Avrupa krizde, Avrupa yol ayrımında – Bizim cevabımız hangisi?
1- Bizler, derin bir ekonomik, sosyal, politik ve kültürel krizde debelenen Avrupa’da yaşamaktayız. Bu çoklu krizin içinde, çeşitli politikalar ve ideolojiler, çeşitli sınıfsal ve politik güçler birbirlerine karşı mücadele etmektedirler. Bu krizin merkezinde, hiç kuşkusuz, sermaye ve işçi sınıfı arasındaki temel ve bitmez çelişki durmaktadır. Ayrıca emperyalistler arası rekabet de bu kriz temelinde dışa vurmakta ve rolünü oynamaktadır.
2- Urallardan Atlantik’e ve Akdeniz’den Kuzey İskandinavya’ya Avrupa’nın tüm realitesini, ‘Avrupa Birliği’ projesi, bu birliğin kaderi ve serüveniyle eşitlemek saçma olurdu. Avrupa Birliği ve Avrupa’yı eşitlemek, geçerli değildir; bu ikisinin eşit ve aynı şeyler olmadığını kabul etmek daha doğrudur.
3- Bununla beraber, emperyalizm çağında yaşıyoruz ve Avrupa’daki devletlerin çoğu bu aşamaya ulaşmıştır ve kıtamızda temel rolü oynamaktadırlar. Dolayısıyla, Avrupa’daki gelişmelerin, hala ulusal tabana dayanmakta olan tekellerin dikte ettiği istekler ve çelişkiler ve bunun yanında temel Avrupalı güçlerin özellikle ‘post-komünist’ dönemde dünyanın yeniden paylaşımında temel rol oynamak için ürettikleri stratejiler tarafından belirlendiğini söylemek doğru olacaktır. Tek ekonomik pazar, malların, sermayelerin ve insanların serbest dolaşımı, ortak para birimi Avrupa tekellerinin diğer tekellerle rekabetini sağlamak için önkoşullar olabilir. Fakat, Avrupa’nın politik ve askeri entegrasyonu sorunu, er ya da geç, gelişmelerin can alıcı noktasını oluşturacaktır.
4- Dolayısıyla Avrupa’nın tüm emperyalist güçlerinin, tekellerinin ve burjuva sınıfının, Avrupa’daki işçi sınıfı üzerinde neo-liberal politikaları uygulamak ve işçilerin kazanımlarını sona erdirmek konusunda aralarındaki ortak mutabakat, genel dünya rekabetinin daha iyi işleyebilmesi için tekeller tarafından takip edilen gerekli koşulları yaratmıştır. Bu genel mutabakat, büyük ölçüde, ekonomik entegrasyonu sağlamaya dönük tüm sözleşmelerin temelidir. (’Tek Avrupa’ Kanunu 1986, Maastricht 1992, Amsterdam 1996, Nice 2000, Lisbon 2003) Bu genel anlaşma, yine de tüm projeyi etkileyen derin çelişkilerin görünmesini engelleyememektedir.
5- ABD resmi çevrelerine göre Irak Savaşı’nda gün yüzüne çıkan büyük çelişkiler ‘İki Avrupa’nın varlığını gözler önüne sermiştir: Fransız-Alman ekseninde temsil edilen ‘Eski Avrupa’ ve başta İngiltere olmak üzere ABD yanlısı ülkelerle temsil edilen ‘Yeni Avrupa’. ABD, rakip emperyalist bir kutbun inşasını engelleme amacından asla vazgeçmemiştir ve bu özlemini gizleyememiştir. Bundan dolayı, Avrupa’nın güncel krizinde kilit/temel rolü bir taraftan ABD ve Fransız-Alman ekseni arasındaki çelişkiler ve diğer taraftan Fransız-Alman ekseni ile İngiltere arasındaki çelişkiler oynamaktadır.
