Geleceğine sahip çıkanlar, emeği, onuru ve özgürlükleri için dövüşenleriz! Clara Zetkin, Rosa Luxemburg, Aysel Zehir, Lale Çolak'lar gibi...
Alınteri ve DPG okurları 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi. İl Sağlık Müdürlüğü önünde saat 16.30’ da ajitasyonlarla tüm işçi ve emekçileri saflara çağrıldı.Yapılan ajitasyonlarda 8 Mart’ın tarihinden bahsedilerek, bir mücadele günü olduğu vurgulandı.
Yürüyüş, Adalar Migros önüne kadar sloganlar eşliğinde devam etti. “Soframıza ekmek, ruhumuza gül” yazılı pankart ve dövizlerin taşındığı güzergah boyunca “8 Mart kızıldır kızıl kalacak!”, ”Ulusal, sınıfsal, cinsel sömürüye son!”, ”Kadın ,erkek elele mücadeleye!”, ”Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!”, ”Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!”,”Jin jiyan azadi!”,”Hak verilmez alınır zafer sokakta kazanılır!”, ”Emeğine onuruna sahip çık!”, ”Kadının kurtuluşu devrimde sosyalizmde!”, ”Yaşasın devrim ve sosyalizm!” sloganları atıldı.
Yürüyüş esnasında Bir kadın ve bir erkek, DPG okurunun seslendirdiği, Adnan Yücel’in “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” şiiri eylemi izleyenler tarafından ilgiyle karşılandı.
Eylem basın metninin okunmasıyla son buldu. Okunan basın metninde şunlar söylendi:
Bugün 8 Mart. Ancak bizi kandırmaya çalıştıkları gibi dünya kadınlar günü değil! Kapitalizmin kadınlara bağışladığı bir gün hiç değil! Tam tersine, ücretli köleliği yaratan, en ağır koşullarda en çok işi isteyen patronlara karşı emekçi kadınların grev günü. 'Bize hak verilmez, ancak biz söke söke alırız!' diyen kadın işçilerin zorla fabrika içerisine kilitlendiklerive çıkartılan yangında katledildikleri gün. 1887’de Amerikan Cotton tekstil fabrikasında greve çıkan yüzlerce kadın işçinin bu haklı mücadelesini tehlikeli gören ve grevin diğer fabrikalara da yayılmasından korkan büyük patronların yarattığı vahşetin adı. Tekrar ediyoruz! Çıkan yangında, ayakta ve dimdik ölen kadın işçilerin anısına yaşattığımız, mücadeleye çağrı günüdür bu gün. Ve biz bu 8 Mart’ta da alanlardayız.
O gün 129 kadın işçiyi katleden kapitalizm ise gittikçe daha da barbarlaşıyor. Kadına gittikçe daha fazla kölelik zincirleri vuruyor. Çıkartılan yasalarla, eğitimde getirilen yeni sömürü kanunlarıyla, yaşamın her alanında gencinden yaşlısına kadınlar, ikinci planda bırakılıyor. Çocuk gelin olmaya, şiddete görmeye, en ağır kölelik koşullarına zorlanıyor! Bu ücretli kölelik düzeninde, erkek egemen zihniyet, kadının önüne sunulan tek seçenek. Kendi Kürdünü, kendi alevisini, kendi sendikasını yaratma çabasında olan devlet, kendi kadınını da yaratmak istiyor! Sessizce sömürülmeye razı ve itaat eden! Kabul etmiyoruz!
Günümüzde, emekçi kadınlar erkeklerle aynı işte çalışsalar da daha az ücret alıyorlar. En ağır kölelik koşullarında en fazla çalıştırılan oluyorlar. Merdivenaltı tekstil atölyelerinde, fabrikada, işyerinde, okulda, amfide, sokakta ve evde kadınlar, hep iki kat ezilen hep iki kat sömürülen. Kapitalizmden de başkası beklenemezdi. Çünkü kapitalizm kadınlara sadece alınıp satılan bir meta, daha ucuz işgücü ve erkeğe hizmet eden bir köle rolü biçiyor. Ve vahşetleri öyle boyutlara ulaştı ki biz gençliği, biz işçi ve emekçileri sadece ve sadece sosyalizm mücadelesinde daha kararlı kılıyorlar.
Kadın cinayetlerinin son dokuz yılda yüzde 1400 arttığı, her gün en az beş kadının öldürüldüğü, katledilen kadın bedenlerinin burjuva medyada magazin haberi gibi manşete taşındığı bu vahşet ortamında daha da kararlıyız. Bu yozlaşmış sistemde vahşileşmiş, kimi tüccar, kimi tefeci 26 kişinin tecavüzüne uğrayan 13 yaşındaki gencecik kadının yanındayız. Ona “kendi rızasıyla yaptı.” diyecek kadar aşağılıklaşan, 26 kişinin yanına 27. olan burjuva hukukunun karşısındayız. Barlar sokağında, öğrenci-işçilik yapan genç kadınlara,“Daha açık giyinin.” diyecek kadar rezilleşen patronlara verilecek cevabımız var. Söyleyecek sözümüz ve yapacak eylemimiz çok! Ve bizler biliyoruz ki kadının kurtuluşu ne burjuva parlamentosunda ne de patronların kanlı ellerinde!Kadının kurtuluşu, erkek egemen zihniyeti yaratan kapitalizme karşı kadın ve erkeğin el ele verdiği, daha şimdiden eşitleştiği, özgürleştiği, sokak sokak örülen sosyalizm mücadelesinde!
Bunu bizim kadar onlar da iyi bilirler! Bu yüzden 600’den fazla öğrenciyi F tipine kapatan, tecavüze uğrayan kadınlara tecavüzcüsüyle evlenmesini öneren, nerede bir muhalif ses çıksa korku dağları yaratan, Kürt ulusuna, geleceğin ve sosyalizmin kurucusu olan işçi ve emekçilere, gençliğe her gün daha azgınca saldıran onlar!
Bizler ise kapitalizmin bütün bu barbarlığına karşı sosyalizmi savunanlarız! Geleceğine sahip çıkanlar, emeği, onuru ve özgürlükleri için dövüşenleriz! Aynı “Diz çökerek yaşamaktansa ayakta ölmek yeğdir.” diyen kadın işçiler gibi. Aynı devrimin kadın öncüleri Clara Zetkin’ler, Rosa Luxemburg’lar gibi. Aynı Aysel Zehir’ler, Selma Aybal’lar, Nilgün Gök’ler, Lale Çolak’lar gibi... Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü layıkıyla anmak, mücadeleyi yükseltme çağrısı yapmak için buradayız! Bu gün onlarca, yarın yüzlerce ve binlerce, milyonlarca işçi ve emekçi, milyonlarca genç olarak alanlardayız! Alanlarda olacağız! Ta ki kadının ve insanlığın kurtuluşunu, sosyalizmin baharını getirene kadar.
Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!
Yaşasın onurlu mücadelemiz!