Diz çök burjuvazi!

Fransa'da, 244 noktada toplanan üç buçuk milyonluk devasa birlik tek bir ağızdan haykırdı: “Direnişe devam”!

DÜNYA
Çarşamba, 13 Ekim 2010 (16 yıl 2 hafta önce)

Fransa dün (12 Ekim 2010) doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine kadar tam anlamıyla devasa bir eylem alanı gibiydi. Emeklilik yaşının yükseltilmesine karşı aylardır sokakta olan, son bir ayda üç büyük eyleme imza koyan emekçiler dün bir kez daha alanları zaptetti, burjuvaziye yeni bir darbe daha indirdi. Saldırı yasasına karşı yapılan eylemlere sürekli yükselen katılım dün zirve yaptı. 2 Ekim'de yapılan son eyleme 3 milyonluk katılım, dün üç buçuk milyona ulaştı.

Grev en fazla ulaşımda hissedilirken, okullar, postaneler ve limanların çoğu kapalı kaldı, hastanelerin sadece acil servisleri hizmet verdi. Ülkedeki altı rafineriden beşinde greve katılım yüzde 80'lere ulaştı, yakıt sıkıntısı olasılığı tartışılmaya başlandı. Nükleer santraller de grevden ciddi şekilde etkilendi. Flamanville bölgesinde bulunan iki santralde üretimin yarı yarıya düştüğü açıklandı. Elektrik santrallerinde de üretim düştü. Fransa Elektrik Kurumu (EDF) tarafından yapılan açıklamada elektrik üretiminde 8500 megavatlık düşüş yaşandığı duyuruldu. Bu oran bir önceki grev günü olan 23 Eylül'de 2200 megavattı. 100 bin Telecom işçisinin yüzde 20'sinin greve katıldığı açıklanırken, grev nedeniyle kapalı olan Marsilya Limanı'na yanaşamayan 85 gemi, 56 tanker ve 29 yük gemisi limana demir atmak zorunda kaldı.

Hükümet artık gelenek haline getirdiği greve katılım oranlarını düşük gösterme çabasını dün de sürdürdü. Ama beyhude çaba uzun ömürlü olamadı. Eğitim Bakanlığı öğretmenler arasında greve katılımın yüzde 22,13 olduğunu açıklarken, eğitim emekçileri sendikası FSU gerçek rakamın ilkokul öğretmenlerinde yüzde 48, liselerde yüzde 45 olduğunu bildirdi. Postane yönetimi ise katılım oranını yüzde 16,53 olarak duyururken, SUD-PTT Sendikası katılımın yüzde 30'un üzerinde gerçekleştiğini söyledi. Demiryolları, işçilerinin yüzde 20'sinin greve katıldığını iddia ederken, CGT Sendikası demiryolu işçilerinin yüzde 40,4'ünün greve çıktığını açıkladı. Bu oran 23 Eylül'de yüzde 37 olarak gerçekleşmişti.

Artış kaydeden sadece greve katılım oranları değildi, yürüyüşlere katılım oranları da yükseldi. Paris'te 330 bin (310 bin), Marsilya'da 240 bin (150 bin), Toulouse'da 145 bin (125 bin), Grenoble'da 72 bin (50 bin), Rennes'de 66 bin (20 bin), Lyon'da 45 bin (40 bin), Orleans'da 33 bin (15 bin), Lille'de 30 bin ve Strasbourg'da da 25 bin işçi, emekçi ve öğrenci eylemlere katılarak, bir kez daha neoliberal saldırıya “geçit yok” dedi. (Parantez içindeki rakamlar, 2 Ekim eylemindeki katılımlardır)

Paris: Direniş seli...


Paris sokaklarında dün kelimenin gerçek anlamıyla insan seli aktı. İşçisi, emekçisi, öğrencisi, ev kadını, hatta emeklisi yek vücut olup, Montparnasse Meydanı'nda buluştu. Yürüyüşün başlama saati 13.30'du ama saat 13.00'de bile meydanda ardarda iki adım atmak mümkün değildi. Genelde eylemlere saatinde gelmemesiyle tanınan Fransız işçiler dün bu geleneklerini de yıktılar, yürüyüşün başlamasından çok önce meydanı hıncahınç doldurdular.

Eyleme her zaman olduğu gibi CGT, CFDT, CFE-CGC, CFTC, FO, FSU, UNSA ve Solidaires sendikaları kitlesel olarak katıldılar. Öğrenci sendikaları FIDL, UNL ve UNEF de oldukça kitleseldi. Fransa Komünist Partisi, Sosyalist Parti, Yeni Antikapitalist Parti, Yeşiller, Lutte Ouvriere ve kağıtsızlar da eylemdeki yerlerini almışlardı.

