Toprakla, taşla ölüm!..

Anlatabilecek olsa böylesinin en vahşi ölümlerden biri olduğunu söyleyecektir. Elleri, ayakları bağlanmış...

KADIN
Cuma, 10 Aralık 2010 (15 yıl 10 ay önce)

Erkeklerle konuştuğu için “kötü kız” olduğunu, “namus”larını kirlettiğini düşündükleri gepegenç Medine'yi öldürdüler. Öyle bir öldürmeydi ki bu, insan, öldürmenin bile insaflısını ister oldu.

Medine, bilinci açıkken diri diri gömüldü. Henüz 16 yaşındaydı ve 2 metrelik bir çukurda elleri bağlı oturur vaziyette bulunmuştu. Adıyaman'ın Kahta ilçesinde sıradan muhafazakar bir hayatı olmalı ailesinin. Medine adı bile, bize bunu gösteriyor.

Bir yıl önce babası ve dedesi tarafından 2 metrelik bir çukura elleri bağlı olarak diri diri gömülen Medine, bu topraklarda hayatta kalmak için yaşama tırnaklarıyla tutunmaya çalışan kendisi gibi milyonlarca genç ve yoksul kadının kaderini yaşıyordu. Ölüm onu erken ve insan aklının almakta zorlandığı kolay kolay rastlanmayacak bir biçimde almıştı. Aradaki tek fark buydu işte!..

Kadın üzerinde burjuvazi tarafından baskı ve zorla kurulan sosyo-ekonomik iktidar, özel alan olarak tanımlanan evde evin erkeklerini görevlendiriyor. Evde baba-erkek kardeş eliyle kurulan bu zapt-u rapt, sonrasında eşe devrediliyor; olay yeri Kürdistansa bu daha fazla böyle. Gerici değer ve önyargıların kabuğunu kıramamış, tam tersine yıllar içinde daha da kalınlaştırmış “yazılı olmayan” ama genlere iyice yuvalanmış bu gerici iktidar, kadının da egemeni ve sahibidir. Bu iktidar kadınla ilgili her şeyi üzerinde son sözü söyleyendir. Bedeni, benliği, kimliği, seçimleri, kararları... kısacası yaşamı nasıl sürdüreceğine dair her hakka sahip olan bu güç, onun hayatta kalıp kalmayacağına, hatta ölüm şekline bile karar verir!

Zaten hayata yeni başladığı yaşlarda, hayatın ne olduğuna dair bilgi ve deneyimi de son derece azdır Medine'nin. Hayatın ne olduğunu bilmez, hayatı tanımaz doğru dürüst. Ama ölümü kavramsal olarak ve sınırlı deneyimle bilen Medine bize anlatabilecek olsa elleri-ayakları bağlı olarak öldürülmenin en vahşi ölümlerden biri olduğunu söyleyecektir. Elleri, ayakları bağlanmış, bütün itiraz imkanları ortadan kaldırılmıştır çünkü, sana bu kötülüğü yapacakları engellemek için çırpınamazsın dahi, bir tekme de sen atamazsın onlara... Topraklar ağız hizasını aşıncaya kadar panik ve acı içinde bağırmıştır mutlaka...

“Vücudunda ciddi darp izine rastlanmayan, kanında uyuşturucu veya zehirli bir madde bulunmayan genç kız elleri bağlı, canlı ve bilinci açıkken gömüldü. Zira genç kızın mide ve ciğerlerinde yoğun toprak” vardı diyen “Malatya Adli Tıp Kurumu" ve "İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi”ndeki mikroskobik bulgular, Medine MEMİ'nin bu toprakları üstüne boca edilen büyük bir cehalet, önyargı, korku, gözdağı ve ibret olduğundan kaynaklandığını asla bilemezler

Hem bağırırken hem boğulmaya başladığı sırada nefes almak için debelenirken dolmuştur ciğerlerine çocukluğunda yumurtalarını almak için girdiği o kümes parçasının tanıdık toprakları... Ve son nefesini verene kadar çırpınmaya, bunu hakedecek ne yaptığını anlamaya çalışmıştır!

***
Savcılık iddianamesinde "tasarlayarak, canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten adam öldürmek" suçundan müebbet habip cezası istemiyle yargılananan baba ve dede, 2. duruşmada, kendilerini -ve birbirlerini- kurtarmak için insanı çileden çıkaran ifadeler verdiler.

Medine'nin insanlıktan çıkmış babası, “...eve geldiğinde kızını kapının arkasında yerde uzanmış şekilde gördüğünü, kızının öldüğünü zannederek polisten korktukları için daha önce inşaat kolonu için kazdıkları çukura karısıyla ile birlikte gömdüklerini, babasının bu olayla ilgisinin olmadığını iddia etti”.

Onlar, hayatını nasıl yaşayacağına dair verdiği kararlara uymayan gencecik Medine'yi kafa kafaya vererek vahşice öldürmekte tereddüt etmediler. Şimdi siz bunu artık iyice sıradanlaşan cinayet haberlerinden biri olarak fakat ürpererek okuyorsunuz. Çünkü kadın cinayetleri yüzde 1400 arttı. 2010 yılının ilk yedi ayında 226 kadın öldürüldü. Yani her güne bir kadın düşüyor!

9 Aralık 2009'da bu kadının adı Medine'ydi!