İşçi sınıfının ve emekçilerin nabzını dünya ölçeğinde tutmaya devam ediyoruz.
Sitemizi takip eden okurlarımız ve dostlarımız belli bir süredir sınıf gündemine dair uluslararası düzeyde haber oranının artmış olduğunu bilirler. Bu, neoliberal saldırganlık karşısında dünya ölçeğindeki emek hareketinin giderek yoğunluk kazanan kıpırtılarının yanında, bu alanı takip etmeyi sistemli bir şekilde yoğunlaştıran Yaşanacak Dünya haber servisinin de yakaladığı bir eşiktir. İşçi sınıfının ve emekçilerin nabzını dünya ölçeğinde tutmaya devam edeceğiz.
Çinli işçiler İsveç'de de eylemde
İsveç'de sezonluk işçi olarak çalışan Çinli işçiler dün eylem yaptılar...
İsveç'in kuzeyinde yetişen üzümleri toplamak için Asya ülkeleri başka olmak üzere, onlarca değişik ülkeden binlerce sezonluk işçi, her yıl bu ülkeye getiriliyor. Son yıllarda revaçta olansa, “sudan ucuz” olan emekleriyle Çinli ve Taylandlı işçiler.
Bu yıl da binlerce Çinli işçi, İsveç'deki şirketlerle anlaşan Çin'deki şirketler aracılığıyla ülkeye getirildi. Derme çatma barakalarda kölece yaşamaya, günün en az 12 saati kölece çalışmaya mahkum edilen işçiler, isyan etti.
Yolunu, izini bile bilmedikleri bir ülkede “yok” denecek kadar ucuz ücretle çalışmak zorunda kalan işçiler, 9 Ağustos'ta çalıştıkları bahçenin çevresindeki araç yolunu işgal ettiler. Yolda oturma eylemi yapan işçiler, ücretlerine zam yapılmasını ve çalışma koşullarının 'insanileştirilmesi'ni istiyorlar.
İsveççe bilmedikleri için taşıdıkları dövizlere “Help” ve “SOS” yazan işçiler, meramlarını anlatmaya çalıştılar.
Kanada'da madenciler grevde
Mine in British Columbia'da 30 yıl sonra ilk grev...
Kanada'da bulunan Mine in British Columbia isimli şirkete ait kömür madeninde çalışan işçiler geçtiğimiz Cuma gününden (6 Ağustos) beri grevdeler. İşçiler geçtiğimiz yılın sonunda biten toplu iş sözleşmesinin yenilenmesini ve ücretlerine zam yapılmasını istiyorlar.
Mine in British Columbia, Teck Resources isimli maden tekeline ait. Teck Resources'un diğer madenlerinde çalışan işçilerin aldığı kadar ücret ve aynı iş sözleşmesine sahip olmak isteyen işçiler, talepleri kabul edilinceye kadar greve devam edeceklerini belirttiler.
Teck Resources tekeline ait diğer madenlerde çalışan işçilerle -işçilerin yaptığı grev ve direnişten sonra- kısa bir süre önce toplu iş sözleşmesi imzalanmış ve işçilerin ücretlerine de zam yapılmıştı.
Mine in British Columbia'da son grev 1980 yılında yaşanmış ve 8 ay sürmüştü. 30 yıl önce yapılan grevin amacı da ücretlere zam yapılması ve daha iyi çalışma koşullarının oluşturulmasıydı. İşçiler, 8 aylık zorlu mücadelenin sonunda taleplerini kabul ettirmiş, istediklerini almışlardı.
İşçiler, 30 yıl aradan sonra yaptıkları bu grevde de kazanacaklarına olan güvenle eylemdeler. Madende üretim tamamen dururken, işçiler, tekelin taşeron işçi çalıştırmaması için maden önünde nöbet tutuyorlar. Şehir merkezine ve tekelin yönetim binasına doğru yürüyüşler düzenleyen işçiler, attıkları sloganlarla haklı taleplerini ve kazanacaklarını haykırıyorlar.
Endonezya'da binlerce işçi sokakta
Şeker işçileri ücretlerini almak için eylemdeydi.
Endonezya'nın Lumajang şehrindeki PG Jatiroto şeker fabrikasında çalışan binlerce işçi geçtiğimiz Cumartesi (7 Ağustos) günü bir günlük uyarı grevi yaptı. İşçiler, aylardır alamadıkları aylıkları ile fazla mesai ücretlerinin ödenmesini istiyorlar.
İşçilerin bağlı oldukları sendika ile şirket arasında bir süre önce imzalanan sözleşmenin gereğinin yerine getirilmesini isteyen işçiler, aksi taktirde süresiz greve çıkacaklarını belirtiyorlar.
İş bırakan işçiler, fabrikadan şirketin yönetim merkezine kadar bir de yürüyüş düzenlediler. Eylemlerine yaptıkları mitingle son veren işçiler, bugüne kadar irili ufaklı protesto eylemleri yaptıklarını ancak bir sonuç alamadıklarını, bunun son uyarılarını olduğunu açıkladılar.
10 gün önce de onbinlerce işçinin sosyal sigortalar kanunun değişmesi için eylem yaptığı ülkede, işçilerin hak arama mücadelesi giderek yükseliyor.
Kriz yoksullaştırıyor
Yunanistan Esnaflar Birliği, kapitalist krizin yıkımını gözler önüne serdi...
Yunanistan'da yaşanan krizin etkileri giderek daha fazla hissedilmeye başlıyor. Yunan hükümetinin işten atmalar, vergi oranlarına zam yapılması, emeklilik yaşının yükseltilmesi vb. neoliberal saldırılarına karşı, krizin faturasını ödemeyeceğini sokakta haykıran Yunan halkı, her geçen gün daha faza yoksullaşıyor.
Bunun son örneğini, Yunanistan Esnaflar Birliği'nin açıklaması gösteriyor. Birliğin açıklamasına göre, son 10 aylık dönemde ülkedeki küçük esnafın yüzde 17'si eridi. Söz konusu dönemde küçük esnafa ait dükkanların yüzde 17'sinin kapandığını açıklayan birlik, bu oranın başkentte daha da yüksek olduğuna dikkat çekiyor. Atina'da oran yüzde 25.
İşçi sınıfı başta olmak üzere, toplumun tüm katmanlarını boydan boya kesen kriz, doğal olarak emekçilerin alım gücünü de dibe vurduruyor. Esnaflar Birliği'nin açıklamasında yer verdiği bir veri, krizin yıkıcı etkisinin göstergesi: “Yunanistan genelinde son bir yılda giyim satışları yüzde 20 dolayında düştü.”
Geçtiğimiz 10 ayda başkentteki her dört esnaftan biri batmış ve dükkanına kilit vurmak zorunda kalmış, fakat bu henüz yolun başı. Krizin henüz ilk devresinin geçtiği, ilkine göre çok daha yüksek oranda yıkıma neden olacak ikinci evrenin kapının önünde olduğu düşünüldüğünde, bu oranın önümüzdeki 10 ayda çok daha yükseleceği aşikar...