Yoldaşca kucaklaştık

GÜNCEL
Pazartesi, 22 Ağustos 2005 (21 yıl 2 gün önce)

Bir güzel gündü İstanbul'da dün... Dostların arasında, güneşin sofrasında, yan yana, omuz omuza, yürek yüreğeydik... Halay çekerken de, tiyatro oyunun da köleliğin temsili ipini koparmaya çalışırken de, türkü söylerken de, mendil kapmaca oynarken de. Bilincimizle, yüreğimizdeki ateşle, ortak düşümüzle, dostça, kardeşçe, yoldaşcaydık...

Alınteri okurları, Alınteri dostları, DSB aktivisteleri, Alınteri çalışanları, Yapı Sanatevi çalışanları, DPG, ailelerimiz ve Düş Atelyesi Sarıyer Kirazlıbent Piknik alanında Kuçaklaşma Pikniği'nde buluştuk. Öyle bir kucaklaştık ki, kemiklerimizin çatıldaması değil ama “Biz Varız” çığlığının aksi sedası yankılandı göğe doğru.

Her işimizde olduğu gibi yine herşeyin en iyisinin olması isteği, bizde bir sorun çıkacağı endişesini doğuruyordu. Endişemizi doğa doğruladı bu sefer. Kucaklaşma gününe kadar yanıp kavrulduğumuz İstanbul'da dün yağmur yağıyordu. Ama ne gam dostların arasında olma hasretini hiç bir şey bastıramazdı. Yağmur değil dolu yağsa durmak yok, hedef: Sarıyer Kirazlıbent, güneşin sofrası...

Alınteri piknik

Piknik alanına vardığımızda herkes yağmurun endişesi ve ailecek olmanın sevinci ile ufak ufak yerleşmeye başladı. Bu esnada, bütün masalarda aynı konuşma yankılanıyor: “Yapraklardaki dökülüyor yapraklardaki, dindi yağmur”, “yağsın, şeker diyiliz ya...”, “açtı, açıyo, açacak açacak...” Kimse gitmek istemiyor. Kimse de gidemedi zaten, kopamazdık birbirimizden..

Önce kahvaltımızı yaptık. Aslında biz ortak sofra planlamıştık. Yere upuzun bir sofra kurulacak ve herkes getirdiğini ortaya koyup hep beraber yiyeceğiz. Yağmur yüzünden yapamadık bunu ama ne gam, bizim ortaklaşmamızı hiç bir şey engelleyemez. Masalarda yaptık kahvaltımızı ama ayrı gayrı değil... Ortaklaşmayı arttırıcı bir etken de, pikniğe hiçbir hazırlık yapmadan gelen bekar işçi ve öğrencilerimizin masa masa dolaşmasıydı.

Önce işçi korosu çıktı sahneye. 15-16 Haziran etkinliğiyle tanışmıştık onlarla, çok sevdik onları, onlar da bizleri. Yine bizimleydiler, zaten artık hiç bırakmayız. Hem repertuvarlarını da genişletmişlerdi önce "dostların arasında güneşin sofrasındayız heeey hooop” dediler duygularımıza tercüman oldular sonrada eski işçi marşları ile halaya durdurdular.

Alınteri piknik

İstanbul'un bir diğer yakasında F1 yarışması varken, Kirazlıbent piknik alanında Alınteri dostları mendil kapmaca oynadı sonra. Bir müsabakayı izlerken bu kadar heyacanlı ve eğlenen bir seyirci kitlesine dünyanın hiç bir takımı sahip olamamıştır. “Hop oturduk hop kalktık” tabiri caizse... Bir kısım dostumuz ise futbol oynamayı tercih etti bu esnada.

Oyunların sonrasında şöyle bir otumuşken bir yerlere, davul sesine eşlik eden bir hoş seda “bir oyunumuz var” diye çıktı karşımıza. Çocukluğundan itibaren bizi sisteme bağlayan tüm gerici bağları temsilen bir ipe bağlanan Birgül'ü ve sonra onun aynı bağları çocuğu için üretmesini izledik, arada dayanamayan kimi yoldaşların “ben kopartıcam ipi” diye çıkışlarıyla. Oyunun sonunda oyuncuların yönlendirmesi ile doğal bir serbest kürsü oluştu. “Birgül ipten neden çıkamadı?” diye sordu oyuncular, çünkü; Korkaktı, çünkü; örgütsüzdü. Bu sefer “Peki biz örgütlü müyüz” diye sordu oyuncular, cevap kesindi: Elbette. “Peki biz ipte miyiz?” kendi geriliklerimize vuran, çuvaldızı bize batıran bu soruyla devam etti serbest kürsü...

Alınteri piknik

Tiyatrocu bir dostumuz olan Sacit Aker, Nazım Hikmet'in Bugün Pazar şiiri ile başlayan ve Şeyh Bedrettin Destanı ile devam eden bir şiir dinletisi ile çıktı karşımıza ondan sonra ise 15-16 Haziran direnişçisi olan Ramazan Gecenoğlu da yine iki şiirle zenginleştirdi etkinliğimizi; Nazım'dan Akrep Gibisin ve Hasan Hüseyin'den Şapka...

Düş Atölyesi ise bir kukla tiyatrosu ile çıktı karşımıza... Bir mutfakta yemek yapmaya çalışan tencere ve kapağın, dometes, biber ve patlıcanla olan macerasını izledik. İşsizlik belasına vuran oyunda, “ağlanacak halimize” güldük...

Bu esnada Yapı Sanatevi çocuk korosu ile karşımıza çıkana kadar hiç anlamamıştık çocukların ortadan kaybolduğunu. Meğer toplayıp bütün çocukları Yapı, bir şarkı çalıştırmış... Geleceğimizi umutla dinledik...

Bayağı geç oldu ama tavuklu pilavımızda enfesti hani. Acıkmışız, hep beraber yumulduk pilava... En son yine işçi korosu çıktı sahneye bu sefer Kutup Yıldızı parçalarıyla... Hep beraber dinledik, söyledik.

Pikniğimiz bitipte giderken, iyi ki iptal etmemişiz pikniği dedik, iyi ki gelmişiz, iyi ki varız, BİZ VARIZ!...