Zoya ya da Tanya...

“Bizi ne kadar asarsanız asın, hepimizi asamazsınız!.." Bunları boğazında ilmek varken söyledi; bir şeyler daha söylemeye hazırlanıyordu ki..

KADIN
Cumartesi, 22 Ocak 2011 (15 yıl 9 ay önce)

"...
alamanlar 18 yaşında bir kız astılar.
18 yaşındaki kızlar belki nişanlanır
astılar onu.
moskova'dandı.
gençti, partizandı.
sevdi, anladı, inandı
ve geçti harekete..."


Boğuluyor nazlı, boynu kuğu kuşunun.
Fakat dikildi ayaklarının ucunda partizan
ve hayata seslendi İNSAN:
"- Kardeşler
hoşça kalın.
Kardeşler
kavga sonuna kadar.
Duyuyorum nal seslerini
geliyor bizimkiler!
"

Nazım Hikmet

Zoya Anatolyevna Kosmodemyanskaya (Tanya) (13.10.1923-29.11.1941) – Özel partizan kolunun (askeri birlik № 9903) partizanı, Batı Kurmay Cephesi'nin mojayski ilçesinin merkezi Moskova bölgesi RSFSC (Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti) yönünde görev aldı.

Zoya, 13 Eylül 1923 yılında Osino-Gay köyünün Gavrilovski İlçesinin Tambovski bölgesinde papaz bir ailede dünyaya geldi. Babası Anatoliy K. Ruhban Okulu'nda okudu ama bitirmedi daha sonra bir kütüphaneci olarak çalıştı. öğretmen Lubov Curikovayla evlendi. 1925 yılında Zoya'nın kardeşi Aleksandr Kosmodemyansky doğdu. Kardeşi de, Zoya gibi kahramanlık göstererek Sovyet Birliği Kahramanı olarak ödüllendirildi.

1929 yılında aile Sibirya'ya göç etti. Bazı iddialara göre onların orda olmalarının sebebi Anatoliy K.'nın kolektifleştirmeye karşı eylemiydi, fakat Lubov K. ifadesinde (1986 yılında yayımlanmış olan), Sibirya'ya kaçma sebebi ihbarcılıktan kurtulmaktı. Bir yıl boyu aile Birüste Şitkino koyünde yaşadı, fakat sonra Moskova ya göç etmeyi başardı. Muhtemelen, Lubov K. ablası sayesinde, o zamanlar o RSFSC - nin Halk Eğitim Komiserliğinde çalışıyordu. Lubov Kosmodemyaskaya “Zoe ve Şuranın öyküsü” adlı kitabında belirtmiş ki Moskovaya göç etmeleri Olqanın, yani ablasının mektubundan sonra hayata geçmişti.

Zoyanın babası -Anatoliy K.- 1933 yılında geçirdiği bir ameliyat sonrası vefat etmişti. Zoya ve küçük kardeşi Aleksandr annelerinin eğitimine kalmışlardı.

Okulda iyi bir öğrenci olan Zoya daha çok tarih ve edebiyatla ilgileniyordu hatta Edebiyat Enstitüsü'nde okumayı bile hayal etmişti. Fakat, sınıf arkadaşlarıyla ilişkileri hiç de iyi gitmiyordu, 1938 yılda onu komsomol grubunun başkanı seçmişlerdi ama ikinci kere seçmediler. Bunların hepsi Zoya'da sinir hastalıklarına yol açıyordu. Annesinin sözlerine göre:

"Sekizinci sınıftan dokuz'a geçerken 1939 yılında Zoya sinir hastalıklarından eziyet çekiyormuş. Bunun da asıl sebeblerinden biri arkadaşlarının onu anlayamamasıydı. Arkadaşlarının vefasızlığı yüzünden onlardan uzak durar bu yüzden çok zamanın yalnız geçirirdi. Hani derler ya bugün en iyi arkadaş sensin ve bütün sırlarını onunla paylaşırsın yarın bir başkasıyla, o arkadaşın da başka yakın bir arkadaşı kesin vardır – Zoya bunları kabullenemiyordu. Kendisinin yalnız insan olduğunu belirtir bu yüzden de arkadaş edinemediğini söylerdi ama aslında kendi içinde çok acı çekerdi."

