Üreti-Yoruz

Üreti-Yorum Gençlik günleri Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde Fotoğraf Atelyesi'nin hazırladığı slayt gösterisi ile başladı. Ortak üretimlerimizi paylaşmaya başladık.

GÜNCEL
Cuma, 2 Haziran 2006 (20 yıl 4 ay önce)

Tezgahtarlık yapan 14 yaşındaki Yusuf'un gelecekten beklentisi bilgisayar mühendisi olabilmek.

24 yaşındaki konfeksiyon işçisi Zeki gelecekte güzel bir iş sahibi olabilmeyi istiyor.

Dershane öğrencisi olan 18 yaşındaki Elçin'in hayali üniversiteyi kazanabilmek.

26 yaşındaki taşeron temizlik işçisi Murat'ın gelecekten istediği, sendika, sigorta ve kadrodan ibaret.

19 yaşındaki Aysel gelecekte evlenip çocuk sahibi olmayı istiyor.

Pazarcı Kenan (24) ve İTÜ'de güvenlikçi Nizamettin (25) ise böyle gitsin yeter diyorlar, olandan memnunlar.

Yusuf, Zeki, Elçin, Murat ve diğerleri ile dün başlayan Üreti-Yorum Gençlik Günleri'nde tanıştık. Çalışmalarına bir ay önce başlayan Üreti-Yorum Fotoğraf Atelyesi tanıştırdı onları bize. “Düşler ve Gelecek” isimli slayt gösterisi Üreti-Yorum'da ortak üretimlerimizin ilk paylaşımı oldu.

Üreti-Yorum Gençlik Günleri

Fotoğraf Atelyesi insanların görüntülerinin yanında hayallerini/hayalsizliklerini de taşıdığı bu çalışmasıyla bir nevi toplumsal durumumuzu ortaya koyuyordu. Evet, hayallerimiz bile fukara.. Bizi bu kısırlaşmaya iten sistemin üstünde, ötesinde, dışında, hiçbir isteğimiz yok... Veya bir isteğimiz yok.

Bu durumu yaratan ana etmen egemenlerin tankları, topları, cezaevleri, faşist darbeleri, işkencelerinden öte sahip oldukları entelektüel üretim araçları. Sorgusuzlaştırıcı eğitimi, kar kapısı yaptığı bilimi, “akıllı tasarımcı” felsefesi, metalaştırdığı sporu...

Slayt gösterisinin ardından Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde Sosyalist Kültür Derneği ve bir Ufuk Çizgisi yazarının ortak sunumu olan “Akıllı Tasarım-Tarihte Bireyin Rolü” paneline geçildi. Panelde ilk olarak yaratılış dogmasının bilim kisvesi altında yeniden pompalanmasından başka bir şey olmayan akıllı tasarım görüşü tarihsel çıkışıyla birlikte anlatılarak çürütüldü.

Kısaca akıllı tasarım savunucuları, her canlının sisteme kusursuz uyum sağlayan bir şekilde yaratıldığını ileri sürüyor. Bu aslında kadercilikten başka bir şey değildir. Oysa bir çok canlı türünün yaşam koşullarına uyum sağlayamayarak nesilleri tükenmiştir. Panelde bu gerici saldırıyla insan bilincinde boşluk yaratmaya çalışıldığı ortaya konuldu. Çünkü insanlar o boşluğu hep tanrıya adfedeceklerdir.

Panelin ikinci bölümünde ise tarihte bireyin rolü üzerine sunum yapıldı. Sunumda zorunluluğun insanın özgürlüğünü frenlemediği, tarihin yasalarını çözümlemiş insanların onu değiştirebileceği ortaya konuldu. Tarihi sınıflar mücadelesinin şekillendirdiği ve sınıfların yaptığı dinleyicilerin de katılımıyla birçok defa vurgulandı. Panelde, insan eylemi ile tarihsel zorunluluğun yan yana oluşu birçok örnek ile anlatıldı.

Eğitim-Sen İst. 3 No'lu Şube Başkanı Dursun Yıldız, Marmara Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Özgür Müftüoğlu, Yakacık Lisesi'nden bir öğrenci ve bir öğrenci sendikası aktivistinin katıldığı “Eğitimde Sınıfsal Ayrışma ve Öğrenci Sendikası” paneli yine Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde yapıldı.

