İşçi sınıfı kurultayı: Eğitim şart!

GÜNCEL
Salı, 23 Ağustos 2005 (21 yıl 1 gün önce)

İşçi sınıfı çalışmasındaki güçlerimizi nitel ve nicel olarak geliştirmeyen bir kurultay, özellikle geleceğe dönük yüzüyle başarılı olamaz. Komünistler için sınıf çalışmasındaki kadro ve aktivistlerin nitel gelişimi, öncelikli halkadır.

Nitelik belirleyicidir çünkü:
*İşçi sınıfının değişen yapısı içerisinde kilit bir konuma sahip vasıflı, yüksek vasıflı çekirdek işçilerin örgütlenmesi stratejik bir hedefimizdir. Yalnızca üretimde değil geleceğin sınıf hareketinde stratejik bir rol oynayacak çekirdek, vasıflı işçilerin kazanılması ancak nitelikli kadrolarla mümkündür.

*Diğer sınıflardan çözülen, vasıfsızlaşan, proleterleşme sürecine giren bazı kesimler “proleteryaya yeni ilerleme ve aydınlanma öğeleri sağlama” potansiyeli taşımaktadır. Ancak bu olanağın da değerlendirilmesi ve işlenmesi nitelikli güçlerden geçer.

*Geniş vasıfsız işçi kitlelerini örgütlemek, siyasal olarak eğitmek ve bilinçlendirmek de başlıbaşına bir nitelik sorunudur. Günümüzde geniş yeni işçi kitlelerinin kendiliğinden bilinç ve mücadele açısından bile muazzam geriliği ve deneyimsizliği, nitelik sorununu önemsizleştirmemekte, tam tersine önemini 100 kat atırmaktadır.

*Günümüzde sınıf bilinci, örgütçülüğü ve eyleminin sorunları çok daha karmaşık ve çetrefillidir. Devrimci sınıf çalışmasının başarı çıtası; bilinç, irade, beceri, uzun soluk, enerji… her düzeyde ve bir bütün olarak yükselmiştir. Bu kadro ve aktivistlerde çok yönlü ve bütünsel nitelik gereksinmesini artıran en temel faktörlerden biridir.

*“En nitelikli, en seçkin, en enerjik, en fazla gelecek vaad eden güçler işçi sınıfına!” Devrimci sınıf çalışması herhangi bir “alan çalışması” değildir. En temel, en kapsamlı, en yüksek, en stratejik faaliyet eksenidir. Bu yüzden ilkelliği ve amatörlüğü en az kaldıracak, çok yönlü uzmanlaşma ve profesyonelleşmeye en fazla ihtiyaç duyan bir çalışmadır.

*Sınıf çalışmasındaki güçlerimizin büyük çoğunluğu genç ve deneyimsiz, önemli bir kısmı da Marksist-Leninist öğretinin asgari gerekleri konusunda bile bilisizdir. Bu ne (zaten deneyimli kadro kısıtı nedeniyle) geleneksel usta-çırak ilişkisiyle, ne de üç beş dergi-gazete yazısıyla giderilebilecek olan yakıcı sorunlarımızdan biridir. Genç ve deneyimsiz güçleri aksak-topal, el yordamıyla bir şeyler öğrenecekleri, daha fazlasını öğrenme olanaklarını ise büsbütün sınırlandıracak dar deneyci şekillenmeye terketmek cinayettir! Bu durum, çok ciddi bir sorunu; mevcut güçlerin daha zorlu koşullarda, daha kısıtlı olanaklarla, daha ileri biçimde, en büyük süratle niteliklendirilmesi sorununu, bir ölüm-kalım sorunu olarak önümüze koyuyor.

Geleneksel çalışma tarzı kadrosal gelişime düşmandır

Sınıf çalışması ve güçlerinin niteliklendirilmesi konusunda bilmemiz gereken ilk şey şudur: Geleneksel çalışma tarzı niteliğe düşmandır! Bırakalım sınıfın az çok aydınlanmış ya da daha ileri siyasallaşma, öncüleşme potansiyeli taşıyan kesimlerini örgütlemeyi, bırakalım mevcut güçleri niteliklendirmeyi ve geniş işçi kitlelerine siyasal bilinç taşımayı, mevcut nitelik kapasitesinin değerlendirilmesiyle bile bağdaşmaz.

