Ekmek ve güller...

Ödevleri yenilmek olan / Bıçakla kemik arasında / Susmakla ağlamak arasında / Kadınlar…

KADIN
Cuma, 9 Mart 2012 (14 yıl 7 ay önce)

8 MART EMEKÇİ KADINLAR MÜCADELE GÜNÜ

Bir 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü bir karnaval değil, bir bayram değil, alanların ve yaşantımızın her dakikasının mücadele içinde geçmesi gerektiğine vurgu yapan bir eylem günüydü.



Ankara'da 8 Mart Platformu'nun düzenlediği eylem, Yüksel Caddesi'nde saat 16:00'da bildiri dağıtımıyla başlayan, 18:00'de ise toplanmaya başladı. Platform bileşenleri ve çevreleri meşalelerini yakarak kortej düzenini alarak, örgütleyici kurumlar öncülüğünde (Alınteri, BDSP, Kaldıraç, Halk Cephesi, Odak) destekleyen kurumlarla birlikte (ÇHD, Kızıl Hareket, TAYAD'lı analar) Sakarya Meydanı'na doğru yürüyüş yapıldı.

Konuşmacı arkadaşımız kitleyi “hoşgeldiniz” diyerek selamladıktan sonra saygı duruşu yapıldı ve arkasından programa geçildi. Önce basın metni okundu. Ardından ÇHD'den bir kişi konuştu; sürekli mücadele içinde olacaklarını ÇHD olarak devrimci şehitlerin avukatlığını gururla yaptıklarını ve bundan sonra da yapacaklarını, her zaman mücadele edenlerin yanında olacaklarını dile getirdi. Daha sonra TAYAD'lı analar, öz olarak, “Anaların öfkesi katilleri boğacak!” dediler.

İMO direnişçisi Cansel Malatyalı da aramızdaydı, mücadelenin gerekliliğinden o da bahsetti ve aramızda olmaktan mutlu olduğunu, kazanana kadar devam edeceğini söyledi. Daha sonra Mamak İşçi Kültürevi Müzik Topluluğu, devrimci müzikleriyle ortama renk kattılar. Eyleme halaylarla son verildi. Eylem programını oluşturan sunum metnini yayınlıyoruz:

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü


Dünyanın her yerinde; yakılan, itilen, terk edilen, teri ve emeği yok sayılıp ezilen, benliği saygıdan sevgiden yoksun bırakılıp, taşlanan, insafsız ve akılsız bir namlunun ucuna sürülen kadınların acılarından doğup;
Düzene itirazla kımıldayan, beyni aydınlık insanların cesaretiyle başlayan mücadelemiz, insan onuruna yakışan en saygıdeğer savaşımlardandır.

Bu mücadelede insan kadın ve insan erkekler bugüne ve her güne el ele, sarsılmaz bir inançla yürüyorlar…

Omuz omuza yürüyerek gelirken biz, bu güzel günün içinden
Aydınlanıyor tüm parlaklığıyla aniden çıkan bir güneşin
Bir milyon kararmış mutfak ve bin gri fabrika çatısı hep birden
Çünkü şarkısını söylediğimizi duyuyor emekçiler, “ekmek ve güllerin”

Bizler her 8 Mart’ta olduğu gibi bugün de egemenlerin içini boşaltmaya çalıştığı bugüne, Dünya Emekçi Kadınlar Günü'müze ve emeğimize sahip çıkmak ve her zaman haykırdığımız gibi baskıya, tacize, tecavüze, sömürüye, devlet terörüne karşı mücadeleyi büyütmek için alanlardayız!
 
Şimdi başta 1857’nin 8 Mart'ında New York’ta katledilen çoğu kadın 129 işçi, Dominik Cumhuriyet’inde diktatörlüğe başkaldırdıkları için katledilen Mirabel Kardeşler başta olmak üzere tüm devrim şehitleri için 1 dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum.

“Uyanın, harekete geçin! Dünün bilinmeyen milyonlarca köle kadını, bugünün savaşçıları meydana çıkın ve yürüyün!” demişti Clara Zetkin.
 
