“Çalışmayan, yemek de yemesin” Böyle diyor, SPD’nin eski başkanı ve şimdiki Çalışma Bakanı Franz Müntefering. Alman devleti de bu sözleri gerçekleştiriyor.
Resmi rakamlara göre 8 milyon işsizin olduğu Almanya’da (ki bunların içerisinde önemli bir kesimi üniversite bitirmiş kişiler) 2. Dünya Savaşı sonrası en büyük sosyal kıyım yasası geliyor. Yasa 4 Haziran'da Berlin-Alexander Platz’da sendikalar, partiler, göçmen örgütleri, Türkiye’li örgütler ve üniversite harçları için direnen üniversite öğrencilerinin katıldığı bir miting ve yürüyüşle nefretle reddedildi. Diğer yürüyüşlerden farklı olarak, sık sık yürüyüş kolunu durduran polise öfke ve tepki belirgindi. Aralıksız süren sağanak yağmura rağman, 15 bin kişilik kitlenin canlılığı ve öfkesi atılan her slogana yansıyordu. Miting alanındaki konuşmalara Alman devrimci partilerinin damgasını vurmasıyla da miting diğerlerinden ayrışıyordu.
Miting ve yürüyüşe devrimci partilerden; DKP (Almanya Komünist Partisi), MLPD, kpaufbau (Komünist parti inşa örgütü) ve Türkiye’li örgütler katıldı. Çeşitli barış, göçmen ve öğrenci örgütlülükleri, üniversite harçlarını protesto eden ve pankart ve sloganlarıyla bunu dillendiren öğrenciler canlılığıyla dikkat çeken kortejlerdi.
Sendikalardan IG Metall kortejinin canlı rengi ise Ver.di işçileriydi. Protestoda Attac, Sol Parti, WASG da bulunuyordu.
Büyük sosyal yıkım
Alman devleti, halkın üçte ikisinin karşı çıkmasına aldırmadan işsizlere yönelik yaptırımları tarihte görülmemiş bir biçimde sertleştiriyor. Yeni yönetmeliğe göre yılda üç kez kendisine önerilen işyerini reddeden işsizin yardım parası bütünüyle kesilecek. Bu sadece 345 Euro’luk Hartz IV ödentisini değil, aynı zamanda kira ve yan giderler yardımı için de geçerli. Yani iş ajansı gerektiğinde işsizin köprü altında yatmasına karar verebilecek. 25 yaşın altındakilerin durumu ise çok daha vahim. Çünkü ajans çalışanı ikinci teklifi reddeden gence haber vermeden bütün paralarını kesebilecek.
Bunların ötesinde işsizler gece ve gündüz özel görevliler tarafından izlenebilecek. Ev kontrolleri çoğaltılacak. İşsizlerin sürekli olarak ulaşılabilme konumunda olmaları zorunlu hale getirildi. Örneğin başka bir kentteki akrabasını bir günlüğüne de olsa ziyaret etmek isteyen bir işsiz, ajanstan izin almak zorunda. Anayasada yer alan ‘’temel hak ve özgürlükler’’ işsiz olunduğunda rafa kaldırılıyor.
Hükümet, sadece tehditle bırakmıyor işi. Ayda verilen 345 Euro’luk yardımın ötesinde sadece kira yardımı verilecek. Elektrik, ısınma veya diğer yan giderler, verilen 345 Euro’dan karşılanmak zorunda. Ayrıca işsizlik parası II yardımı alanlar için ödenen emeklilik sigortası aidatları 78 Euro’dan 40 Euro’ya indirilecek.
İşsizlerin dilenci konumuna getirilmesi, sadece işsiz olanlara yönelik bir saldırı değil elbette. Bu uygulamalar sonucunda, zaten ağır bombardıman altında olan ücretler ve çalışma koşulları üzerindeki baskıyı daha da artıracak, çalışanlar ile işsizlerin rekabeti körüklenerek birbirine düşürülecek.
Hartz IV yardımı alanlara zorunlu çalışma
Hükümet partilerinin yaptığı açıklamalara bakıldığında söz konusu saldırıların bununla sınırlı kalmayacağı belli oluyor. Birlik Partileri Başkanı Volker Kauder (CDU), “Belki bu önlemlerin yanı sıra bütün Hartz IV alanlara günde birkaç saat çalışma zorunluluğu getirebiliriz” dedi.
Bavyera Başkanı Edmund Stoiber ise yaptığı açıklamada, “Eğer Hartz IV yasasını kötüye kullanma oranı yüzde 25’e varan bir boyuta ulaşmışsa o zaman vakit kaybetmeden adım atmalıyız” derken, Stoiber ve Kauder, “İşsizlerin her gün erken kalkması ve gerektiğinde kamu yararına iş yapmaları gündeme gelebilir” dedi. Yasaya parlementoda tek karşı çıkan, 53 milletvekiline sahip Sol parti oldu.
Yoksulluğu derinleştirip köprü altında yatmayı getirecek yasayı protesto için yapılan çağrıda denildiği gibi ’’Asıl görev politik sol ile toplumsal solun işbirliğine düşüyor. Sendikalar, girişimler, küreselleşme karşıtı hareketler ve insan olduğunu iddia eden herkes bu politikaya direniş göstermez ve insanı sömürülen, aşağılanan ve ezilen bir varlık haline gelmesine neden olan bütün koşulları alaşağı etmek için mücadele etmeye karar vermezlerse, gelecek çok karanlık olacak. Bu görevi yerine getirmek için onbinler Berlin’de sokağa döküldü. Yeterli mi, hayır. Ama bir başlangıç. Bunun devamını getirmek tek tek hepimizin görevi. Bugün işsizlerin başına gelen, yarın çalışanların başına gelecek. Susan herkes bu suça ortak olacaktır. Sıranın bize gelmesini beklemeden, yolları aşındırmaya!’’
Berlin
Yaşanacak Dünya