden bilince çıkartılmaya başlanmış olması tüm mücadele açısından belki küçük, ama süreç açısından büyük bir adım.
Ağır çalışma koşulları ve devlet sendikası
“
Ağır” sözcüğünün bile hafif kaldığı çalışma koşulları, yokluk, yoksunluk, sefalet içindeki yaşam koşulları gibi ortak kesenler, Çinli işçileri birbirine ve mücadele yoldaşlığına yaklaştıran etkenler. Tek devlet sendikasından başka sendikanın olmayışı, devlet sendikasının da doğasına uygun olarak tekellerin yanında saf tutup işçilerin ihtiyaç ve taleplerine kulak kapatması ise, bir başka etken.
Sınıf mücadelesi kazandırır
Üçüncü ve son öğe ise, direnen işçilerin kazandığı gerçeği. Gazetenin de belirttiği gibi, Çin'de son zamanlarda yapılan grevlerin büyük çoğunluğu işçilerin kazanımıyla sonuçlandı. Ücretlere yapılan zamlar her ne kadar tekeller için büyük bir kayıp sayılmasa da, işçilerin taleplerinin karşılanmasının altında giderek kabaran öfkeyi dindirmek gibi sinsi bir amaç yatıyor olsa da, tüm bunlar sonuçta işçilerin kazandığı gerçeğini değiştiremiyor.
Değişmeyecek bir diğer sonuç da, dayanışmalı, birlik olup yapılan ve sonunda kazanılan direnişlerin, kendine ve sınıfına duyulan özgüven oluşturup işçilerin bilincinde yer ediyor olması. Tüm dünya işçi sınıfına esinleyici örnekler yaratıyor olması da kazanımın bir diğer yanı.