6- Fakat, çelişkileri derinleştiren ve gerçek problemleri su yüzüne çıkaran unsur farklı bir niteliğe sahiptir; bu unsur, neoliberalizme ve savaşa karşı -oluşan- kitle hareketidir. Tüm Avrupa’da ve özelikle AB’ye üye ülkelerde, AB kitlelerin gözünde meşruiyetini yitirmektedir. AB projesi, gün geçtikçe daha fazla neoliberalizmle ve emperyalist savaşlara katılmakla özdeşleştirilmekte ve halklar-işçiler emperyalist planların bozulmasında önemli rol oynamaktadırlar. “AB Anayasası”nın Fransız ve Hollandalılar tarafından yapılan referandumda reddedilmesi, savaş karşıtı toplantılara katılımın yüksek olması, kitlelerin Irak’taki birliklerin geri çekilmesi yönündeki talepleri, hükümetlerin -İspanya- düşürülmesi ve politik çalkantıların oluşması noktasına sıçramıştır. Aynı zamanda Almanya’daki “Büyük Koalisyon” işçilere sağ ve merkez-sol oluşumların arasındaki neoliberal doktrinler konusundaki temel ortaklığı ve bu güçlerden kitlelerin tüm bağlarını kopartması ihtiyacını ve imkanını gösterdi.
7- Bugüne kadarki tüm gelişmeler AB ile ilgili yapılan bu değerlendirmeleri doğruladı. AB Avrupa’nın-emperyalist- güçlerinin amaçlarının ifadesini bulduğu merkezileş(tiril)miş uluslarötesi bir organizasyondur. AB aşağıdaki karakteristik özellikleri belirgin bir biçimde taşımaktadır:
- Halk karşıtı, işçiler karşıtı politika: Tüm Avrupa için kemer sıkma politikasının planlanması ve gerçekleştirilmesi yoluyla.
- Emperyalist politika: Birliğe üye kimi ülkelerin emperyalist savaşlara (Irak, Yugoslavya, Filistin) karışması ve katılması organize edilmiştir, Batı Avrupalı emperyalist güçlerin-Doğu ve Orta Avrupa ülkeleri ve Türkiye’ye doğru genişleyerek- ‘hayat alanları/mekanlar’ yaratmalarına meydan vermiştir, ABD tarafından başlatılan ‘teröre karşı savaş’ı meşrulaştırmakta ve gerçeklerin üzerini örtmektedir.
- Antikomünist politika: Farklı Avrupalı güçlerin utandırıcı antikomünist muhtıraları desteklemesi, ayrıca Küba’ya ve diğer ülkelere ‘demokratik haklar’ adı altında politik-ekonomik saldırılar, şantaj ve ambargolar uygulanması AB’nin bu yönünü ortaya çıkarmıştır.
- Tüm demokratik özgürlüklerin ve sosyal kazanımların çiğnenmesi, ‘Avrupa-kalesi’ inşası, ‘anti’-terörist yasalar çıkarma, devrimci hareketlerin ve liderlerin kara listeye alınması, Schengen anlaşması, göçmenler için toplama kampları, ırkçılık ve İslamofobi.
8- Bu gerici, işçi karşıtı, antikomünist, emperyalist ve antidemokratik Avrupa Birliği reforme edilemez ve karakterini değiştiremez. Avrupa Birliği’ni Avrupa’yla eşitlemediğimiz gibi, AB’siz bir Avrupa’nın olanaklılığını dışlamamalıyız. -Biz egemen ve halkların ve ulusların, kendi kaderlerini eline almış işçilerin ve onların arasında sermayenin tüm zincirlerinden kurtulmuş yeni bir işbirliğinin/ortaklığın Avrupa’sını hayal ediyoruz. Biz, AB’nin demokrasiye götürdüğüne inanmıyoruz, ‘daha çok Avrupa’ talebinin Batı Avrupa güçlerinin ABD ile olan rekabetinin desteklenmesinin ötesinde başka bir şeyin yerini tuttuğunu düşünmüyoruz, böyle bir yönelim hareketleri emperyalist güçlerin uydusu/uşağı olmaya dönüştürebilir… Küreselleşme karşıtı hareket, “merkez sol” stratejinin amaçları için bir manivelaya dönüşmemelidir.
9- Bizim için, başka bir Avrupa mümkündür. Fakat, farklı bir Avrupa için bize yol gösterecek kesin taleplerimizi belirtmeliyiz:
- ABD’den ve tüm emperyalist güçlerden tüm düzeylerde radikal bir kopuş
- İşçi sınıfının ve halkların sosyal, ekonomik, demokratik haklarının geliş(tiril)mesi, neoliberal doktrinlerin dağıtılması
- AB’nn zayıflatılması ve dağıtılması
- Ülkelerin bağımsızlığı ve egemenliğini destekleme, ulusların kendi kaderlerini tayin hakkının tanınması
- Devletsiz ulusların dillerindeki kısıtlamalar karşısında tüm konuşulan dillerin tanınması ve dilsel haklara saygı
- Tüm emperyalist, sömürgeci ve yeni-sömürgeci anlaşma ve paktların derhal bitirilmesi/iptali, Avrupa’nın tüm dünyadaki müdahalelerinin derhal sona erdirilmesi.