Omuz omuza yürüyerek gelirken biz, erkekler için de savaşımız.
Kadınların çocuklarıydı onlar, biz yine onların analarıyız
Doğumdan yaşamın sonuna kadar ter dökmekle geçmeyecek günlerimiz
Yürekler de aç, gövdeler gibi
Ekmek verin ama gül de isteriz!
(...)
Görürsünüz kadınları evde, fabrikada,tarlada, büroda, sokakta…
Ödevleri yenilmek olan
Bıçakla kemik arasında
Susmakla ağlamak arasında
Kadınlar…

Oysa bizler haklarımızı almak, bize dayatılan kölece yaşamı yok etmek için çıkıyoruz yola. Ödevimiz artık yenilmek değil, kazanmak diyen Cansel Malatyalı aramızda!
(...)

dünyanın yarısı sensin
diğer yarısı da hesapta senden!
O halde neden
Hep kaybeden sen oldun?
Sırtladın her yükü
Her acıyı yıllarca içinde taşıdın
Bekledin başını yavrularının
Ne gün gördün ne insanca yaşadın
Kutsal analık güdüsüyle tarlada
bahçede, fabrikada terledin
çocuklarının geçim arzusuyla
ömrün çileli yollarını arşınladın
 
canınla ve teninle
sıska bedeninle
asırlardır sömürülen kadın;
adın yok hala… adın
yüreğin darmadağın
biliyorum yaralısın
 
cennet ayaklarının altında olsa ne yazar
gözlerinde mor, dudaklarından kan sızar…
 
oysa, göbek çukurumuzda biz
senin kutsal mührünü taşıyorduk
nereye baksak senden bir iz
yaşıyorduk ellerinin değdiğiğ her yerde
 
beni
çocuklarını ve bitmez dertlerini
kalbinde
kollarında
başında taşırsın
ah be kadın!
Nasıl dayanırsun?
Sahi, sen hiç yorulmaz mısın?
 
Onlar yorulmadılar, onlar tüm baskılara ve zulme karşı bir an bile pes etmediler. Katliamlara karşı bedenlerini siper edenlerin analarıydı onlar. Yaşamlarımızı hücreleştirilmesine karşı onlar da evlatlarının yoldaşı olarak dışarıda siper ettiler tüm benliklerini. TAYAD’lı anneler aramızda…

Omuz omuza yürüyerek gelirken biz, geçiyor şarkımızdan
Sayısız ölmüş kadın, haykırarak eski türküsünü ekmeğin.
Kölelikten tadını bilmedi ruhları sanatın, sevginin, güzelliğin.
Evet, hem ekmek için savaşımız, hem de güller için.
 
Daha güzel günleri getiriyoruz, omuz omuza yürüyerek
Kadınların başkaldırması, insanlığın başkaldırması demek
Artık yok kölelik ve tembellik, bir yatana on kişilik emek
Paylaşılacak güzellikleri yaşamın
Ekmekle güller, güllerle ekmek!


Okunan basın metni ise şu şekildeydi:
İşçi, emekçi, yoksul, öğrenci, ezilen halkımıza;

Emeğimizin hesabını sorma kararlılığla 8 mart’ta alanlardayız


8 Mart 1857 tarihinde, ABD’nin New York kentinde 40 bin dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları talebiyle greve başladı. 111 emekçi kadın fabrikaya kilitlendi ve yakılarak katledildi. Tam 155 yıl önceydi. Direnerek tarihe yazılan o kadınların mücadelesi bize emekçi kadının özgürleşmesinin mücadeleden geçtiğini öğretti. İşte bu yüzdendir bir kez daha alanlardayız bugün yarın ve daima.

O dokuma işçisi 111 kadın yanımızdadır. Barikatların ardından gülümseyen Paris Komünarı kadınlar yanımızdadır, Bedrettin’in 'Hakikat bacıları' yanımızdadır: Irak'ta, Filistin'de ve bugün tüm Ortadoğu'da emperyalistlere karşı savaşan kadınlar yanımızdadır. Ve ülkemizde devrim ve sosyalizm mücadelesinde ölümsüzleşen Ayçe İdil Erkmenler, Hatice Yürekliler, Berna Ünsallar, Zilanlar, Selma Albayraklar, Lale Çolaklar ve Yasemin Çiftçiler yanımızdadır. Onların sesini sesimize kattık, mücadelelerini omuzladık. İşte buradayız.

