Kadın cinayetleri bitmez!

Hiçbir yamayla kapatılamayacak hale gelen aile kurumunun yaşadığı sarsıcı kriz de bu sürecin doğal sonucudur

KADIN
Çarşamba, 9 Mayıs 2012 (14 yıl 5 ay önce)

Bu sefer de Ayşe İnce boşanmak istediği eşi tarafından katledildi. Ayşe, katledilmeden önce bıçaklandı, defalarca tehdit edildi, koruma tedbiri alınması için başvuruda bulundu! Fakat savcılık bu göz göre göre gelen ölümü engellemek için tedbir almak yerine, “ailenin birliği” fikrini öne çıkardı, hiçbir önlem alma yoluna gitmedi! Sözün özü Ayşe, bu düzenin güvencesi olarak görülen aile kurumunun korunmasını her şeyin üzerinde tutan yaklaşımın ve bu yaklaşımın uygulayıcısı olan savcılarının, kolluk güçlerinin marifetiyle öldürüldü!

Ayşe, “kadın cinayetlerine son verecek bir devrim yaratıyoruz” şaşaalarıyla çıkarılan “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun”dan sonra katledilen tek kadın değil. Yılın ilk 3 ayında koruma talep ettiği, savcılığa veya polise şikayette bulunduğu ya da sığınma evlerine yerleştirildiği halde dört kadın öldürüldü, dört kadın da yaralandı.

İşte hukuk!
Ayşe’nin katledildiği günlerde Vatan gazetesine bir haber yansıdı. Habere göre HSYK hazırladığı bir raporla, kadınlara ve aile bireylerine yönelik basit yaralama suçlarında, şikayet olmasa veya şikayet geri çekilse bile ceza verileceğine ilişkin düzenlemenin TCK‘dan çıkarılmasını ve uzlaşma kapsamına alınması istiyor. Gerekçesinde de, “Kasten yaralamanın, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte olması ve tarafların barışmalarına rağmen kamu davasının devam ediyor olması, toplumsal barışı zedelediği gibi aile bütünlüğüne de zarar verici hale gelebilmektedir” deniyor. Hukukçular önerilerinin faydalarını da saymışlar! Onlara göre: “Tarafların barışmaları ya da uzlaşmaya varmaları durumunda toplumsal barış sağlanacak, aile bütünlüğü de zedelenmeyecektir. Aynı zamanda, bu neviden suçlar hakkında şikayet yokluğu, şikayetten vazgeçme ya da uzlaşma sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların verilebilecek olması sebebiyle yargıda işyükü de azalmış olacaktır“!

Oysa aynı HSYK burjuva hukukun asgari gereklerini bile dikkate almaya gerek duymadan hazırlanan KCK iddianamelerinin yarattığı iş yükünden memnun! Binlerce emekçinin elektrik vergi ya da kredi borçlarından dolayı yargılanıyor olmasının yarattığı işyükünden de yakınmıyor! Ama konu kadına dönük şiddet, taciz, tecavüz ve kadın cinayetleri olunca hemencecik aklına gelen “toplumsal barış”, “aile birliğinin korunması”, “ağır işyükü” olabiliyor. Hem de şiddete uğrayan kadının deyim yerindeyse komalık olmasını şart koşarak!!! Ya da Ayşe örneğinde olduğu gibi bir defa bıçaklanmış olması da onlar için ciddi tehlike arzetmiyor!



HSYK’nın bu pervasız tutumunu 2011 Ekim tarihli raporundan da hatırlıyoruz. O zaman da yargının yükünün hafifletilmesi için “Tecavüze uğrayan kadının tecavüzcüsüyle evlenmesi halinde dava düşürülmeli“, “Adli Tıp’tan cinsel suçlarla ilgili daha hızlı rapor alabilmek için ‘beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığı’ araştırması yerine sadece ‘beden sağlığının bozulup bozulmadığı’ araştırılmalı”, “15 yaşından küçüklere karşı rızaen cinsel ilişki suçlarının ceza miktarları düşürülmeli” gibi önerilerde bulunmuştu.