Geleneksel çalışma tarzının niteliği durmaksızın dıştalayan kısır döngüsü şöyle çalışır. Hep kotarılacak “iş”ler vardır! Ve hep “deneyimsiz, insiyatifsiz, beceriksiz güçler” vardır. Eh, “işler” kotarılmak durumunda olduğuna göre, az sayıdaki deneyimli kadro da birer ordu gibi koşuşturarak kotarır. Tabii bu arada ordunun kendisi de “deneyimsiz, insiyatifsiz, beceriksiz” bir pasif çevre ordusu olarak kalır. Bildiri, afiş, “etkinliğe adam getirme” (bunlar da teknisistleşmiş biçimiyle) dışında faaliyetin kalbine çekilmeyen, gelişmeyen, geliştiğini hissetmeyen bu ordu, ilerleme üretmediğinden bir de üstüne doğal olarak durmaksızın sorun üretir. Deneyimli kadroları da aslında kendi geleneksel idarecilik tarzlarının bir sonucu olarak bu sorunlarla boğuşmak zorunda bırakır. Bu (dar pratik koşuşturma çerçevesinde) “ordu gibi savaşan komutan” ile “komutansız ordu” sendromudur.

Geleneksel çalışma tarzının düğümlenme noktası önderlik tarzındadır. Her kademe önderlik, sorumluluğu altındakileri yukarı çekeceğine, kendisi aşağı çekilmekle kalmaz, onları da pasifize eder. Kendi niteliklerini onlara kazandıracağına, kendisini de fiilen niteliksizleştirmiş olur. Her kademe, kendi kapasitesinin çok altında işlerle tıka basa uğraşırken kendi altındakilerin gelişimini de engellemiş olur.

Öyleyse güçlerin niteliklendirilmesinde ilk yapacağımız şey, bu döngüyü tersine çevirmektir. Her kademenin asli misyonuna, siyasal-örgütsel kurmay önderlik ve eğiticilik misyonuna doğru çıkmasını ve sorumluluğu altındakileri de yukarı doğru çekmesini sağlamaktır. Eğiticilerin eğitilmesi ve kendini eğitmesidir.

İkincisi, siyasal ve örgütsel eğitim çalışmaları, okuma, araştırma, inceleme, planlama, yol-yöntem geliştirme, belli bir konu üzerine enine boyuna düşünme, tartışma… Bunların dar koşuşturmaca ilk feda edilen olması köreltici alışkanlığı ortadan kaldırılmalıdır. Sistematik siyasal ve örgütsel eğitim, yapılacak her işte kafaca-ruhça önhazırlık ve tasarlama, vakit kalırsa yapılacak bir şey değil, her işin organik, öncü, temel bileşenidir. Sorun şudur: İşten işe dar koşuşturmaca içerisinde gündelik işler tarafından belirlenen, gündelik işlere kuyrukçulaşan kadro mu? Yoksa, yapacağı her işe siyasal-zihinsel bir yaklaşım ve hakimiyet geliştiren, bilinçli yürütücüsü ve dönüştürücüsü olan kadro mu?

Üçüncüsü, genç ve deneyimsiz işçi aktivistleri kuşağının eğitimi, yalnızca pratik faaliyet alanlarındaki sorumluların değil, tüm kadroların, tüm kolektifin davasıdır. Sınıf çalışmasını geliştirme ve genç-deneyimsiz işçi aktivistlerinin eğitimi sorunu kendi dışında gören bir komünist, bireysel yetileri ne kadar gelişkin olursa olsun, nitelikli bir komünist değildir.

Nitelik ve eğitim

Nitelik, örgütlü ve bilinçli sınıf mücadelesinin yükselen ihtiyaçlarının üstesinden gelebilmek için gerekli (siyasal, örgütsel…) bilgi, beceri, deneyim ve sezgilerin kazanılmasıdır.

Nitelik bir çırpıda değil, uzun ve inatçı bir çaba ve çetin deneyimlerle kazanılan (siyasal, örgütsel vd.) öncülük yetileridir.

Nitelik, neyi, neden, nasıl yapması gerektiğini bilmek ve yapabilmektir.

Burada çok yönlü eğitimin alanına gireriz. Ve hemen, iki sapmayla karşılaşırız.

Eğitim arada bir kafaları dolduran mucizevi bir etkinlik sayılır. Beklenen mucize bir türlü gerçekleşmeyince bu kez her türlü eğitim bir yana bırakılır.