Kadının sömürüye başkaldırısı sömürünün başladığı günden bu yana sürüyor. 'Zulüm varsa direniş var' diyerek ayağa kalkıyor kadınlarımız. Kürdistan'da bugün KCK diyerek KESK'e saldırıyor ve tutukluyor 6 kadın sendikacıyı. Bunların hiç biri tesadüfü değildir tam da 8 Mart arifesinde. Bugün kıdem tazminatı hakkımızı gaspetmeye çalışıyor zulüm sahibi. Yıllarca her türlü haktan yoksun çalışıp ortaya koyduğumuz emeğimize saldırıyor. Kıdem tazminatı emeğimizdir, emeğimizden elini çek diye başkaldırıyoruz zulme.

Başta hapishanelerde ve yaşamın her alanında uygulanan tecrit zulmü altında katledilmeye çalışılan hasta tutsakların sesi boğulmaya çalışılıyor. Kronik böbrek yetmezliği olan, böbreğinin yüzde 18 ile yaşam savaşı veren, ileri derecede kansızlık, kemik erimesi olan Yasemin Karadağ da hapishane koşullarında öldürülmeye çalışılıyor. Yasemin Karadağ gibi tedavi edilmeyi bekleyen Hediye Aksoy ve binlerce hasta tutsak var hapishanelerde. Her gün yaptıkları hak gasplarıyla tutsakları gün gün hasta yapmaya çalışan bir zihniyet bir de hapishanelerde kadın yoldaşlarımıza saldırarak, cezalar vererek zulmüne devam ediyor. Kadına yönelik bu şiddet politikası dışarıda da devam ediyor, her gün bir kadının öldüğünü duyuyor ya da görüyoruz bu zulüm çarkı tüm bunlara gözyumduğu gibi uydurma yasalarla koruyacağını yalanıyla ölümlere ortak olmaya devam ediyor.

Özelleştirme, işten çıkarmalar, sendikasızlaştırma saldırısı daha sistemli sürüyor. Bugün yeni sendikalar kanunuyla sürdürülen bu saldırı, örgütlü olmamızın önüne setler kurmaya çalışıyor. Dün Türkan Albayrak, Gülistan Kobaltan, Aynur Çamalan bu saldırıların karşısında direnerek kazandı, bugün Cansel Malatyalı oda ağalığına karşı direnmeye devam ediyor.

Yıkım polikaları yaşamın her alanına yönelik bir saldırı hedefiyle hayata geçirilmeye çalışılıyor. Tırnaklarımızla yaptığımız kondularımızı kentsel dönüşüm yalanıyla başımıza yıkmaya çalışıyorlar. Eğitimde, sağlıkta yapılan saldırılarla güvencesiz yaşamı dayatan, en temel hakkımızı bile elimizden almaya çalışan uygulamalar ortaya konuyor.

Her türlü saldırının karşısında yaşamın onurlu yanını temsil ediyor emeğimiz. Faşizmin her alanda bizi hapsetmesini reddediyoruz. Kendi sorununu çözme iradesine sahip, kendi emeğinin hesabını sorma kararlılığında, kendi geleceğini kurmak için mücadelenin en önünde olmanın cüretindeyiz.

Kadının kurtuluşu devrimdedir. Ezilmeden, ötekileştirilmeden, emeğimizin karşılığını alacağımız, güvenli yaşayacağımız tek sistem sosyalizmdir. Sosyalizmi kuracak olan, kadınıyla erkeğiyle bizim emekçi ellerimizdir. Dünyanın tüm emekçileri, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz Kutlu olsun!

* Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!
* Biji roja jiner kedkar heşt Adar!
* Kadınız, halkıyız, kazanacağız!
* Kadın erkek elele, örgütlü mücadeleye!
* Kadın olmadan devrim olmaz, devrim olmadan kadın kurtulmaz!
* Yaşasın devrimci dayanışma!

DEVRİMCİ 8 MART PLATFORMU