Çarşamba, 21 Eylül 2011 (15 yıl 1 ay önce)
Gündelik Bir Deneyim Olarak Direniş ve Devrim
Aşağıdaki metin, yazarın [Ziad Abu-Rish] 2007 yazında
Leyla Halid’le yaptığı söyleşi dizisinin II. bölümüdür.
1958’de Lübnan’da, Cumhurbaşkanı Camille Chamoun’un görev süresinin uzatılmasına karşı isyan vardı. Bu olay hayatımın dönüm noktası oldu. O zaman 14 yaşındaydım ve büyük kardeşlerimin Arap Milliyetçi Hareketi’ne (ANM) katılması beni çok etkilemişti. İki erkek kardeşim ve iki kızkardeşim ANM üyesiydiler. Anne ve babamızın zihnimize kazıdığı bilincin yanı sıra, yurdumuza dönmek için mücade etmek zorunda olduğumuz siyasal fikri kardeşlerimin politik eylemciliğinden çıktı.
1958’de Tyre’de isyan patladığında, ordunun kenti kuşatmasıyla çatışmalar başladı. Yiyecek dolu büyük bir tepsiyi askerî bir kontrol noktasından geçirerek, kuşatma bölgesindeki mahsur kalmış insanlara yiyecek ulaştırma görevini üstlenmiştim. Askerler bana soru sorduklarında, büyükanneme yiyecek götürdüğümü söylüyor, bazen kolaylıkla gelip gidebiliyordum. Bazen iki ateş arasında kaldığım oluyor ve çatışma sona erinceye kadar beklemek zorunda kalıyordum. Aslında arada bir askerler bana yardımcı da oluyordu.

Bu deneyim bana belli bir güvenilirlik kazandırdı ve böylelikle bir ANM üyesi olmak istedim. Buna karşılık yerel bir ANM lideri henüz çok genç olduğumu, ama bir “dost” olabileceğimi söyledi; ancak aradan 2 yıl geçtikten sonra bir araştırmaya tabi tutularak üye olabildim. Böylece 1959’de bir aday olarak ANM’ye kabul edildim. Aynı yıl liseyi bitirmek için Sidon’da bir okula başladım. Okuldan 11. sınıfı tekrar okumamı istediler, çünkü orada sadece bir yıl öğrenim görerek mezun olmamı istemiyorlardı.
Yeni okuldaki ilk yılımın sonuna doğru, öğrenci arkadaşlarıma 15 Mayıs 1960 günü grev yapmamız gerektiğini anlattım. Olaydan habersiz olmaları beni şaşırtmıştı. Filistin felaketinin yıldönümü konusunda onları bilgilendirdim. Okul yatılı bir okuldu, o nedenle öğrencilere açıklama yapmak için akşamları tüm kulübelere gizlece girmek zorundaydım. Öğrencileri greve götürmek için ANM üyesi olan başka bir öğrenciyle birlikte çalıştım.
15 Mayıs 1960 günü okulun sabah zili çaldığında kimse yerinden kalkmadı; bütün okulu greve götürmeyi başardığımızı anlamıştım. Öğretmenler toparlanmamız için çağrıda bulunuyordu, ama çağrıya uymadık. Okul müdürü söz dinlememizi istedi.