CGT yine tek başına ayrı bir koldan yürüdü. Önceki eylemlerde en fazla kitleyi katan sendika, dünkü yürüyüşün de en kitlesel kortejiydi. Genel olarak dünkü eyleme rengini veren kitlesellik ve coşku, CGT kortejinde de fazlasıyla hakimdi. CGT işçilerinin yürüyüş boyunca durmadan attıkları sloganlardan biri “Direniş”, diğeri de “Sarkozy ve Fillon istifa!”ydi. Renault, Air France ve Metal işçileriyle Credit Mutuel Bankası çalışanları kendi pankartlarıyla yürüdüler. Dünkü yürüyüşü öncekilerden ayıran pekçok dikkat çekici yan vardı. İlkiyse kuşkusuz işçilerin coşkusuydu. İşçiler önceki eylemlere göre çok daha coşkuluydular. En coşkulu anlarsa şüphesiz yumruklar havada, hep bir ağızdan Enternasyonal'in söylendiği anlardı. Üstelik sık sık tekrarlandı bu sahne. İşçiler belki de önceki eylemlerde hiç olmadığı kadar sık söylediler Enternasyonal'i.

Özellikle de yürüyüş güzergahında konumlanan 7 kişilik işçi bandosunun Enternasyonal'i çalmaya başladığı anda, kortejin bir anda durarak marşı söylemeye başladığı ve coşkunun tavan yaptığı an görülmeye değerdi. Enternasyonal, yüzbinden fazla işçinin oluşturduğu kortejin önünden dalga dalga arkaya doğru yayılarak, işçilerin gür sesiyle “göğün fethedildiği” şehrin semalarına yükseldi...

Öğrenciler eğitimi sokakta yaptı


Yürüyüşün dikkat çekici diğer yanı, eyleme öğrencilerin katılımıydı. Önceki eylemlerle kıyaslanmayacak kadar kitlesellerdi. Hükümetin eyleme katılmalarını engellemek için bir hafta boyunca attığı onca taklaya cevabı, kolkola yürüdükleri öğretmenleri ve işçilerle birlikte sokakta verdiler. Sabah saatlerinde “bloke edilen okullar dikkatle izlenecek” diyerek öğrencileri açıktan tehdit eden Paris polisinin istihbarat şefi René Bailly'i de pas geçmedi öğrenciler. Polis şefinin açıklamasından sadece birkaç saat sonra Paris liselerinin yüzde 40'ı tamamen bloke olurken, Fransa çapında bloke olan ve kapılarına barikat kurulan okul sayısı 400'ü geçti. Polis de gelişmeleri “dikkatle” izledi!

Öğrenciler, sendikaları olan FIDL, UNL ve UNEF kortejlerinde yürüdüler. Azımsanmayacak bir kısmı da öğretmenleriyle birlikte yürüdü. Sophie German, Henri IV, Flora Tristan ve Champlain gibi liselerin öğrencileri de, okullarının yazılı olduğu pankartların arkasında yürüdüler. Öğrenci kortejlerinin yürüyüşün bittiği Bastille Meydanı'na girişleri saatler sürdü.

Öğrencilerin yürüdüğü bu kolun diğer kitlesel kortejlerini CFDT ve FSU sendikaları oluşturdu. Paris'teki eyleme damgasını vuransa hiç kuşkusuz “direniş” ve “hep birlikte genel greve” sloganları oldu. Cumhurbaşkanı Sarkozy ve Başbakan Fillon bu kortejde de “unutulmayanlar” arasındaydı. Her ikisi için de sık sık “istifa” sloganları atıldı.

CGT: Direnişi yükselteceğiz!


Sendika başkanları dün yaptıkları açıklamalarda eylemlerin kitleselliğine dikkat çekerken, hükümete bir kez daha yasayı geri çekme çağrısında bulundular. Sendika başkanları tarafından ayrı ayrı yapılan açıklamaların ortak noktasını ise direnişin daha da geliştirileceği vurgusu oluşturdu. CFTT Sendikası Genel Sekreteri François Chérèque yürüyüşten sonra yaptığı açıklamada “Bu, bir ay içindeki dördüncü büyük eylem. Hükümetin geri atmaması üzerine, işçilerde kaçınılmaz olarak hükümetin istifa etmesi, değişmesi için bir beklenti de oluşmuştur artık. Çok daha büyük bir direniş gelişecek” dedi. CGT Başkanı Bernard Thibault “Bugünkü eylem bugüne kadar yapılanların en kitleseli, geçen sefere göre çok belirgin bir artış söz konusu” dedi ve hükümete çağrıda bulundu: “Çıkmaz sokakta olduğunuzu kabul edin ve yasayı geri çekin”.

Dün akşam saatlerinde CGT'nin internet sayfasından yapılan yazılı açıklamada ise, eylemlere özel sektörden yoğun katılım sağlandığı belirtilerek, “Sendikaların örgütlü olmadığı kimi fabrikalarda greve katılım oranı yüzde 80'leri bulmuştur” dendi. Dünkü eylemi “olağanüstü” olarak niteleyen ve “Bugüne kadar başka bir örneği yaşanmamış muazzam bir katılım sağlanmıştır” tespitinde bulunan açıklamada “Bu, direnişin yükseldiğinin göstergesidir. Bu, kamu ve özel sektör işçilerinin emeklilik yaşının yükseltilmesine karşı olduklarının açık ve güçlü ifadesidir” sözlerine yer verildi.