Burjuva hukukunun en üst makamlarından biri olan HSYK’nın bu tutumu bizim açımızdan özün çıplak ifadesidir. Bir bütün olarak burjuva hukuku kapitalist mülkiyet ilişkilerinin, o mülkiyet ilişkileri üzerinden şekillenen üretim ilişkilerinin korunması için vardır. Bu mülkiyet ilişkilerinin temel direklerinden biri olan aile kurumunun korunmasını her şeyin, hele hele kadının cangüvenliğinin üstünde bir yere koyması şaşırtıcı değildir.

Burjuva hukuk genellikle gerçek özünü perdeleyerek toplumsal algıda “herkes için” olduğu yanılsaması yaratmak ister. Fakat korumakla mükellef olduğu sistemin varlığını tehdit edecek gelişmelerde ya da sistemin dayandığı toplumsal ilişkileri sarsıntıya uğratacak krizler yaşandığında bu perdelerin hepsinden arınarak saf sınıf diliyle konuşmaktan kaçınamaz. Artık dikiş tutamaz hale gelen aile kurumunun yaşadığı sarsıntı ve kitlesel kıyım biçimini alan kadın cinayetleri de bu kapsamdadır. HSYK gibi kurumların gerçek özlerini perdesizce kusmalarının nedeni de bu krizli durumdur.

İşin doğası böyle!
Kapitalist sistem geliştiği oranda temel dayanak noktalarını da çözerek ilerlemek zorunda kalıyor. Aile kurumunun yaşadığı sarsıntıda olduğu gibi. Bu toplumsal sarsıntılar Türkiye gibi geç ve çarpık kapitalist gelişme özelliği gösteren ülkelerde çok daha sarsıcı sorunların yaşanmasına neden oluyor. Özellikle gelişimin sıçramalı olarak yaşandığı son onyıllarda bu çok daha sarsıntılı yaşanıyor. Çünkü kültürel dokuda varolan feodal yargılar, geleneksel algı ve ölçütlerle; maddi hayattaki değişim ve farklılaşma arasında keskin çatışmalar yaşanması kaçınılmazlaşıyor. Din, gelenekler, aklımıza gelebilecek tüm gericilik birikimiyle; kapitalist gelişmenin geniş kadın kitlelerini üretime çekerken, algı ve ölçütlerinin de değişmesini tetiklemesi arasında ciddi bir toplumsal kriz yaşanmasını getiriyor.

Artık hiçbir yamayla kapatılamayacak patlaklardan biri haline gelen aile kurumunun yaşadığı sarsıcı kriz de bu sürecin doğal sonucudur. Kapitalizm geçmişin kırlarını ya da eskiye ait tüm üretim ilişkilerini çözerek küresel bir sistem haline geldiği oranda bu gelişime eklemlenmekte sorun yaşayan her öğe yeni toplumsal sorunların nedeni olmaktadır. Sistem bu öğelerin kendisi açısından vazgeçilmezliği üzerinden hareket ediyor. Ekonomik gelişmenin yarattığı çözülmeleri yasalarla, kültürel manipülasyon operasyonlarıyla yamamaya, yeni durum içerisinde yeniden tanımlamaya çalışıyor. Hukuk da bu çabanın önemli ayaklarından biri olarak sahnedeki yerini alıyor!

Fakat nafile! Çözülen, eskinin algı ve ölçütleri içerisinden hareket ederek geri getirilemiyor, getirilemez. Tersine sistemin temel dayanak noktalarından biri olan aile, krizli sarsıntılarla çözülerek toplumsal kaosun içinde debeleniyor Bu kaosu sadece yeni üretim ilişkileri, bu üretim ilişkileri üzerinden yükselecek yeni toplumsal ilişkiler çözebilir. Bunun da adı kapitalizm olmayacak!

[Alınteri'nin 24. sayısı için hazırlanmıştır]