Hatay, İnegöl... Bu iki yerde yaşanan olaylar Kürtlere olan bilinçli, fiziksel bir imha politikasıdır
Bugünlerde televizyonları açtığımızda burjuva medyadaki söylemler birbirinin aynısı: "Vatandaşlarımızı sağduyuya çağırıyoruz!". İçişleri Bakanı Atalay İnegöl’deki linç olaylarıyla ilgili : "Aslında olay özü itibariyle Türkiye’nin her bir tarafında olabilecek türden bir asayiş olayıdır. Olayın hiçbir siyasi yönü yoktur"’. diyor. Ne tuhaftır ki yine aynı pervasızlıkla, yüzsüzlükle, aynı kafayla 2 Temmuz Sivas Katiamı için, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel: "Olayda ağır tahrik var. Çatışma yok. Otel yangınında can kaybı var" tarzında konuşup bu vahim olayı böylelikle basite indirgemişti!
Hatay, İnegöl... Bu iki yerde yaşanan olaylar her ne kadar ‘öfkeli vatandaşların tepkisi’ olarak gösterilse de biz biliyoruz ki Kürtlere olan bilinçli, fiziksel bir imha politikasıdır. Polisin bu ‘öfkeli vatandaşlar’ı dağıtmaya çalışırken ki sabrı, onların ‘haklı’ hassasiyetini dikkate alması ve mümkün olduğunca bu ‘kalabalığa’ zarar vermemeye çalışması göz yaşartıcı! Bu kadar düşünceli olan polislerimiz 1 Mayıs alanında bir sürü insanı ara sokaklarda öldüresiye dövüp, gaz bombalarını fütursuzca kullanırken; TEKEL işçilerinin eylemleri sırasında gözü dönmüş bir şekilde işçilere saldırırken bu hassasiyetinden eser yoktu halbuki!!! Engin Çeber’i döverek öldüren polisler, bugün İnegöl ve Hatay’daki faşist güruhu dağıtırken gayet sakin, hatta onları destekler nitelikte davranıyor. Kürt çocuklarını, sırf taş attıkları için, hapse atıp, işkenceden geçirip, yıllara mahkum eden devlet, bugün ortamı yatıştırmak için ‘Hepimiz kardeşiz’ naraları atıyor!
Açılım zırvalıklarıyla Kürt sorununu sözümona çözmeye çalışan hükümet, diğer bir yandan operasyonlara hız vermiş durumda her yerde. Her yerde üniversiteli Kürt öğrencilerin gece yarıları evleri basılıp tutuklanmakta, yine bir sürü Kürt insanı KCK davasından dolayı yıllara mahkum olmakta. Hatta son Sosyoloji Kongresi'nde Kürt sorununa değinen öğrenciler, kongreden sonra KCK davası kapsamında evlerinden alınıp tutuklandılar.
Başbakanın, ‘anayasasını’ geçirebilmek için kullandığı, 12 Eylülcülerin yargılanmasının önünü açan maddesini günlerdir anlatıyor halka. Hatta riyakarlığın daha da ötesine giderek o dönemin asılan devrimcilerinin mektuplarını okuyor, gözyaşları dökerek! Aynı sahtekarlığı Kürtlere yapıyor, yapmaya çalışıyor! Bir yandan Kürtler için kanallar açarak lütufta(!) bulunuyor, diğer yandan operasyonları hızlandırıyor!!
Geçmişte olduğu gibi bugün de değişen hiçbir şey yok Kürtlere karşı. Yine operasyonlar, yine linçler! Bugün de Hatay ve İnegöl’de yaşanan olaylar bunun açık göstergesidir. Ve biz biliyoruz ki oradakiler, ‘öfkesine hakim olamamış vatandaşlar’ değillerdir. Biz onları, o faşist güruhu iyi tanıyoruz! O yüzden sürekli haykıracağız: Bugün Kürtlere yapılan bu fiziki imhaya inat, bıji bıratıye gelan!!
İzmit'ten bir DPG okuru