Yoksulluğun utancı aynı bizimki gibi

GÜNCEL
Cumartesi, 3 Haziran 2006 (20 yıl 4 ay önce)

Bugün bir süpermarketin önünde gördüğüm bir dilenciyi anlatmak
istiyorum.

Almanya'ya bundan 20 yıl önce geldiğimde; Türkiye ile tüm bağlantılarımı koparmış ve yurtdışını bir umut olarak içimde taşımıştım. Yurtdışı yaşamının zorluklarını anlatan abime kulaklarımı tıkamış, tüm umutlarımı yatırmıştım yurtdışına. Abime karşı tek cümlem vardı, "Beni mutlaka Almanya'ya götüreceksin!” Daha uçaktan Frankfurt havaalanına iniş için alçalan uçakta gördüğüm evlerin betondan olduğunu görmekle ilk şokumu yaşadım. Ama gemiler yakılmıştı bir kez. Geri dönüş de yoktu. Yaşam artık tüm zorluklarıyla burada devam edecekti.

O yıllarda dikkatimi çeken, şaşıp kaldığım bir şey; insanların sokakta müzik yaparak para toplamasıydı. Bir yandan sanatlarını icra ederken diğer yandan kazanmaları ilgincime gitmişti. Elbette bunu para kazanmak için zorunlu olarak yapmalarını tasvip etmiyorum. Fakat sokakta gezerken böyle müzik dinlemek de hoşuma gidiyordu.

Peki 20 yil sonra ne oldu? Yani bugün? Bir süpermarket önünde gördüğüm "dilencinin" duruşu beni etkiledi ve bunu sizinle paylaşmak istedim. Süpermarketin giriş ve çıkış kapısının önünde, bir karton üzerine, betonun soğukluğundan korunmak için ayaklarını altına almış, boynu yoksulluğun ve dilenmenin acısı ve utancıyla yana bükülmüş bir adam oturuyor.

Son yıllarda Avrupa'da hızla artan bu manzaralar artık sadece çalışmak istemeyen birkaç kişinin işi olmaktan çıkmış. Yoksulluğa ve dilenmeye itilen emekçiler var artık. Ellerinden umutları, gelecekleri alınmış ve bir paçavra gibi sokağa atılan bu
insanlar şimdilik acılarını içlerine gömerek yaşamaya devam ediyorlar.

Bir zamanlar bu manzaralarla karşılaşacaksın, insanlar ay sonunu
zor getirecekler deselerdi güler geçerdim, ama şimdi gözlerimle gördüğüm manzara karşısında; daha önce defalarca denilen
kapitalizm insanlara gelecek vaat etmiyor sözleri kulaklarımda çınlıyor.

Geleceğimizi kendi ellerimizle yaratmadıkça bu manzaraların daha da ağırını yaşayacağız sanırım.

Almanya'dan bir Yaşanacak Dünya okuru