HSYK'nın son toplantısında tecavüze uğrayan kadının tecavüzcüsüyle evlenmesi önerisi çıktı! O bu düşkünlüğü büyük bir utanmazlık ve pervasızlıkla “öneri” diye sunarken; kadının acısını hayatı boyunca taşıyacağı tecavüz gerçeğini karartıyor
Kadınlarımızın yüzü acılarımızın kitabıdır
Acılarımız, ayıplarımız ve döktüğümüz kan,
karasabanlar gibi çizer kadınların yüzünü...
Nazım Hikmet
Ya diri diri gömüldü sıkılı yumruklar memeden önce toprağa ya da taşlandı sokak ortalarında kanaya kanaya elleri bağlı, bir atın ardında... Ya da töreye bağlandı genç kızların yarınları, zülüflerinden sarktı damlalar çoğu zaman ücra bir yerde. Aynı kandan olana aldırdılar canları daha onikisindeyken...
Töreler yazgılara dönüştürüldü metropollerde. Sokak ortaları hiç değişmedi, kadını ağırlarken kör kurşunlarla, kan revan yerlerde. Bazen otobüs duraklarına atıldı kadın kanlar içinde; yaşamlarının renkli çizgileri olmadı kadının, morluklar içinde olsa da. İkinci sınıfı aşamadı kadın, en yüksek notu alsa da... Veya kurtulamadı patronunun paramatik beyninde cinsel obje pozundan... Çoğu zaman da yaşamını ayırdığı dayak makinasının, onu yaşamdan ayırmasına. Kadının tarihi çile, kadın bu sistemde çile olmuş aslında. İster fabrikada ister okulda ister en küçük atölyede; kadına hep figüranlık verilmiş başroller için bile.
Kadın deneme tahtası olmuş rakı masasından sonraki dayak derslerinde, kadın konu mankeni olmuş en seksi görünümüyle en sıradan süt reklamında bile... Kadın hayat kadını olmuş hayatın dayattığı zorunlu meslekle, çocuk kadın olmuş daha on ikisinde töresinin fermanı ile. Kadın cinayet sebebi olmuş, nefs-i müdaafa kisvesiyle... kadın her şey olmuş, ama gerçekte hiçbir şeymiş T.C. yasalarında... Son olarak kadına, “mağdur” sıfatı yapıştırılmış HSYK'nın (Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu) kurul toplantısında.
HSYK'nın son toplantısında tecavüze uğrayan kadının tecavüzcüsüyle evlenmesi önerisi çıktı!
HSYK tecavüze uğrayan kadını “mağdur” olarak nitelendirirken, bu düşkünlüğü büyük bir utanmazlık ve pervasızlıkla “öneri” diye sunarken; kadının acısını hayatı boyunca taşıyacağı tecavüz gerçeğini karartıyor.
HSYK bu rezil önerinin farkında olmayacak ki, yüksek kurulun pek yüksekten bakan hakim ve savcıları mağdur kadınların mağduriyetini bu yasal tecavüz maymuncuğuyla gidermeye çalışıyor.
Sistem en keskin dişini geçirdiği kadınların kimliğine ve kişiliğine yapılan bu saldırıyı -üstelik haklı görerek- onaylamasını bekliyor. Onu bir kez daha öldürmeye yöneliyor... Kadını ikinci el meta olarak tanımlayan kapitalist sistem, bu sistemin anayasası, kadını cinsel obje olarak gören tecavüzcüsünün kollarına bir eşya gibi fırlatmayı tasarlıyor.
Sistem kadına “yasal” olarak tecavüz edilebilmesinin yasasını çıkarmaya çalışıyor. Aynı anayasa işçinin kıdem tazminatını nasıl kapacağının yollarını arıyor, öğrenciyi nasıl soyacağını hesaplıyor, Kürdü yasal olarak nasıl katledebileceğini kuruyor; suyumuzu yasal yollardan HES'lerle çalmaya çalışıyor...
Yasalarını titizlikle koruyor bu sistem; ama yasalarla koruyamıyor yaşam hakkımızı, sağlığımızı, yolumuzu, suyumuzu, eğitimimizi, dilimizi, kültürümüzü... Bizler, devletin anayasasına boyun eğmeyeceğiz!
Yaşamsal haklarımızı koruyacağız Sinop'ta Gerze halkıyla, Malatya Kürecik'te Kürt halkıyla, üniversitelerde barikat olacağız har(a)ç zamlarına, savaşacağız işçilerle birlikte, en kıdemlilere karşı kıdem tazminatımızla!
Kadın olarak, Ermeni, Kürt, Arap olarak dilimizle, kültürümüzle, rengimizle sokaklarda bedel ödeye ödeye yarattığımız zafer yasalarıyla duracağız sistemin karşısında...
Mücadele yasalarımız sokaklarda, üniversitede çatışmalarla faşizme karşı, fabrikalarda işgallerle, grev ve direnişlerle oluştu. Kadın olarak, işçi ve öğrenci olarak direnmeye devam edeceğiz!
[Bir Alınteri okuru]