Tüm bunlar başka bir Avrupa’yı, işçiler ve halklar için olumlu/uygun olarak toplumsal güçlerin farklı ilişkilenmesini tanımlamaya yetmektedir. Bu talepler başka bir politik, sosyal ve devletler arası sistemin temellerini kurabilirler. Bu başka, ilerici Avrupa’ya, büyük toplumsal kalkışmalar, isyanlar ve devrimler yoluyla ulaşılacaktır.
10- Halihazırda, bizler Avrupa’daki tüm ezilmişlerin sermayeye, ırkçılığa, yabancı düşmanlığına, savaşa, müdahalelere, sömürgeciliğe ve yeni-sömürgeciliğe karşı yürüttüğü mücadelelerin koordinasyonunu sağlamak için uğraşmaktayız. Biz tüm ilerici ve devrimci hareketleri, talepleri, planları, Avrupa Birliği’nin direktif ve anlaşmalarına karşı yapılan itaatsizlikleri desteklemekteyiz. Ayrıca AB’den ayrılmak isteyen ülkelerin ve halkların tüm kararlarını ve Avrupa’daki emperyalizmin ve tekellerin baskısına karşı duran her hareketi desteklemekteyiz. Avrupa’da gelişen bu hareketleri selamlıyoruz, ve kesinlikle inanıyoruz ki onlar bize geleceği gösteriyorlar, kritik sorunlara yanıt oluyorlar ve halkları yeni bir perspektifle silahlandırıyorlar. Bu hareketler, AB’nin ve onun politikalarının meşruiyetini sona erdiriyorlar, neoliberalizme karşı çıkıyorlar, işçi sınıfının maddi-manevi-akli, entelektüel- haklarını destekliyorlar, dışlamacı tüm politikaları teşhir ediyorlar, kapitalizmin onlara ayırdığı geleceksizliği haber vererek gençliğe yeni bir kimlik veriyorlar, emperyalist savaşlara karşı çıkıyorlar, tüm dünyadaki özgürlükçü hareketlerle işbirliği halindeler, emperyalizme karşı mücadelenin haklı ve meşru olduğunu düşünüyorlar.
Bu görüşlere yakınlık duyan, yukarıdaki bakış açısıyla eksik kalan ancak dıştalanmayan görüşleri tamamlayabilecek tüm güçlerin koordinasyonu için çabalıyoruz, ki bu hareketler içinde anti-emperyalist, anti-kapitalist, enternasyonalist ses daha güçlü duyulabilsin.
1) Anti-Globalization Activists of Syria (AGAS), SURİYE
2) Batasuna, BASK ÜLKESİ
3) Bulgarian Workers Party-Communists, BULGARİSTAN
4) Committees to Support Resistance – for Communism (CARC), İTALYA
5) Communist Organisation of Greece (KOE), YUNANİSTAN
6) Communist Workers’ Party of Finland (KTP), FİNLANDİYA
7) Communist Workers Peasants Party (CMKP), PAKİSTAN
8) Demokratic Front for the Liberation of Palastine (DFLP) FİLİSTİN
9) Demokratic Union Party (PYD), KÜRDİSTAN-SURİYE
10) Endavant (Socialist Organization for National Liberation), KATALONYA
11) Front for Liberties and Rights (HÖC), TÜRKİYE
12) Labour Party (Partija Rada), SIRBİSTAN KARADAĞ
13) Marxist-Leninist Communist Party (MLKP), TÜRKİYE/KUZEY KURDİSTAN
14) National Democratic Front of Philippines (NDFP), FİLİPİNLER
15) Net of Communists (Rete dei Comunisti), İTALYA
16) Patriotic and Democratic Labour Party (PTPD), TUNUS
17) Popular Front for the Liberation of Palastine (PFLP), FİLİSTİN
18) Preparatory Committee on theEstablishment of United Iraqi Communists, IRAK
19) Ray O’ Light Group, ABD
20) Resistance Movement “23 September”, BULGARİSTAN
21) Union of Revolutionary Communists of Turkey (TİKB), TÜRKİYE
22) Voice of Freedom review, BOSNA HERSEK
23) Workers Communist Party of Norway (AKP), NORVEÇ
24) World People’s Resistance Movement (WPRM)
25) Revolutionary Party of Turkey (TDP), TÜRKİYE