TEKEL, UPS, Türkan, Zeynel ve benim direnişlerimizi nasıl ortaklaştırabilirize kafa yormalı
TEKEL Direnişi'ne katıldığı için işten atılan Aynur ÇAMALAN'ın direniş tecrübelerinin anlatıldığı etkinlikler dizisinin dördüncüsü bugün (16 Ekim) Hamburg’ta yapıldı. Söyleşiden önce “TEKEL Direnişi'nden TÜBİTAK Direnişine” adlı slayt gösterildi.
Slayt gösteriminden sonra, Yaşanacak Dünya Gazetesi adına yapılan konuşmada, kapitalist sistemin yapısal zaaflarına, sistemin candamarları sıkıştıkça daha saldırganlaştığına, neoliberal birikim politikalarındaki tıkanmanın yeni bir kriz doğurduğuna, çelişkilerin gittikçe derinleştiğine ve bu çelişkilerin yeni düzenlemelere uygun bir sıçrama yapmayı zorunlu kıldığına değinildi: "Burjuvazi bir yandan emeğin tarihsel mücadeleler sonucu kazanılan haklarını topyekün tırpanlamaya çalışıyor. Bunu yaparken bir yandan da toplumsal muhalefeti kırmak için “açık terörcü” yasaları devreye sokuyor. Bu kapitalist sistemin karakteristik çözümü. Avrupa emperyalist devletleri krizlerini atlatmak için yıkım paketlerini ortak bir şekilde çıkartıyorlarsa, buna onların anlayacağı dilde topyekun sokağın diliyle konuşarak cevap olmalıyız."
Sınıf cephesinde verilen tüm direnişleri sahiplenmek ve bu direnişleri ortaklaştırma ve büyütmenin gerekliliğine değinildikten sonra, kendi direnişini onun dilinden dinleyelim diyerek sözü Aynur ÇAMALAN alıyor:
Seyrettiğim slaytla süreci tekrar yaşamış gibi oldum. İşe girdiğim ilk gün patronlar sendikalı olmamızı söylediler ve ben de sendikalı oldum. Sendikal mücadelem böyle başladı. İşyeri temsilciliğinin seçilmesi, mutfakta çalışan işçilerin atılmasına karşı yapılan mücadele, 'AKP’ye dur de!' eyleminin örgütlenmesinde verdiğim mücadeleler sonucu sendika ve patronları karşıma alan bir pozisyona girdim. Uyarı ve ihtarların arkasında TEKEL Direnişi'ne destek vermem sonucunda 4 Mart’ta işten atılmam... TÜBİTAK önünde 125 günlük direnişim... Kızımın ameliyatı ve Avrupa’daki etkinlikler programı nedeniyle eylemime şimdilik ara verdim. 20 Ekim'de direnişe kaldığım yerden devam edeceğim. Fakat bu sefer, özellikle TEKEL, UPS, Türkan Albayrak, Zeynel Kızılaslan ve benim direnişlerimizi nasıl ortaklaştırabilirize kafa yormak ve zorlamak gerekiyor.
“Evet etkisi oldu. Aynı zamanda bu işçiler gerçekten haksız yere işten atılmışlar ve sendika bunlara şunu söylemiş: 'İşten atıldığınızı kimseye söylemeyin yoksa TÜBİTAK sizleri kesinlikle işe almaz. Biz gereken hukuksal başvuruları yaptık'. Ben de bunu sendikanın genel kurulunda öğrendim ve onları ziyarete gittim. Konuşmalarımız üzerine direnişe geçtiler. Gebze’deki işçilerin direnişe girmelerini gerekçe gösteren sendika o güne kadar günde bir öğün gönderdiği yemeği kesti. Ben de, 'Bizi açlıkla terbiye edeceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz' diyerek 1 günlük açlık grevi yaptım. Bazı sendikalar ancak bu eylemden sonra benim eylemimi gündemlerine aldılar ve ziyaretime geldiler.
Direnişte bulunan, sınıf mücadelesi veren tüm işçilerin sesini uluslararası boyuta taşımak bizim kaçınılmaz görevimiz. Bunu bu kesitte burada senin nezdinde yapıyoruz. Ayrıca sadece Türkiye boyutunda değil burada yapılacak eylemlikler ve direnişlere de katılarak oralarda sizlerin sesini duyurmak önemli. Ayrıca Tez-Koop-İş burada Ver.di Sendikası'yla birlikte çalışıyor. Ver.di Sendikası'nı Tez-Koop-İş’in tutumuna ilişkin bir açıklama yapması için zorlarız. Başbakanlığa protesto faksları gönderilmesini örgütleyebiliriz. Bu biraz da senin yapacağın eylemliklerinle paralel işletilmesi gereken bir süreçdedi.