Hedefteki kadın işgücü…

Esnek çalışma biçimleri ve konu edilen işlerin asli hedef kitlelerinden biri kadın işgücüdür

KADIN
Cumartesi, 22 Ocak 2011 (15 yıl 9 ay önce)

“Torba Yasa Tasarısı”nın esas hedefi, esnek-kuralsız-güvencesiz çalışma biçiminin asli çalışma biçimi/kuralı haline getirilmesidir. Esnek çalışma, “uzaktan çalışma”, “evden çalışma”, “çağrı üzerine çalışma” biçimleri ile yasallaştırılıyor. Bu çalışma biçimleri ve konu edilen işlerin asli hedef kitlelerinden birinin kadın işgücü olduğu ortadadır.

Kadın işgücünün “aileye karşı sorumlulukları”nı (çocuk, yaşlı ve hastaların bakımı, ev işleri…) yerine getirmesinde kesinti yaratmayacak bir tarzda kapitalist üretime çekilmesi sağlanırken; İş Yasası’ndan ve çalışma haklarından yararlanması adeta imkansızlaşıyor; kırıntı bile diyemeyeceğimiz sosyal haklardan yararlanmakla sınırlandırılıyor! Bu haklar da, kadının aile içindeki rollerinin pekiştirilmesi esasına dayanılarak lütfediliyor!

- Sigorta primlerinin İşsizlik Sigorta Fonu’ndan ödenmesi öngörülüyor. Patronların cebinden tek bir kuruş çıkmaması, kadın ve genç işgücünün tercih edilir işgücü olmasını koşulluyor. Kadın işgücü, sınıf içinde yeni rekabet biçimlerini körükleyecek bir araca dönüştürülüyor!

- Tasarı, meslek kursu alınmasını şart koşuyor. Bunun masrafları ortada bırakılırken, kadının toplumsal rolleri içerisinde nasıl zaman yaratacağı da ayrı bir soru işareti olarak kalıyor.

- Cinsiyet belirtilmeden üç aya kadar refakat izni getiriliyor. Bu “cinsin” kadın olacağı ise malum!

- Çocuk için ödenen aile yardımında iki çocuk sınırı kaldırılıyor.

- Doğum izni: 16 hafta annelik, 10 gün babalık izni öngörüyor. Anneye maaşlı annelik izninin bitiminden itibaren 24 aya kadar, babaya ise doğumdan itibaren 24 aya kadar ücretsiz izin veriliyor.

Kadın işgücünün üretime çekilmesi; kadının, “kutsal aile kurumu” içindeki rollerinin pekiştirilmesi esasına dayanan düzenlemelere tabi kılınıyor. Kadının bu koşullarda, düşük ücret ve pekçok sosyal haktan yalıtılmış olarak üretime çekilmeyi kabul etmesinin sermaye açısından müthiş bir sömürü kaynağına ulaşmak dışında bir anlamı yok!

İzin vermeyelim!

Sermaye işçi sınıfını kadın-genç-erkek kategorileri ile parçalayıp, rekabete sokmayı esas alırken izleyecek miyiz? Stratejik anlamlar taşıyan bu saldırıya karşı, sınıfsal içeriği net bir toplumsal mücadele örmek, kadına biçilen yeni rollerin reddini de, bu mücadelenin parçası haline getirmek zorunludur. Sınıfın kendi içinde parçalanıp, rekabete sokulmasına karşı; güvenceli, sendika hakları olan, eşit işe eşit ücretli istihdamı merkeze koymalıyız.

Kadının üretime çekilmesini, aile içindeki rollerinin devamına bağlayan anlayışa karşı; çocuk-yaşlı-hasta bakımı ve temizlik işlerini toplumsallaştıracak taleplerle çıkmalıyız. Fakat kapitalist sistemde bunun asla gerçekleşemeyeceğini bilerek!

Esnek-kuralsız-keyfi işgünü uygulamalarına karşı, “6 saatlik işgünü, 8 saat ücret” talebini haykırmalıyız.

Kapitalist barbarlıkta, en iyi koşullarda bile kadının konumunun özsel olarak değişmeyeceği bilinci geliştiği oranda tutarlı/sağlam bir mücadele sözkonusu olabilir. Kadının bu özel durumu sınıf mücadelesinin esas sorunlarından biri olarak ele alındığında… Saldırılar bu bilinçle püskürtülebilir!

[Alınteri'nin Ocak 2011 tarihli sayısından alınmıştır]