Salı, 10 Ocak 2012 (14 yıl 9 ay önce)
YAŞANACAK DÜNYA
Alman proletaryasının ve sosyalizmin önderlerinden Rosa Luxemburg ve Karl Liebnecht, katledilişlerinin 93. yılında eylem ve etkinliklerle anılacak.
Yürüyüş ve anma etkinliği 15 Ocak 2012 tarihinde, Berlin‘de saat 10.00‘da, Frankfurter TOR‘da başlayacak.
Konuya ilişkin, elimize Email yoluyla ulaşan TİKB Yurtdışı Komitesi‘nin bildirisini güncel öneminden dolayı yayınlıyoruz.
Ya barbarlık içinde yok oluş ya sosyalizm
Tarihsel olarak ömrünü çoktan doldurmuş kapitalizmin, 1929 bunalımından sonra en derin krizine tanıklık ettiğimiz günümüzde, devrimci önderler Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht’in sözleri her zamankinden daha fazla gerçekliğe dönüşmüş durumda. Kriz sınıf mücadelesi açısından en hareketli bölgelerden biri olanların dilinde, Yunanca'da “kritik an” demektir. Bir yönüyle insanlığın bir bütün olarak yok edilmek istendiği bu kritik anı yaşıyoruz. Kriz aynı dilde “karar anı” demektir.
İşte, Rosa Luksemburg ve Karl Liebknecht yaşamları ve ölümleriyle sınıf mücadeleleri tarihine silinmez semboller olarak kazınmaları, böyle bir karar anında koydukları devrimci tavırlarındandır. Tıpkı onlar gibi, bugün de sınıf, emekçiler tüm direnme dinamikleri olarak “karar anı” dayız. ABD‘den Rusya‘ya, İngiltere, Kuzey Afrika, Kürdistan‘dan, AB ülkelerine, oradan son olarak Nijerya‘ya uzanan direniş, genel grev ve ayaklanmaların ortaya çıkardığı devrimci rüzgarı değerlendirmek, sosyalizmin güçlenen olanaklarını gerçekliğe dönüştürülmesinin bilinci ve sorumluluğuna uygun davranabilmek anlamında “karar anı”ndayız. Öte yandan, bunun gereklerini yerine getirmediğimiz oranda tüm insanlığı bekleyen “yokolma” tehlikesini her komünistin her devrimcinin iliklerine dek hissetmesi gereken “karar anı”ndayız.
Ya insanlığın kurtuluşu olan sosyalizm mücadelesini yükselteceğiz, ölü yıldızlara götüreceğiz hayatı, ya barbarlık içinde yokoluşu yaşayacağız, yeryüzüne inecek ölüm!.. Bunun çelişkisini Rosa ve Karl kadar derin yaşıyoruz. İşte böyle bir karar anındaki devrimci duruşlarından dolayı Luksemburg ve Liebknecht’in katledilme kararlarını tüm dünya gericiliği istedi. Çünkü onların şahsında proletarya ve tüm dünya emekçilerinin yanı başlarında yükselen “sosyalizmin güncel yakıcı” olduğu gerçeği somutlanmıştı.
Almanya‘da bir siyasal alt-üst oluş yaşanıyordu. Ülke, fabrikalar, sokaklar, limanlar, askerler devrimin diliyle konuşarak, yarattıkları devrimci cangılla sarsılıyordu. Emperyalist burjuvazi ve uşakları büyüyen devrim yangınını ancak Rosa’ların katledilmesiyle durdurabileceklerini düşündüler. Çünkü Rosa’lar, sınıf işbirlikçiliğine, reformizme ve sosyal şovenizme karşı bu savaşın önderleriydiler.
19 Ocak 1919‘da alçakça katledildiler. Fakat sosyalizm ve sınıfsız toplum idealinin büyüklüğünce ölümsüzleştiler. Almanya’da devrim yenildi. Fakat Rosa'lar gibi proletarya kahramanlarının yarattığı değerler, dünya proletaryası ve emekçilerinin kolektif belleğini güçlendirdi. Ne kadar karartılmaya çalışılırsa çalışılsın, kökleşti, günümüze dek taşındı.
93 yıl önce Rosa’ları katleden emperyalist burjuvazi, bugün ise, dünya çapında yükselen ayaklanmaları bastırmaya çalışarak, tüm gerici yönünü açık bir şekilde vahşet ve katliamlarla kusuyor. Öte yandan, Afganistan, Irak, Pakistan, Kuzey Kürdistan‘ından sonra Suriye’yi hedef alan yeni bir savaş cephesi açmaya hazırlanıyor.
Biz ise, emperyalist kapitalizmin krizini devrimci sınıf mücadelesi ile derinleştirmenin, sosyalizmin olanaklarını büyütme sorumluluğu ve hedefiyle karşı karşıya olmayı yaşıyoruz. Rosa’ların da emeğiylle varedilmiş kollektif tarihimize yeni sayfalar açma sorumluluğudur bu!
Burjuva sistemin kendisini devam ettirme stratejilerinin karşısında Rosa’lar gibi ”Cüret ettim!” diyen atılganlıkla yürüme sorumluluğudur! Onlar gibi VARDIK, VARIZ, VAROLACAĞIZ! diyerek savaşma, militan bir sosyalizm mücadelesi için ileri atılma sorumluluğudur!..
-Rosa Luksemburg, Karl Liebknecht dünya proletaryasının bilincinde yaşıyor!
-Krize karşı devrim, kaptalizme karşı sosyalizm!
TİKB Yurtdışı Komitesi