Ortadoğu'da dengeler bozuldu. Tunus ve Mısır'daki toplumsal patlamaların sarsıntıları tüm bölgeye yayıldı. Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olma ihtimali yok. Bu dalganın kapitalizmin temellerini döverek kendisine yol açması, çok yönlü bir komünist önderlikle mümkün
Yakın zamanda savaş ve süngü zoruyla Irak ve Güney Kürdistan'da iktidara taşınanların saltanatı da kitle isyanlarının hedefinde. İktidarda olan güçlerin çürümüşlüğüne, yolsuzluk ve yoksulluğu derinleştiren politikalarına karşı 16 Şubat'tan bu yana Süleymaniye, Hewler başta olmak üzere birçok kentte sokağa çıkan emekçilere ateş açılması sonucu dört kişi yaşamını yitirmişti.
Gösteriler artarak devam etti. Irak ve Güney Kürdistan'da “öfke günü” ilan edilen bugün Bağdat, Musul, Kerkük, Selehaddin, Kut ve Basra başta olmak üzere birçok kentte emekçiler sokağa çıktı. Taleplerinde işsizlik, yoksulluk ve yolsuzluğu hedefe çakan emekçiler, yaşamlarını cehenneme çeviren iktidarın kurumlarını kuşattılar.

Öfke yüklü eylemciler Musul Valilik Binası'nı ateşe verdiler. Peşmergelerin kitleyi taraması sonucu otuzyedi kişinin yaşamını yitirdiği, yüzden fazla insanın yaralandığı belirtiliyor.
Güney Kürdistan yönetimi ve medyası gösterileri “Arab şovenistleri”nin sırtına yıkarak kendi saldırganlığını perdelemeye çalışıyor. Kerkük'te bir Arap-Kürt çatışması kışkırtılıyor. Emperyalist işgal ve savaşta Talabani-Barzani çizgisinin emperyalistlerden yana saf tutması, bölge halklarının bilincinde işbirlikçiliğe karşı kini büyüttü. Bunun Kürtler'e karşı bir tepkiye dönüşme tehlikesi de mevcut. Kerkük'te sabaha kadar sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş durumda.
Ortadoğu'da dengeler bozuldu. Tunus ve Mısır'daki toplumsal patlamaların sarsıntıları tüm bölgeye yayıldı. ABD ve AB başta olmak üzere emperyalist güçlerin arka bahçesi yangın yeri. Tarihsel bir arka plana da sahip olan Arap dünyasındaki “biat kültürü” yerini isyanlara bıraktı.
Baskı ve zor yoluyla denetim altında tutulan, kendisini köleleştiren ve kırbaçlayana yaşam hakkı tanıyan emekçiler, etraflarına çizilen sınırları patlattılar. Yoksulluk ve özgürlük yoksunluğuna karşı ayaklanmalar birbirini tetikleyerek etki alanını genişletmeye devam ediyor.
“Ayaklanmalar yüzyılı”nın ruhuna uygun gelişmelere tanık oluyoruz. Neoliberalizmin ideolojik tahakkümünün altında kalarak “her şey bitti” diyenler fena halde duvara tosladılar. Yılgınlığı teorize edip saf değiştirenler, liberalizmin kucağına oturanlar şaşkolozu oynuyorlar şimdi.
Dünya proletaryası yönünü arıyor. Marksist-Leninist önderlik boşluğu sırıtıyor. Toplumsal patlamalar, ayaklanmalar neoliberalizmin iflasını ilan etti. Fakat yeni bir toplumsal sistemin, sosyalizmin inşasına yönelecek güç hala çok cılız. Bu gücün yelkenlerini dolduracak rüzgarsa yeteri kadar var. Şimdi “yelkenler fora” deme, serpilip gelişeni büyütme vakti!..
Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olma ihtimali yok. Emperyalist-kapitalizm bütün gücünü ve olanaklarını, kendisine yönelen bu dalganın üstünde kalmaya akıtıyor. Bu dalganın kapitalizmin temellerini döverek kendisine yol açması, çok yönlü bir komünist önderlikle mümkün. Tarihsel olarak sosyalizmin yenilgiden zafere ilerlemesinin koşulları büyüyor. “Ayağa kalkmak” bugün bu gelişim çizgisini yakalayıp aşmaktan geçiyor.