Aynur Çamalan'la Köln'de

Avrupa’da Aynur Çamalan'la yapılan söyleşilerin sonuncusu Köln’de, Yaşamevi'nde yapıldı

KADIN
Pazar, 17 Ekim 2010 (16 yıl 1 hafta önce)

Başlangıçta, Yaşanacak Dünya adına yapılan konuşmada ağırlıklı olarak krizin yükünü işçi ve emekçilere yüklemeye çalışan sermayedarların çözüm paketlerine karşılık, işçi ve emekçilerin sokağın diliyle konuşmalarının anlamına değinildi. Özellikle Fransa'daki eylemlerin her yere taşınması gerekliliği üzerine duruldu. Aynur gibi direnen işçilerin direnişlerini sahiplenmek gerekliliğiyle onun sesini Avrupa’daki emekçilere duyurmak için yapılan etkinliklerden söz edildikten sonra kürsü Aynur Çamalan’a bırakıldı.

Aynur sözlerine şöyle başladı: “TÜBİTAK devlet kurumları içerisinde önemli bir konuma sahip. Aynı zamanda elit bir oluşum”. İşe girişi, sendikalı oluşu ve sendikal mücadele verirken sendikanın ve işyerinin saldırılarıyla nasıl karşılaştığına, almış olduğu ihtar ve uyarılar sonucu yaşadıklarına değindi. Bu süreçle bağlantılı olarak yaşadıklarını katılımcılarla paylaştı:

“TEKEL Direnişi'nin başlaması ve sınıf kardeşlerimle dayanışmada bulunmamla birlikte, üretimden gelen gücümü de kulanarak 4 Şubat grevine katılmamın sonucu olarak işten çıkarılışım... Arkasından 125 gün süren eylemimi başlattım. Ben direnişe geçerken tabii nettim ama karşılaştığım bazı sorunlar da oldu. Özellikle çocuklarımı bu sürece hazırlamaya çalışırken çok zorlandım; hatta babam bile şunu söyledi: “Ha gelsin TEKEL işçileri şimdi, karnını doyursun!” Fakat TEKEL işçileri ben işten atıldığımda kendi aralarında topladıkları parayı dayanışmak için bana verdiler. Ben de babama 'Bak görüyorsun benimle dayanışmada bulundular' cevabını verdim
.Aynur Çamalan ayrıca, Taşeron İşçileri Derneği'nin Ankara’da bir şubesini açma çalışmalarına da değindi.

Konuklardan birinden, “Bu bir alternatif sendikacılık mı” tarzında gelen soruyu şöyle yanıtladı:
“Taşeron işçiler daha güvencesiz çalışma koşullarına sahipler bunların buralarda sınıf bilinci ile hareket etme zemininin yaratılması hedefleniyor. Ayrıca bürokrat sendika anlayışa karşı mücadele de veriliyor.

Diğer taraftan, TEKEL Direnişi'nde oluşturulan işçi komiteleriyle birlikte daha ses getiren eylemlerin yapılması da önemlidir.
“Eyleminize kaldığınız yerden devam edeceğinizi açıkladınız, bunu nasıl yapmayı düşünüyorsunuz?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:
Öncelikle Türkiye’de TEKEL Direnişi tekrara başladı, UPS işçilerinin direnişi, Türkan Albayrak’ın direnişi, Zeynel’in direnişi bu direnişleri birleştirmeyi zorlamalı ve 21’indeki mahkememin sonucuna bağlı olarak eylem şeklini de ona göre belirleyeceğiz.

Ayrıca, benim direnişimde etkilenerek daha önce işten atılan altı TÜBİTAK işçisi de eyleme geçti.
Başka bir katılımcı ise Aynur Çamalan'a şu soruyu yöneltti: “Direnişinize başka kurumların desteği geldi mi, sendikanız gerçekten hiç destek vermedi mi?
Sendika destek vermedi. Sadece 60. güne kadar bir öğün yemek gönderiliyordu. Taa ki Gebze’deki işçilerin direnişe geçmeleri ile birlikte sendikada sen bunları direnişe geçirttin diye yemeği de kestiler. Ben de bir günlük açlık grevi yaptım. Ancak o zaman diğer sendikalar ve kurumlar destek verdiler, ziyarete geldiler.
Sohbetin sonunda 13 Kasım'da Almanya genelinde yapılacak eylem için Dortmund'da toplanma çağrısı yapıldı. Eylem, kapitalist sistemin yaratmış olduğu kriz ve krizin yaratığı yıkım, yoksulluk, işsizliğe karşı yapılacak.

Söyleşinin ardındandan Mehmet Celal, Sinan Kukul'un şiiri olan “Kadife tenli zamanlar” bestesini seslendirdi. Adnan Yücel’in şiiri “Sen yürürsen rüzgar yürür” ve “Eşkiya”yı söyledikten sonra mücadelesini bizlerle paylaştığı için Aynur'a teşekkür edilerek program bitirildi.