İşçi ve emekçilere direnişi süreklileştirme ve yükseltme çağrısında da bulunan CGT açıklamasını şu sözlerle bitirdi:
“CGT bu büyük direnişin takipçisi olmaya devam edecektir. Bu nedenle kamu ve özel sektörde çalışan tüm işçi ve emekçilere grevi süreklileştirme ve devam ettirme çağrısında bulunuyoruz. CGT olarak, hareketin devam etmesi ve süreklileşmesi için grev, iş bırakma, yürüyüş, parlamento önünde miting, konferans gibi çeşitli eylemler planlıyoruz. CGT, başta üyeleri olmak üzere, bütün işçi ve emekçileri 16 Ekim'de tüm güçleriyle bir kez daha alanlara çıkmaya çağırıyor”

Hükümet vızıldıyor


Son bir ayda ortalaması 3 milyonun üzerinde dört eylemle sersemleyen hükümetse yine bildik martavalı okuyarak geri adım atmayacağını açıkladı. Eylemden sonra açıklama yapan Başbakan Fillon “Mümkün olanın sonuna geldik. Bu yasanın geçmesinden başka alternatifimiz yok” dedi ve asıl baklayı çıkardı: “15 yaşındaki çocukların sokaklara dökülmesinin arkasında aşırı sol ve bir parça da Sosyalist Parti var. Bu sorumsuzluktur.”

Gerek direnişçilerden “mümkün olanın sonuna geldik” sözleriyle yalvarırcasına anlayış beklemesinden, gerekse 4 yıl önce CPE yasasının geçirilmeye çalışıldığı sırada Eğitim Bakanı olan bugünün başbakanına o zamanlar “sen bittin Fillon” diyerek açıktan meydan okuyan ve 2 ay sonra da diz çöktüren öğrencilerin bugün yine sokakları parselleyecek olmalarının yarattığı korku, diğer her şey bir yana, en başta hükümetin nakavt olmak üzere olan boksör gibi ringde sallanmaya başladığının açık göstergesidir. Üstelik yasayı parlamentodan sonra, 11 Ekim'de senatodan da geçirmiş olmasına rağmen...

Yasalar sokakta yapılır!


Dünkü eyleme katılımın öncekilere oranla yüzde 20 dolayında artış kaydetmesi ve sınıf mücadelesi yürüttüklerinin bilincinde olan işçi-emekçilerin mücadeleyi daha fazla yükseltme çağrıları, adım adım zafere yürüdüklerinin tescilidir. Öncesi bir yana, 7 Eylül'le 12 Ekim aralığındaki sadece beş haftalık zaman diliminde tam dört defa ortalama 3'er milyonluk (ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 5'i) eylemlere imza atan Fransız işçi ve emekçilerdeki kararlılık, bilinç açıklığı ve dik duruş karşısında gözleri pörtleyen Fillon ve tüm hükümet cenahının, bir de kendisine heyulayı gösteren gençlerin sokağa çıkmasından duydukları korkunun arkasında yatan nedenlerden biri de budur. Diğeri ise, öğretmenleri ve işçilerle birlikte omuz omuza, yan yana kavga veren gençlerin 4 yıl önce CPE eylemleri sırasında yakaladıkları kuşak bütünlüğü ve topyekün-birleşik mücadele kültürüne attıkları ilmektir. Bu kültür asıl olarak gelecek yıllar için başına bela olacak temel konulardan biri olsa da, onu asıl endişelendiren zaten onca uğraşına rağmen bükemediği sınıfın bileğinin gençlerle bütünleşmesi halinde taşıyacağı radikalleşme potansiyelidir. “Demokratik” Fransa Cumhuriyeti'nin dünkü Paris yürüyüşünde önceki üç eylemde hiç olmadığı kadar çok sivil ve resmi polisi alana yığmasının, metro istasyonlarında cirit atmasının başlıca nedeni de bu olsa gerek...

İşçi ve emekçiler emeklilik yasasına karşı verdikleri mücadelede kendilerini mümkün olduğu kadar uzun süre sokakta tutarak yormaya programlı burjuva politikasını, hem sürekli sokakta kalarak hem de gençlerle bütünleşerek bir yönüyle boşa çıkarttılar. Şimdi sıra bu birleşik-kitlesel duruşu sonuna kadar sürdürmekte ve gençleri tahrik ederek ya da daha önce defalarca yaptığı gibi sızdırdığı ajan-provokatörlerle eylemleri kriminalize edip halk desteğini düşürmeye çalışması muhtemel olan hükümetin kirli yöntemlerine karşı tetikte olmakta. Zira, burjuva basının Paris yürüyüşünü “olaysız bitti” manşetleriyle vermesi ayarlanan zeminin işareti.

Şimdi sıra birleşik-kitlesel duruşu süresiz genel greve taşımakta... Şimdi sıra yasaların parlamentoda değil sokaklarda yapıldığını, parlamentoda yapılanların da sokakta yırtılıp atılacağını göstermekte... Şimdi sıra sınıf mücadelesini 16 Ekim'de yapılacak eylemlerle yükseltmekte...