Kolektif faliyet, hedef ve ihtiyaçlarla bütünleştirilmeyen bir eğitimin dönüştürücü etkisi çok sınırlı kalır. Diğer taraftan eğitime güvensizlik ise önderlik ve gelecek bilincindeki zayıflamanın bir ifadesidir.

Eğitim konusunda şunlar öncelikle göz önünde bulundurulmalıdır:
1- Kadrosal eğitim, her kademe önderliğin asli misyonlarından biridir. Hiçbir şey kadro ve aktivistleri çok yönlü (teorik, siyasal, örgütsel, pratik) eğitme sorumluluğunu savsaklamanın bahanesi olamaz.

Bunun yalnızca, yerli yersiz, iki de bir uzun nutuklar atarak yapılamayacağını belirtmek gereksiz.

*Önce konulan hedefler ekseninde bilgi, beceri, deneyimleri geliştirme arzusu ve iddiası uyandıracak bir kolektif motivasyon zemini yaratılmalı ve bu doğrultuda atılacak en küçük adım bile teşvik edilmelidir. Çok yönlü devrimci siyasal sınıf çalışması ve örgütçülüğünde profesyonelleşme, zorlu çabalar ve çetin deneyimlerle ulaşılacak bir değer olarak yerleştirilmelidir.

*Siyasal kavrayış ve gelişme tüm komite ve alan çalışmalarının temelidir. Gündelik pratik işlerin gerekleri ne olursa olsun, tüm komite toplantılarında dünyada ve ülkede öne çıkan siyasal gündemlerin devrimci proleter politika ve ideoloji açısından ele alınmasına öncelikli yer verilmelidir. ( Örneğin şu kesitte terörle mücadele yasa tasarısı, genelkurmayın açıklamaları, kürt sorunundaki gelişmeler, 3 Ekim’in yaklaşmasıyla AB süreci…) Sorumlu kademeler, kesintisiz bir siyasal çalışma yürütmeli, öne çıkan siyasal gündemler konusunda ön hazırlık yapmalı ve güncel komite çalışmalarındaki siyasal önderlik ve eğiticilik düzeyini yükseltmelidir.

* Eğitim-faaliyet-araştırma bir bütün olarak ele alınmalıdır. Olabildiğince her faaliyet halkası öncesi ve sonrasıyla aktivistlere siyasal bir bakış açısı kazandıracak, deneyim aktarımları yapacak bu temelde okuma ve araştırmaya sevkedecek, yönlendirici eğitim çalışmaları yapılmalıdır. Eğitim taktik politika ve hedefler ekseninde yapılır. İstisnasız her türlü faaliyette eğitimin öncelikli ve esas halkası, siyasal bir perspektif ve kavrayışın kazandırılması, faliyetin bu düzleme yükseltilerek, bunun içinden yürütülmesidir. Bu yapılmazsa ve arkasında sıkı sıkıya durulmazsa faaliyetler dar deneyciliğe ve teknisistleşmeye doğru indirgenir.

*Eğiticilerin kendilerinin eğitilmesi, en önemli konulardan biridir. Her faaliyet ve temel toplantılar öncesi kurmay çalışması yapmayan, okumayan, araştırmayan, taze bir ruh ve fikirler geliştirmeyen bir yönetici-böyle bir yönetici, eğitim, okuma ve kadrosal gelişim üzerine en şairane nutukları atsada yaprak kımıldatamaz. Aynı şey propagandacılar içinde geçerlidir. Sistematik düşünür, konuşur, yazarlar fakat arada bir yazdıkları kitabi kadro yazıları ve verdikleri kitabi eğitim seminerleri dışında sınıf çalışması ve aktivistleri ile paylaşacak bir şeyleri yoksa, ihtiyaçları bilmiyorlar ve nüfuz edemiyorlarsa o yazılardan da seminerlerden de pek hayır gelmez. Kadro ve aktivistler açısından en büyük eğitim esini, siyasal ve örgütsel önderlik tarzındaki gelişmeyi ve bu doğrultudaki ısrarlı çabayı duyumsamaktır.

