Giriş kapısı kapandığı için yerin altında 17 gündür yaşama savaşı veren madenciler…
Yerin 700 metre altında 33 madenci... Giriş kapısı göçerek kapandığı için yerin altında açlık, susuzluk, havasızlık ve ruhsal çöküntüyle mücadele ederek 17 gündür yaşam savaşı veren madenciler.... 5 Ağustos’ta Şili’deki San Jose Madeni’nde 33 madenci göçük nedeniyle mahsur kaldı.
Çöküntü 17 gün önce meydana geldiği için hayatlarından umut kesilen madencilerin yaşadıkları, ufacık bir delikten gönderdikleri notla ortaya çıktı. Şili devlet Başkanı ve yetkililer, madencilerin kurtarılması için açılacak tünel çalışmalarının 4 ay sürebileceğini söylüyorlar. Yerin 700 metre altında açlık, susuzluk ve insanlıkdışı koşullarla mücadele edilerek geçirilmek zorunda olunan 4 ay!
İnsanı bu kadar isyan ettiren, verilen yaşam mücadelesi de değil. 17 gün boyunca herkes kendilerini öldü sanırken hayatta kalma savaşı veren ve yaşamayı başaran Şilili madenci kardeşlerimiz, 4 ay daha direnebilir; hem de dışarıyla az da olsa bir iletişim sağlanmışken. Gerçekte insanı bu kadar isyan ettiren, bilimin ve teknolojinin tüm gelişkinliğine rağmen bu sistemde sadece ve sadece sermayenin hizmetinde olduğunu bir kez daha hatırlatması. Hem de yerin 700 metre altındaki madencilerin yaşam çığlıklarıyla hatırlatması...
Kapitalizmde insanın değeri sermayeye kazandırdığı kar kadardır. Hatta o karın bile altındadır. Bu yüzdendir uzaya insansız uzay araçları gönderiliyorken işçiler bir dilim ekmek için yeraltına inerler, çıkamama ihtimalini bile bile. Bu yüzdendir işte, insanların elbiselerine zarar vermeyip sadece derilerini ve etlerini eriten atom bombaları icat edilir; bunların atıldığı topraklarda onlarca yıl ne bir bitki yeşerir ne de doğan çocuklar normal olur. Ama bizim insanlarımız, hala kum torbası niyetine filikalara konur, bu filikaların sağlamlığının -en düşük maliyetle- denenmesi için onyedisi boğularak can verir, çünkü bu sistemin gözünde kum torbası kadar değerleri yoktur.
Yaşamın bütün değerlerinin metalaştığı, parayla alınır-satılır hale getirildiği kapitalist sistemde insan hayatı da bir metadır. Zerre değeri yoktur ve “getirisi” sermayeye kazandırdığı kar üzerinden hesaplanır.
Güçlü olacaksın, sağlıklı olacaksın, akıllı olacaksın... Böyle olacaksın ki iş göresin ve senin emeğin üzerinden patron kar etsin. Sakatlandın mı işten atılırsın, sakatlanmana sebep iş kazası bile olsa. Aldığın eğitim bile kar üzerinden hesaplanır. İnsanın insanal gelişiminin sürekliliğini sağlayacak bir bilgi birikime sahip olması değildir önemli olan. Okullardaki derslerin içeriği bile bunu açıkça gösterir niteliktedir. Sermaye senin aklından eğitiminden en üst düzeyde yararlanmak ister; yani koyun misali etinden, sütünden, yününden.
Yerin 700 metre altına yollanacak ucuz işgücü ve insan emeği varken teknolojinin nimetlerini bunun için kullanmak istemez. Önemli olan daha fazla kazanmak ve daha çok sömürmekse, binlerce yıl öncesindeki Mısırlı kölelere firavunların piramitlerini yükseltsinler diye tonlarca ağırlıktaki kayaların taşıttırılması gibi “modern kölelere” bütün bunlar yüklenebilir. Bugünün karın tokluğuna çalışan ücretli köleleri o zamanın ücretsiz köleleridir. Ne var ki firavunlar var oldukça Spartaküs’ler de var olacaktır ve firavunları Spartaküs’ün köle orduları yıkacaktır. Er ya da geç!..