Bedeli ne olursa olsun!

Hem emekçi kadınlara, hem de işçi öğrenci kadınlara sesleniyorum! Nasıl bir sorunla karşılaşırsanız karşılaşın, hiçbir zaman sessiz kalmayın

KADIN
Pazar, 11 Mart 2012 (14 yıl 7 ay önce)

DPG: Öncelikle merhaba!
Okurumuz: Merhaba.

DPG: Kendini tanıtır mısın?
Okurumuz: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Bilgisayar Öğretmenliği 2. Sınıf öğrencisiyim. Ailem Dersim’de yaşıyor. Yedi çocuklu bir ailede büyüdüm. Babam inşaat işçisi, ameliyat olduğu için şu an çalışmıyor. Özellikle maddi sıkıntıdan kaynaklı çalışıyordum; fakat ayrılmak durumunda kaldım.

DPG: Bir işçi öğrenci olarak yaşadığın zorluklar nelerdi?
Okurumuz: Okuldayken işi, işteyken de okulu düşünemiyorsun. İki farklı dünya gibi. Zaman çok kısıtlı. İşe gidip geç geliyor, yemek yiyip hemen yatıyordum. Kendime zaman ayıramıyordum, sosyallikten uzaktım diyebiliriz. Daha önce hiç çalışmamıştım, özel sektörde ezen ile ezilen arasındaki farkı net bir şekilde gördüm. Olumlu yanı ise orada yaşam mücadelesi veren işçilerle tanıştım. Kendi okul, aile vs. problemlerimin onların problemlerinin yanında çok ufak kaldığını gördüm. Çalışma koşullarımız ne kadar ağır olsa da işçiler arasındaki bağlılık, sıcaklık işin zorluğunu az da olsa görünmez kılabiliyordu bazen. Orada çalışanlar arasında tek öğrenci olan bendim, bu sebeple sadece işçi olan insanlarla, benim gibi öğrenci olanlar arasındaki farkı görmem daha kolay oldu.

DPG: Peki kaç saat çalışıyordun ve ne kadar ücret alıyordun? Aldığın ücretin emeğinin karşılığı olduğunu düşünüyor musun?
Okurumuz: Haftanın 6 günü, günde 5 saat çalışıyordum. Aylık ücretimse 300 TL. Emeğimizin karşılığı bir yana, saygı dahi görmüyorduk. Diğer kasiyerler gibi işimi ben de en iyi şekilde yapmaya çalışıyordum. Ama üst kademelerden (müdür yardımcısı azar işitince bize patlıyordu) haksızlıklara maruz kalıyorduk.

DPG: Kadın işçi olmanın zorlukları var mıydı?
Okurumuz: Hem öğrenci olmam (ailemin yanımda olmaması), hem de yurtta kalmam dolayısıyla dışarıdan, “paraya ihtiyacı olan, mecburen çalışan” biri olarak görünüyordum. Bu durum da iş yerinde yüksek kademede çalışan bir erkek için fırsat haline dönüşebiliyor. Bu kişiler tarafından sözlü ve psikolojik tacize uğramam işimi yapmamı da olumsuz etkiliyordu. Her şeye rağmen kendi çizgimde yürümeye devam ettim. Kadın olmamdan da kaynaklı dışardan haksız tepkiler alabileceğim korkusu yaşadığım için, kısa bir süre önce işten çıkmaya karar verdim. Fakat işten çıkma sebebimin bu olay olduğunu söylemedim. Hala o kişi tarafından işten çıktığım halde telefonla taciz ediliyorum. Bu kişinin evli olması da dışardaki dedikodulardan korkmama sebep oluyordu.

DPG: Gördüğün taciz seni ekonomik, sosyal, psikolojik vb. alanlarda nasıl etkiledi?
Okurumuz: İş hayatından soğumama büyük oranda sebep oldu. Ailemin maddi durumundan dolayı bu işe ihtiyacım vardı ve böylelikle engellenmiş oldum. Ayrıca ruh sağlığımı da olumsuz etkiledi, erkeklere karşı bir antipati oluştu. Bu durumu çevremdeki bir erkeğe anlattığımda nasıl düşüneceği konusunda tereddütlerim vardı. Ama sonuç olarak çevremdeki birçok kişiye bu konudan bahsettim. Ve herhangi olumsuz bir durum karşısında yalnız olmadığımı anladım. Bana güç veren de bu oldu.

DPG: Peki bu ve benzeri durumlarda neler yapılmalı? Kadınlar, işçi öğrenciler örgütlenmeli mi?
Okurumuz: Her şeyden önce sessiz kalınmaması gerek. “Bana inanmazlar” korkusunu bir kenara bırakıp mücadele etmek gerekir elbette. Aksi takdirde sustuğundan da fazla baskıya, her türden şiddete maruz kalırsın. Bu tür haksızlıklara karşı yapılacak en önemli şey, bedeli ne olursa olsun yanındakilerin de desteğini alarak birlik olmaktır.

DPG: Son olarak bizimle paylaşmak istediğin bir şey var mı?
Okurumuz: Burdan hem çalışan emekçi kadınlara, hem de işçi öğrenci kadınlara sesleniyorum! Nasıl bir sorunla karşılaşırsanız karşılaşın, hiçbir zaman sessiz kalmayın. İşten atılmak onurunuzun kırılmasından daha iyidir! Birliktelik her zaman güç verir insana. Birçok kişinin de desteğini alarak daha emin ve sağlıklı kararlar vermiş olursunuz. Birliğin, mücadelenin olduğu yerde, sindirilmiş, sessiz kalmış kişilere de umut kaynağı olup, daha çok mücadeleye, harekete çağırabilirsin.

DPG: Samimi cevapların için teşekkür ediyoruz.
Okurumuz: Rica ederim! Sizinle konuşmak içimi rahatlattı, bir destekçi daha kazandım.

[DPG'nin 4. sayısından alınmıştır]