*Eğitim yalnızca siyasal-zihinsel değil aynı zamanda sosyal-kültürel-ruhsal gelişimi de gözetmelidir. Gündelik yaşam ve ilişkilere nüfuz edebilmeli, geleneksel ve düzen içi alışkanlıkları, bakış açılarını, değer yargılarını sarsıp sorgulatabilmelidir. Özellikle genç işçi aktivistleri söz konusu olduğunda sosyal, sanatsal, sportif etkinlikler; bazen eğitimle dinlenme ve eğlenmenin birleştirilmesi; eğitim toplantılarında görsellik, mizah, öykülendirme, sanat gibi araçlardan yararlanılması önemlidir.

2- İşçi aktivist eğitimleri için;
*İlk basamak için Komünist Manifesto, İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu, Ne yapmalı’dan İşçiler Örgütü ve Devrimciler Örgütü bölümü, Sosyal Demokrat Program Taslağı ve Açıklaması (Lenin), Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm’den, Bilimsel Sosyalizm bölümünün okunması ve birlikte tartışılması güvence altına alınmalıdır. İkinci basamak okumalar sosyalizm konusunda olacaktır.

*Uzun soluklu ve çok yönlü eğitimin, örgütlü ve bilinçli sınıf mücadelesi açısından stratejik önemi ısrarla vurgulanmalıdır. Her eğitim toplantısı öncesinde eğitimden amaçlanan net olarak tanımlanmalı, işlenecek kaynakların kendi deneyim ve faliyet alanları ile bağlantısını kuracak sorular hazırlama gibi, ilgi, hazırlık ve katılımı artırıcı yöntemler kullanılmalıdır. Eğitimden hazırlop reçeteler yada kısa vadede mucizevi sonuçlar beklenmemesi, süreklilik ve kendilerinin uzun soluklu ve ısrarlı çabası olmadan etkisinin sınırlı kalacağı belirtilmelidir.

*Derginin (sınıf ve kurultay yazılarının yanısıra) siyasal başyazı ve manşetinin aktivistler tarafından dikkatle incelenmesi ve işçi çeperine propaganda edilmesi siyasal- pratik bir alıştırma konusu olmalıdır.

*Toplantılarda tüm katılımcıların konuşması cesaretlendirilmeli, yalnızca yöneticiyi değil birbirlerini de dinlemeleri ve dikkate almaları sağlanmalıdır.

*Çoğu genç ve deneyimsiz işçi aktivist, yalnızca sistematik okuma, düşünme, konuşma konusunda değil, topluluk önünde ya da kendisinden daha bilgili olduğunu düşündüğü kişiler önünde konuşma, yeni insanlarla tanışma veya daha önce bilmediği deneyimler geliştirme gibi bir dizi konuda sıkıntı yaşamaktadır. Genç aktivistler tüm bu konularda olumlu bir kararlılıkla, çaba göstermeye cesaretlendirilmelidir. Tereddüt ettiklerinde, yapamadıklarında, yanlış yaptıklarında gerektiğinde birlikte yapmayı da içeren olumlu bir ısrar sergilenmeli (rencide edici, azarlayıcı değil), ileri doğru attıkları her adımda desteklendiklerini hissetmeli, fakat sorumluluktan sıyrılma, kaçınma eğilimlerine karşı da kesin bir tutumla göz yumulmamalıdır. Önemli olan kaçınmacı ve edilgen kişilik yapılarının dönüştürülmesi, devrimci sınıf sorumluluğu duygusunun geliştirilmesi, kolektif hedefler doğrultusunda “mücadeleyi aramanın ve mücadele alanı yaratmanın” (kendisiyle de!) alışkanlık haline getirilmesidir.

*Çoğunluğu günde 10 saat, haftada 6 gün mesai yapan işçi aktivistler için eğitim-okuma için zaman ve mekan (işçi evi ve aile ortamı) ciddi bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Sorunun çözümü iradi bir kararlılık ve iç disiplinle gündelik yaşam alışkanlıklarını dönüştürmektir. Örneğin akşamları, onca yorgunluğun ardından bir kaç saatlik dinlenme zamanında okuma ve kendi kendini eğitmenin bir angarya olarak görülmemesi, tam tersine ekmek ve uyku kadar yaşamsal bir ihtiyaç, zihinsel-ruhsal bir tazelenme ve gelişme faktörü haline gelebilmesi için, başlangıçta dikkatini yoğunlaştıramama, rutin alışkanlıklarını değiştirememe gibi önemli bir eşiğin aşılması gerekir.