Kölelikten de öte

Kapitalizm esnek çalışmayı yaygınlaştırdıkça patronlar çığrından çıkıyor ve daha fazlasını dayatıyorlar

KADIN
Cumartesi, 18 Eylül 2010 (16 yıl 1 ay önce)

Son bir ay içerisinde birçok iş görüşmesine gittim. İş bulabilmek için ve gerçekten çok ilginç koşullarla karşılaştım. Gerçekten içler acısı bir durum var. Ben iş görüşmelerimden sadece üçünü anlatmak istiyorum.

İlk görüşmem: Ankara'da Medicana International adlı bir Amerikan hastanesine temizlik elemanı alacaklarını duydum. CV'mi alıp gittim. Yaklaşık bir saat personel müdürünü bekledim. İçeri girince özgeçmişimin yazılı olduğu kağıdı okudu. “Yaşınız bayağı ileri, biz normal şartlarda 36 yaşından sonrasını işe almıyoruz; bu iş ağır ve yorucu, titizlik isteyen, gece vardiyası olan bir iş” dedi. Ben de vardiyanın sorun olmadığını, önemli olan işin sürekliliği, sigortasının olması ve maaşın düzenli ödenmesi olduğunu söyledim. Maaş konusunu o ana kadar hiç söylememişti. Maaşın asgari ücret ve iki aylık bir deneme süresinin olduğunu, işbaşı saatinin sabah 07:30, paydos saatinin ise akşam 6 olduğunu söyledi. Değerlendirmeye alıp arayacaklarını söyledi. Ne gezer!..

İkinci görüşmem: Halk Bankası Genel Müdürlüğü'nün Cafe-Pastane bölümüne başvurdum. Burada hafta sonları ve bütün resmi tatiller tatil, sabah 07:30'da işbaşı, fırsat bulunca kahvaltı, yemek ya da çay saati diye bir şey yok . Yemek öğleden sonra saat 3’e doğru çünkü ancak fırsat oluyormuş. O da ayaküstü, paydos akşam 6'da; eğer bankanın servisine binebilirsen ne âlâ... Ücret günlük üzerinden (28 tl), Cuma günleri ödeme yapılıyormuş. Yıllık izin de sadece bir hafta ve ücretsiz! “Yıllık izin neden ücretsiz” diye sorduğumda aldığım cevaba çok şaşırmıştım. “Zaten o kadar çok izin var ki” diyor işveren, “bir de bunu normal şekilde uygularsak olmaz!”

Kapitalizm esnek çalışmayı yaygınlaştırdıkça işverenler çığrından çıkıyor ve daha fazlasını dayatıyorlar. İster kabul et, ister etme başka şansın yok! Dışarıda birçok işsiz var bunu çalışanın aleyhine kullanmak çok kolay, bu durum da köleliğin birkaç katı artırılmış hali.

Üçüncü görüşmem: Bu bir otelde kat görevlisi (Ankara Altınel Oteli) arayan ve tanıdık vasıtasıyla gittiğim bir iş görüşmesiydi. Bu otel çok eski, köklü bir otel, çalışanları da yıllarca emek vermişler. 2010'da ise otel bazı departmanlarını taşeron firmaya vermiş ve firma yeni personel alımı yapıyor. Bu otelde çalışanların hepsi eski personelmiş ve çoğu 40 ile 55 yaş arasındaymış ve bu taşeron firmanın gayesi bu elemanları çıkarıp yerine genç eleman almakmış. Benim CV'mi okuyunca aynen şunları söyledi: “Biz zaten belli bir yaşın üzerindekilerini çalıştırmak istemiyoruz ama CV'nizi değerlendirmeye alıp size döneceğiz”. Ama dönmediler...

Burada kimi yargılamalıyız? Belli bir yaşın üzerinde bir işsiz olan kendimizi mi? Peki iş aradığı halde bulamayan milyonlarca genci ne yapacağız? İş bulmanın sevinciyle yakalarına nasıl bir köleliğin yapıştığını görüp seslerini çıkarmayanları mı? Her yer birbirinden beter birini kabul etmezseniz birini mutlaka kabul etmek zorunda kalıyorsunuz. Bunu düzen, sistem, yönetim, sermaye dayatıyor. Kendi koşullarını kabul etmeyene yaşama şansı tanımıyor.

Peki bizler hep boyun mu eğeceğiz, hep katlanacak mıyız? Ne yapmalıyız? Aslında bütün bu soruların cevabını hepimiz biliyoruz. Herkes biliyor. Ama söylemeye, konuşmaya, hayata geçirmeye cesaret edemiyoruz. Hep korkuyoruz, hep çekiniyoruz ve hala “bana değmeyen yılan bin yaşasın” diyebiliyoruz. Ne zaman bütün cesaretimizi toplayıp, kendimize geleceğiz. Bizler olmasak patronlar bir hiç bunu anlamamız lazım. Bizler sustuğumuz, korktuğumuz, konuşmadığımız sürece onlar borularını öttürüyorlar.

Bizler bir ayağa kalksak, bir 'ne oluyor' desek, 'durun buna hakkınız yok' desek işte o zaman tehlike çanları çalacak. Biz birlik olup hakkımız olanı istemezsek onların vermeyeceğini, aksine olanı da alıp götüreceklerini bilmeli ve bunun için “Artık yeter!” demeliyiz. Bakın Hacettepe'de çalışan taşeron işçilerine; azimli, bilinçli, örgütlü, birlik içinde üç gün mücadele ettiler ve kazanımlarını gördüler ve sonra da sendikaya üye oldular. Kim demiş “taşeron işçileri sendikalı olamaz” diye? En sıcak ve canlı örneği önümüzde, bunlardan feyz almalıyız. Ve korkmamalıyız, onlar bizden korksunlar, onlar bizden çekinsinler. Mücadele edersek kazanırız!

Bir Alınteri okuru