1940 yılında şiddetli menenjit geçirdi ve Sokolnik'teki sinir hastalıkları sanatoryumunda rehabilitasyona başladı. O zamanlar orada yatan yazar Arkadiy Gaydarlada tanışmış ve iyi bir dost olmuşlardı. Hastalığa rağmen 1940 yılında, 201 numaralı orta okulun 9- cu sınıfını bitirdi.

31 Ekim 1941 de Zoya ve 2000 gönüllü komsomol üyesi “Kolizey” sinemasında toplandı. Oradan da sabotaj okuluna gönderildiler, sabotaj – keşif bölümünün savaşcıları gibi yetiştirildiler. Bu bölümün resmi olarak ismi “9903 numaralı partizan bölümü batı kurmay cephesi”. Kısa bir eğitimden sonra Kasım'ın 4'ünde Zoya ve bir grup komsomol Volokolamska bölgesine gönderildiler. Nerdeyse verilen tüm görevlerin üstesinden başarıyla geldiler (yollara mayına döşeme ve iletişim kanallarının kesilmesi).

17 Kasım yüksek başkomutanlığın 428 numaralı emriyle “Alman istilacılarını meskun olmuş yerlerinden kovmak, sıcak barınaklarından soğuk alana toplayıp açık sema altında dondurmak ve bütün yaşayış yerlerini yakıp kül etmek”...

Bu emrin icra olunması için 9903 numaralı sabotaj grup bölümünden komutan P. S. Provorov (Zoya onun grupundaydı) ve B. S. Kraynev seçilmişlerdi. Onların görevleri 5- 7 gün içinde 10 barınak yerini yakmak. Bunların içinde Petrişevo (Moskova bölgesinin Ruzskiy ilçesi) köyü de vardı. Gruptakiler ellerinde yakıcı karışımlı 3 şişe, tabanca (Zoya'daki toplu tabancaydı), 5 günlük kuru ekmek ve bir şişe votka. Göreve çıkınca her iki grup da (herbir grupta 10 kişi) Golovkovo Köyü'nde (Petrişeva'dan 10 km uzaklıkta) çatışma sırasında ağır kayıplar verdiler ve kısmen dağıldılar. Onlardan kalanlar Boris Kraynev'in Komutanlı'ğıyla birleştiler.

27 kasım sabah 02:00'de Boris Kraynev, Vasiliy Klubkov ve Zoya K. Petrişev'de üç evi yaktılar (Karelova, Solnceva ve Smirnova sakinlerini), buralarda Alman subayları ve askerleri yerleşmişlerdi. Yangın sırasında Almanların 20 atı ölmüştü.

Daha sonra Kraynev, kararlaştırılmış yerde buluşmayı beklemeden diğerlerini terkeder ve başarılı bir şekilde geri döner; Klubkov Almanlar tarafından yakalanır; Zoya bir başına kalmış ve Petrişevoya geri dönüp sabotaj yapmaya devam etmeye karar vermişti. Ancak Almanlar artık tetikteydi ve yerli halkı toplayıp evleri korumalarını emretmişlerdi.

28 Kasım akşam saatlerine doğru, S. A. Sviridov'un (Almanlar tarafından tayin edilmiş muhafız ) ambarını yakma teşebbüsü sırasında işbirlikçi bir Rus köylüsü Zoya'yı farketti. İhbar sonucu Zoya Almanlar tarafından yakalanılır (saat 7 civarında). Sviridov bir şişe votkayla ödüllendirilir (sonradan mahkeme kararıyla kurşuna dizilir). Sorgulama sırasında Zoya kendini Tanya olarak tanıtır ve sorulan diğer sorulara cevap vermez. Çırılçıplak soyulup, kayışla kırbaçlanır sonra yanına bir nöbetçi verilerek bir don bir gömlekte, 4 saat yalı ayak soğukta sokaklarda dolaştırılır.
İşkenceciler arasında işbirlikçi Ruslar içinde Solina ve Smirnova (harikzedeler) katılmışlardı (Solina ve Smirnova sonradan kurşuna dizildiler).

