“Karanlık ormana güneş ekeceğiz!”

33 Ülkeden kadın delege ve yüzlerce katılımcı 9. Mücadeleci Kadınlar Konseyi'nde bir araya geldi

KADIN
Çarşamba, 20 Ekim 2010 (16 yıl 1 hafta önce)

1-3 Ekim 2010'da Düseldorf Heinrich – Heine Üniversitesi'nde gerçekleştirilen 9. Mücadeleci Kadınlar Toplantısı sonuç bildirgesini yayınlıyoruz:

9. Mücadeleci Kadınlar Konseyi'nin enternasyonal resepsiyonunda İran’dan gelen kadınlar “Karanlık ormana güneş ekeceğiz”i söylediler. Bu şarkı, 1-3 Ekim 2010’daki Uluslararası Mücadeleci Kadınlar Toplantısı esnasında edindiğimiz yeni deneyim ve bilgilerin altını güçlü duygularla çiziyordu.

33 ülkeden kadın delegeler topladılar. Afrika’dan Fas, Mali, Güney Afrika ve Kongo. Asya’dan Hindistan, Endonezya, Filipinler ve Bangladeş. Kuzey Amerika'dan USA. Latin Amerika’dan Ekvador, Venezüella, Arjantin, Dominik Cumhuriyeti ve Haiti. Yakın ve Ortadoğu’dan Türkiye, Kürdistan, İran, Afganistan, Irak ve Filistin. Avrupa’dan ise Hollanda, Almanya, İtalya, Fransa, Avusturya, Portekiz, İsviçre, Sırbistan, İngiltere, İsveç, Belçika, Rusya ve Beyaz Rusya katıldılar. Çoğunluğu bu ülkelerden gelen kadın delegeler diğer ülkelerde yaşayan göçmen kardeşleriyle birlikte bir bütün oluşturdular.



I.
…eğer kadınlar Afganistan’da taşlanıyor, kulakları ve burunları kesiliyor, kadınlar yakılıyor ya da 9-10 yaşlarındaki kızlar evlendiriliyorsa;

…eğer her gün birçok ülkeden binlerce kadın ve gençkız evişleri ya da çocuk bakıcılığı işi için çoğu kez illegal olarak alınıyorsa;

…eğer mücadeleci göçmenler sosyal, politik ve kültürel haklardan eşit olarak yararlanma, yaşadıkları ülkede sürekli kalabilmek yerine, yoğunluklu olarak “Antiterör Yasaları”nda hedef gösterilerek güvensizlik içinde yaşıyorlarsa;

…eğer politik şiddet kadınların ve gençkızların yaşamını Gazze Cezaevi'nde ya da Filipinler'deki gibi tehdit ediyorsa -son yıllarda bin 206 kadın ve erkek aktivist öldürüldü; bunlardan onikisi doğmamış çocuk, iki yüzbiri kayıp ve bu kayıplardan otuzbiri kadın, üçyüz kırkdördü politik tutuklu ve bu tutuklulardan altmış biri hamile ve yaşlı kadınlardır;

…eğer polis Almanya’da Stuttgart21 karşıtı protestocuların demokratik hakların doğrultusunda yaptıkları protestolarına karşı onlara alçakça tazyikli su sıkıyor, hatta hayatlarını tehlikeye sokuyorsa;

…eğer kadın ve çocuklar seks endüstrisinde sömürülüyorsa;

…eğer Bangladeş’te 4 milyon işçi gece-gündüz molasız, izinsiz, işgüvencesinden ve sendikal haklardan yoksun günde 16-18 saat çalışmaya zorlanıyorsa, bu bazı fabrikalarda 20 saat kadar uzanıyor; kadınlar tuvalete gidemediklerinden bir şey içemiyorlarsa;

…eğer bugün dünyada birçok gençkızın meslek öğrenimi için imkanları olmasına rağmen meslek öğrenimi ya da iş başvurusunda önce ne zaman çocuk yapmak istedikleri soruluyorsa;

…eğer kadınların ev, bakım ve ailedeki çalışması Almanya’nın bütün endüstrisindeki brüt katma değere eşit durumdaysa;

…eğer kadınlar sadece düşük ücretle çalışanlar içinde başı çekiyor, kiralık işlerde, taşeron çalışmasında en yüksek esnekliğe sahip oldukları ve en düşük işgüvencelerinden dolayı bütün dünyada artıyorsa;

…eğer biz kadınlar, ekonomik krizle daha da artan kadınların, göçmenlerin ve yaşlıların durumlarının kötüleşmesinde Avrupa hükümetlerinin bizleri haklarımızdan mahrum etmelerini endişeyle karşılıyorsak;

…eğer emperyalist ahtapotların barışları da savaşları da, bağımlı ülkelerin gelişimlerini ve kadınların insanca yaşamasını engelleyerek zenginliklerini yağmalıyorsa;

İşte o zaman orman gerçekten karanlıktır…

II.
Biz kadınlar ve gençkızlar, dünyanın “karanlık orman” olmasını kabul etmiyoruz. “Bizler tarihin kurbanları değil, geleceğin aktörleriyiz”!

Kürdistan’dan Sabahat, Türkiye’den Yeter “Eğer bizler gökyüzünün yarısıysak, o zaman mücadelenin de yarısıyız” diye sesleniyorlar; örgütlenmelerinin kitlesel kararlarında tecavüze, ataerkilliğe ve kadın haklarındaki eksikliklere karşı kampanya düzenlediklerini bildiriyorlar.