Üreti-Yorum Gençlik Günleri

İlk sözü alan Özgür Müftüoğlu, konuşmasına eğitimin egemenler tarafından nasıl bir yönetim erki olarak kullanıldığını anlatarak başladı. Hiçbir şeyi sorgulamayan bir insan tipolojisi yaratmaya kurgulanmış eğitim sisteminin özellikle 12 Eylül cuntası sonrasında toplumsal mücadele tarihinin unutturulması üzerine şekillendiğini vurguladı. İşçi sınıfının değişen yapısını da vurgulayan Müftüoğlu, sisteme uyumlulaştırılmış sendikal yapılanmaların da gelinen noktada oynadığı/oynamadığı rolü de teşhir etti. Öğrenci gençliğin işçileşen yapısını anlatan Müftüoğlu, ucuz öğrenci emeğinin sadece stajlarda değil, okul içlerinde dahi sömürüldüğünü belirtti. İşçi öğrencileri, sendika ve sınıfsal mücadele ile daha okul yıllarında tanıştıracak olan öğrenci sendikasının mücadelenin bütününde çok önemli bir yer tutacağını vurguladı.

TÖB-DER geleneğinden gelen ve Eğitim-Sen'in önceli Eğit-Sen kurucuları arasında yer alan Dursun Yıldız'ın konuşması ise Eğitim-Sen deneyimi üzerinden Devrimci Öğrenci Sendikası'na dersler çıkarıcı bir içerikteydi. Eğitim-Sen'in üzerinden süzülüp gelen deneyimin ana hattını ise sendikanın ilkeli olması, ideolojisini yitirmemesi ve kararlı politik bir hat tutturması gerektiği oluşturdu.

Öğrenci sendikası aktivisti konuşmasında öğrenci sendikasının dayanakları ve bugün onu zorunlulaştıran nedenler üzerinde durdu. Artı-değer sömürüsünün toplumsal gelişme temelleri aktarılarak öğrenci gençliğin '80 öncesi gibi yarı aydın olarak nitelenemeyeceği belirtildi. Konuşmada sadece öğrenci sendikası fikrinin ortaya konulmasının yetersiz olduğu örgütlenmede kalıplaşmış yaklaşımlarımızın kırılması ihtiyacı da vurgulandı. Eğitim-Sen deneyimi üzerinden taban örgütlenmelerinin ve demokratik katılımın önemi üzerinde de genişçe duruldu.

Yakacık Lisesi'nden öğrenci ise kendi okulundaki öğrenciler üzerinden geniş bir liseli profilini ortaya koydu. Çeteleşme ve yozlaşmayı somut örnekler üzerinden anlattı.

Üreti-Yorum Gençlik Günleri'nin 1. gününde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde yapılan son panel “Direniş Kaynakları ve Bilimkurgunun Düşünsel Katkıları” oldu. En canlı tarışmaların geçtiği panelde slayt gösterisine de atıfla “belirlenmiş bir hayal sınırı içinde yeniyi doğurmayan bir hayalsizlik”, öğrenilmiş çaresizlik vb. içindeki insanların yaratıcı hayal güçlerinin canlandırılması gerekliliği ortaya konuldu. Ve bu gerekliliği yaratabilecek araçlar üzerinde duruldu.

Üreti-Yorum Gençlik Günleri

Bu panelin ardından gazeteci yazar Ertuğrul Mavioğlu ve bir Ufuk Çizgisi yazarının katılacağı “Latin Amerika'da Anti-Neoliberal Dalganın Yükselişi” paneli için Şekerpera Sanat Yerleşkesi'ne geçildi. Sermaye birikim süreçlerinin anlatılmasıyla başlayan panel, neoliberal politikaların yarattığı sefaletin verilerle ortaya konulmasıyla devam etti ve kıtadaki toplumsal mücadele deneyimleri üzerinde duruldu.

Kıtanın sömürgecilik tarihi ve Latin Amerika'daki mücadelenin teorik temelini oluşturan Bağımlılık Okulu'nun öğretisi aktarıldı. Kıtadaki mücadelenin zayıf karnı olarak anti-emperyalizmle sınırlanmış olması olduğu ortaya konuldu.

Üreti-Yorum Gençlik Günleri

Üreti-Yorum Gençlik Günleri'nin ilk günü Birol Topaloğlu'nun Laz ezgilerinin coşkunluğu ile son buldu. Birol Topaloğlu'ndan sadece müzik değil, Laz kültürünü ve türkülerinin hikayelerini de dinledik.