Gittim ve ona bugün grevde olduğumuzu söyledim. Bana bu sözcüğü nereden öğrendiğimi sordu. Ona bugünün nakba’mızın yıldönümü olduğunu söyleyerek, “Sanırım bunu siz de biliyorsunuzdur” dedim. Bildiğini, ama okulun yaklaşık yüz yıllık tarihi boyunca öğrencilerin hiç greve gitmediğini söyledi. Okulun erkek öğrenciler bölümüne de haber göndermiştim; bazıları ANM’ye ve farklı siyasal partilere üye olan erkek öğrenciler de grev yapıyordu.
Okul idaresi benimle görüşme yapmaya karar verdi; bu benim ilk politik müzakerem olacaktı. Okul müdürü her sabah vaaz dinlemek için sınıflara girmeden önce yaptığımız gibi ibadet odasına gitmemizi istedi. Bu özel günde, nakba ve grevimizin nedenleri üzerinde duran bir konuşma yaptım. 15 Mayıs nakba’nın yıldönümü günü, Balfour Deklarasyonu'nun yapıldığı 2 Kasım günü ve Filistin için Birleşmiş Milletler Paylaşım Planı’nın yapıldığı 29 Kasım günü: Bu üç gün Tyre’deki öğrencilerin mültecilere katılarak protesto eylemi yaptıkları günlerdi. Bu benim için sıradan bir şey olmuştu ve bu günlerde açık okul görmek nadir rastlanan bir olaydı.
ANM, Beyrut Amerikan Üniversitesi’ndeki (AUB) öğrenci grupları arasında etkiliydi. Filistin Öğrencileri Genel Birliği (GUPS) seçimleri benim AUB’daki ilk yılım esnasında yapıldı. Esad Abdul-Rahman, Bassam Ebu-Şerif, İbrahim el-Abed ve Marvan Baker dahil birkaç kişiyle birlikte GUPS yönetimine seçildim. Böylece GUPS yönetimine ilk defa bir kadın seçilmiş oluyordu.
1963 yılıydı; o sıra Nablus’ta devam eden etkinliklerle dayanışma amacıyla normal gösteriler örgütlememiz gerekliydi. Yapacağımız bir gösteri için geceleyin broşür dağıtıyordum. Sokağa çıkma yasağı başladıktan sonra bir güvenlik görevlisi beni yakaladı ve ne yaptığımı sordu. Ona, “Ülkem için bir şeyler yapıyorum” yanıtını verdim. Güvenlik görevlisi bir anda bir ANM üyesi olup çıktı; bana kapıları açtı, gözcülük yaparak broşür dağıtmama yardımcı oldu. O dönem boyunca AUB öğrencileri çeşitli gösteriler ilan etti; liseler ve diğer üniversiteler de bizi örnek aldılar.
Kentin farklı bölgelerinden gelerek aynı noktada toplandık. Asker ve polisin kadınlara saldırmayacağı düşünüldüğünden, kadınlar genellikle gösterilerin en önünde olurdu. Bahreynli, Kuveytli, Lübnanlı, Filistinli ve Suudi Arabistanlı Araplardan oluşan farklı bir gruptuk. Askerler su hortumlarını kullanarak bize saldırdı ve bazılarımızı tutukladı. Saat yarımdı ve birde başlayan bir derse girmek zorundaydım. Sudan sırılsıklam olmuş bir halde 10 kilometre uzaklıktaki sınıfa koşarak, derse son anda yetişebildim. Birinci ve ikinci sınıf öğrencileri için sınav vardı. Sırama oturdum ve sınav soru kâğıdını aldım. En yakınımda oturan öğrenciye dönerek bana kopya vermesini istedim; sınav boyunca kopya çektim.

Birkaç gün sonra profesör, "sınav sonuçları mükemmel" seklinde bir açıklama yaptı. Ardından adımı söyleyerek ayağa kalkmamı istedi ve "sınavdan sıfır aldın" dedi; çünkü ikinci sınıf soruları yerine birinci sınıf sorularını yanıtlamışım. Utandım. Profesöre sınavdaki yanıtlarım yüzünden sıfır aldığımı, fakat onun başarılı bir politik faaliyete değer vermesi gerektiğini söyledim. Profesör bana bir telafi sınavı önerdi ve bu sınavdan yüksek bir puan aldım.
O hafta postadan, dekanlıkta hazır bulunmamı isteyen üç uyarı yazısı aldım. Dekanlık'a gittiğimde, öğrenci kimlik kartı üzerinde yazılı olan ve politik faaliyeti yasaklayan kuralları okuyup okumadığım soruldu. Önce politik faaliyette bulunduğumu reddettim; fakat dekan broşür dağıtma eylemimi önüme koyarak, beni göz hapsine aldığını belirtti. Ona uyarısını kabul etmediğimi, çünkü ülkem için çalıştığımı söyledim; takdir görmem gerektiğini, çünkü sadece fizik ve matematik değil, ülkemi nasıl sevmem gerektiğini de öğrendiğimi ifade ettim. Ülkem için çalışmam nedeniyle kınanıyor olmayı reddettim.
Kaynak:
Jadalliya, sol küre