Vazgeçmeyeceğiz!

ICOR üyesi KOE, 15 Haziran'ın anlamı ve önümüzdeki günlerin önemini özetleyen bir metni tarafımıza ulaştırdı

DÜNYA
Pazar, 19 Haziran 2011 (15 yıl 4 ay önce)

15 Haziran Çarşamba günü Yunanistan'da, 25 Mayıs'ta başlayan ve o günden bu yana onlarca kentte merkezi alanları kaplayan protestolarla birleşik olarak günlük yaşamı kesintiye uğratan bir genel grev daha yaşandı. Atina'da, parlamentonun ablukaya alınması için Meclis'in (Anayasa Meydanı) bulunduğu alanda toplanılması çağrısı yapıldı. Ülkenin dörtbir yanından yüzbinlerce kişi çeşitli yollarla alana aktı; bazıları sabahın erken saatlerinde doğrudan alana geldi, gösterilere daha sonra da sendikalar katıldı. Kararlı protestoların salladığı Papandreu “Hükümeti”, gösteriyi terörize etmek ve Indignados hareketini (Los İndignados: Kızgınlar -nba) sona erdirmek için -siyasi polis ajanlarının ve hükümetinin “Alanları boşaltın!” oyununda rol alan ünlü birkaç “nihilist” grubun da yardımıyla- özel polis birliklerini kitlenin üzerine bütün vahşetiyle saldı.

Atina'da kent merkezinde biriken kitleyle Parlamento önündeki Anayasa Meydanı'nı işgal eden kitleyi dağıtmak için nafile bir çabayla inanılmaz ölçüde kimyasal ve gözyaşartıcı gaz kullanıldı. Parlamentoyu abluka altına alma eylemine şiddet içermeyen bir şekilde katılan birçok insan tutuklandı. Öğleden sonra polis, olayları provoke ettikleri gerekçesiyle “isyancılar”ı (üzerlerinde polis giysileri yoktu fakat birçok durumda polis olduklarını kanıtladılar) Anayasa Meydanı'nda kuşatmayı başardı. Fakat bir saat içinde halk polisi püskürttü ve İndignados direnişlerinin zaferi şerefine ünlü sanatçıların muazzam konserler verecekleri meydanı yeniden özgürleştirdi. Halk Meclisi akşam konserden sonra toplandı, Los İndignados'un kararlı duruşunun altını çizdi, başarısız polis saldırısını lanetledi ve “Düşmanlarımız olan hükümeti, IMF- AB ve ECB (Avrupa Merkez Bankası) üçlüsünü, onların anlaşmalarını, onların 'Orta Vadeli Program'ını ve bizi şimdiki duruma getiren bu politikaları destekleyenleri çöpe atmadan mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz!” dedi.



Meydanlardaki hareket, kitlelerin politika sahnesinin merkezini işgal etmeleri anlamına geliyor. O artık sıradan bir protesto olarak görülemez; o, artık politik gelişmelerle karşılıklı etkileşim içindeki bir etkendir ve gelişmeleri doğrudan etkilemektedir. 15 Haziran Çarşamba, halk etkeninin Papandreou “hükümetini” panik içinde (yukarda tanımlandığı gibi protestoları polis saldırısı vasıtasıyla tasfiye etmek için sergilenen girişimlerin başarısızlığını hariç tutuyoruz) hareket etmeye zorladığında neler olduğunu gösteren gündür: 1) Sabah saatlerinde Papandreou, yeni Anlaşmayı hükümetin herhangi bir oylama yapmadan imzalaması, yani Parlamentoyu by-pass etmesine izin verecek bir Başkanlık Kararını imzalaması için Cumhurbaşkanını ziyaret etti. Cumhurbaşkanı bu isteği geri çevirdi. 2) Bu darbe girişiminin başarısızlığa uğramasından sonra, Papandreou aslında istifa etti ve sağ kanat muhalefete “ulusal birlik hükümeti kurmalarını” önerdi. “Meydanlar”ın basıncı altındaki muhalefet bunu reddetti. Bütün ünlü “teknokratlar” da bu birliği katılmayı reddettiler. 3) Bu ikinci başarısızlıktan sonra, gecenin ilerleyen saatlerinde, Papandreou, hükümeti yeniden oluşturacağını ve Parlamentodan (kendi partisindeki tepkileri sınırlamak için) güvenoyu isteyeceğini duyurdu.

“Hükümet” sallanıyor. Onların görevi, IMF-AB-ECB üçlüsünün dayattığı yeni “Orta Vadeli Program”ı başarıyla kabul ettirmektir. Yine de, Papandreou ve şürekasının çöplüğe atılmadan önce bu görevi başarıyla tamamlayacakları net değil. Hareket, “güvenoyu”nun isteneceği gün (büyük ihtimalle 21 Haziran), Parlamento'yu yeniden kuşatmak için hazırlanıyor. Ayrıca yeni “Orta Vadeli Program”ın oylanacağı gün (büyük bir olasılıkla 28 Haziran) yapılması planlanan büyük bir gösteri ve Parlamentonun 24 saat boyunca kuşatılması da çok önemli. Önümüzdeki günler ve haftalarda yaşanacak savaşımlara hazırlanmak için büyük çoğunluğu “IMF-AB-ECB üçlüsüyle yaptıkları anlaşmalar da içinde olmak üzere hepsini devirmeden vazgeçmeyeceğiz!” sloganı altında birleşen Yunan halkının gücünün verdiği güvenle elimizden geleni yapmalıyız. Bu hareketin ortaya çıkmasından çok daha önce ilan ettiğimiz gibi, “Gerçek ve derinlemesine bir siyasi değişim, ülkenin tamamı için politik, sosyal ve ekonomik çıkışa yönelik olarak her bireyin ve halkın tüm taleplerinin gerçekleştirilmesinin önkoşuludur.



Halk hareketinin olgunluğunu, onun yurtsever ve demokratik karakterini, bütün manipülasyonlara, provokasyonlara ve baskıcı saldırılara karşı bize ilk zaferimizi kazandıran kararlı ve başeğmez duruşunu selamlıyoruz: Ülkeyi, halkın hak ve özgürlüklerini 100 yıl geriye götüren, Yunanistan'ı IMF-AB-ECB üçlüsü ve uluslararası vurgunculara teslim eden bugüne kadar sahip olduğumuz en dehşet verici Hükümetin bozguna uğradığını itiraf ettirdiniz...

Birlemiş halk kazanacak!
Üçlüyü ve bütün uşaklarını devirin!
Suç Anlaşması yırtılmalıdır!
Orta Vadeli Program geçmeyecek!


Yunanistan Komünist Örgütü / Kommounistiki Organosi Elladas (KOE)
Uluslararası İlişkiler Bölümü


(*) Bu değerlendirme, uzun süredir aralıksız devam eden halk hareketi açısından çok önemli bir gün olan 15 Haziran'da Atina'da yaşananların özlü bir anlatımıdır. Fakat KOE'nin açıklamalarını İngilizce'ye çevirecek zaman yok. Yoldaşlarımızdan ve dostlarımızdan özür diliyor, bizi anlamalarını istiyoruz. Önümüzdeki günlerde size asıl önemli belgeleri gönderecek ve enternasyonal dayanışma bağlamında bir mesaj göndermenizi isteyeceğiz.

Atina, 17 Haziran 2011, KOE Uluslararası İlişkiler Bölümü