Raporlarında Kürt kadın hareketinin bir yandan Kürt bağımsızlığı için mücadele verdiğini, ama aynı zamanda da barış hareketini yarattığını bildiriyorlar.

Amerikalı kadınlar ise yeni toplumsal hareketlenmelerin varlığını, her şeyden önce de bütün dünyada savaşa asker yollanmasına karşı seferberliği bildirmektedirler. Amerika’dan Sandra ve Afganistanlı kadınlar birbirlerine sarıldıklarında mücadeleci kadınların dünya çapında sıkı bir dayanışma bağı hissedilmektedir: “Yabancı askerler Afganistan’dan, Irak’tan, Filipinler'den defolun!”

Dominik Cumhuriyeti'nden Agnes’ten, yağmur ormanlarındaki çimento fabrikasının inşasını gelişen çevre hareketiyle nasıl engellediklerini ve direnişin yeni yaratıcı biçimlerinin geliştirdiklerini dinliyoruz.

Ekvadorlu Elena’dan kadınların ve gençkızların güçlü bir halk hareketiyle 8 halk düşmanı başbakanı devirişlerini coşkuyla dinliyoruz.

Venezüellalı Dilia’dan, ileri yasaların gerçekleşmesinin yalnızca sokak mücadelelerinden geçtiğini öğreniyoruz. Kadına şiddete karşı yeni yasalar olmakla birlikte, kadınlar hamile kaldıkları zaman hala işlerini kaybediyorlar.

Avrupa’dan – Hollanda, İsviçre, Almanya, Fransa ve Yunanistan’dan ise dünyadaki ekonomik ve finans krizinden dolayı kriz programlarının yürürlüğe girmesiyle kadın ve erkek işçilerin işyerleri, yüksek ücret, iş saatlerinin kısaltılması, gençlerin meslek eğitim alanları için nasıl bir mücadele verileceğinin örneklerini yarattıklarını duyuyoruz.

Ve dünyanın her tarafından kadınlar, sömürü ve baskının son bulması, özgür toplumlarda kadının özgür yaşaması için toplumsal alternatifler üzerine tartışıyorlar.

III.
Bütün bu mücadeleler birdenbire ortaya çıkmış gibi görünse de, aslında dünya çapında kadın bilincinin gelişiminin çarpıcı ifadesidir.
Mali’den Clarists şunları söyledi: “Bizi içine kapattıkları cehaletten çıkmak istiyoruz. Biz başkalarının istedikleri gibi değil, kendimiz olmak istiyoruz. Kaderimizi artık Washington, Paris ya da Brüksel’in belirlemesini istemiyoruz. Hayallerimize 50 yıllık ihanet yeter! 50 yıllık oyalama ve ikiyüzlülük yeter! Liberal eşitlik değil, tersine adalet istiyoruz!”

Filipinler'den Joan şu sloganla sesleniyor: “Makibaka – Korkmayın! Mücadelenize devam edin! Zira bir kadın öldürülür ya da hapsedilirse, er veya geç 10 yeni kadının mücadeleye katılacağını tecrübelerden öğrendik.”

Almanya'dan madencilerin eşleri kocalarına acil bir çağrıda bulunuyorlar: “Konuş benimle! Sorunları, kaygıları, ihtiyaçları ve güzellikleri paylaşalım; ne olursa olsun yanındayım! Eğer, işyerinde sorunlar hakkında sessiz kalmak yerine beni bundan haberdar edersen, birlikte birçok şeyi başarabiliriz.”

Türkiye’den, TEKEL işçileriyle birlikte dayanışma grevi yapmasından dolayı işten atılan Aynur ise “Zafer direnişin ve kadınların olacaktır!” diyor.

Alkışlarla Agnes “Sesleri olmayanlar için seslerimizi birleştirelim” çağrısında bulundu.

Sırbistan’dan ‘Siyah Kadın’ temsilcisi Marijana, Belgrad’dan “Küreselleşen Dünyanın Politik Kadın Önerisi’yle yeni yüz kazanmasından mutluyum. İçinde birlikte barış içinde yaşayabilecek bir dünya için güçlü, özverili, aktif kadın yüzü” konusunu dile getirdi.

IV.
Bu yüzden Mücadeleci Kadınlar olarak, 2011 yılında Venezüella'daki Dünya Konferansı için coşku verici bir birliktelik içinde daha yoğun çalışacağız.

Dünya Kadın Konferansı, kadının sağduyusunu kendi iradeleriyle sömürü ve baskıya, cinsiyetçilik, militarizm, yoksulluk ve çevre tahribatına karşı birlikte güçlendirerek örgütleyecektir.

Asya, Afrika, Latin Amerika, Kuzey Amerika, Yakın ve Orta Doğu ve de Avrupa’dan girişimci arkadaşların çağrısına katılıyoruz. Bu çağrıyla:

İnisiyatif başlatıp beceri ve yeteneklerinizi ortaya koyun! Kadın ve gençkızları buna seferber edin! İddialı projeleri finanse edin! Ülkenizdeki hazırlıkları birlikte yapıp yeterli destekçiyi Venezüella hazırlıkları için uluslararası kola yollayın! Dünyadaki militan kadın hareketinin sürekli güçlendirilmesi ile hazırlıkları Venezüella'da 2011 yılında olacak Dünya Kadın Konferansı'yla birleştirin!
- Haydi, Venezüella’ya!
- 4- 8 Mart 2011'de Caracas’ta görüşmek ve 100. Uluslararası Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamak üzere!
- Vamos! [9. Mücadeleci Kadınlar Konseyi Sonuç Bildirgesi'ni onaylayan bin beşyüz katılımcı]