Zoya'nın savaşcı dostu Klavdiya Miloradova hatırlatıyor ki, cesedin teşhis zamanı Zoya'nın elindeki kan kurumuştu ve tırnakları yoktu. İşkence sırasında Zoya'nın tırnaklarınıda sökmüşlerdi.
10:30 ertesi günün sabahında, idam sehpası artık kurulmuştu. Gögüsüne tabela asmışlardı “ev kundakçısı”. Zoya'yı idam sehpasına götürdükleri zaman Smirnova bacaklarına sopayla vurdu ve bağırdı:
“ Kime zarar verdin ki? Benim evimi yaktın ama Almanlara bir şey yapamadın”.
İdamın tanıklarından biri şöyle anlatıyor:

Darağacına kadar onu kollarından tutarak götürdüler. Düz yürüyordu, kafasını dik tutarak, suskun ve gururlu. Darağacının etrafına Almanlar ve vatandaşlar toplaşmışlardı. Darağacına yaklaştılar ve etrafının genişletilmesi emrini verdiler herkes de resmini çekmeye başladı. Yanında çanta içinde şişeler vardı. Birden bağırdı :
“Yurttaşlar! Ne durup bakıyorsunuz, savaşmaya yardım etmeniz gerek! BU BENİM ÖLÜMÜM VE BENİM BAŞARIM!
Alman subayları bu konuşmayı beğenmemişti. Bağırmağa başladılar.
Sonra bir daha konuştu:
“ARKADAŞLAR ZAFER BİZDEN YANA ... ALMAN ASKERLERİ, HENÜZ GEÇ DEĞİL TESLİM OLUN!”
Subay kindarca bağırdı: “Rus!”
“Sovyet Birliği yenilmez ve mağlup edilemez!” -Bunların hepsini dediği sırada resimlerini çekiyorlardı.

Sonra altına sandık bir kutu koydular, hiçbir emirsiz kendisi üstüne çıktı. Alman yaklaşıp ilmiği takmaya başladı, bu an yine bağırdı:

“Bizi ne kadar asarsanız asın, hepimizi asamazsınız; bizler 170 milyonuz. Ama benim intikamımı arkadaşlarım alacak!” Bunları boğazında ilmek varken söyledi ve yine bir şeyler söylemeye hazırlanıyordu ki ayağının altından kutuyu çektiler. İpi eliyle tutmaya başladı ancak Alman eline vurdu. Ve herkes dağıldı...

Kosmodemyanski'nin cesedi idam sehpasında bir aya kadar asılı kaldı ve defalarca köyden geçen Alman askerleri tarafından hakaretlere maruz kaldı.

1942 yılında, sarhoş Alman askerleri asılmış olan cesetten elbiselerini çıkarıp hakaretler yağdırıyorlar ve bıçakla bütün vücudunu yara içinde bırakıp göğsünü kesiyorlardı. Bir süre sonra Almanlar cesedin kaldırılması emrini veriyorlar ve yerli sakinler tarafından köyün kenarında bir yere gömüyorlar...

Bolşevik ordularının Nazileri yenmesinden sonra cenazesi K. Moskovada Novodeviçye Mezarlığı'na gömülür. Partizan Zoya'nın heykeli halen Moskova Metrosu önünde durmaktadır.

Dünya yazarları, şairleri, eylem adamları, sanatçı ve heykeltraşları Zoya hakkında birçok ürün ortaya koymuştur. 1944'de Sovyet sineması onun anısına bir film yapmıştır. 1968 yılında astronom Tamara Mikhailovna Smirnova tarafından keşfedilen küçük gezegen "1793 Zoya" onun adını taşımaktadır.

Kadın mücadele tarihinde de önemli bir yeri olan Zoya'nın hikayesi, birçok harekete ilham kaynağı olmuştur.

Kaynak: narteks.net