Amed Röportajları -II

Öldürmekle bitmeyiz biz. İşkence, tutsaklık mı? Şerbet der içeriz. Acımızı öfkeyle bilemeyi öğrendik

GÜNCEL
Cuma, 9 Haziran 2006 (20 yıl 4 ay önce)

Bir Gerilla Babasıyla Yapılan Röportaj:

Kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Ben 36 Amed doğumluyam. Yetmiş yaşında işçi emeklisiyem. Dokuz yaşındayken anne ve babamı kabetmiştim. Altı yaşımdayken çalışmaxa başladım. 6 yaşımda çömlekçilik, kalaycılık yaptım. Su, simit sattım. Emekli oldıxtan sonra inşaat ve şantiyelerde işçiliğa devam ettim. Uzun yıllar şoförlüx yaptım. 70 yaşındayam. Yaşımdan kaynakli iş bulamiyam. Behen iş verseler hala çalışiram. Ben Kürdem. Ruhum gibi bedenim de dinç. Yetmiş yıllıx hayatımın sadece yedi yılı (o da küçüklükten kaynaklı) işsiz geçti. Ben hep çalıştım, hep ürettim. Çocuklarımın boğazından tek loxma haram geçirmedim. Haram derken başkasının emeğini kast ediyorum. Alınterimle büyüttüm. Hayatımda tek bir pişmanlık yaşadım; o da bu devlete dürüst çalışmanın pişmanlığıydı. Keçıkamın (kızım) benim okuma yazmam yok, çocuklarım eve gazete, dergi getiridi. Ben de yavaş yavaş harfleri öğrendim. Şimdi biraz biraz okuyam.

Son dönemlerde Amed’de yaşanan olayları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bak kızım ben gerilla babasıyam. Ben evlatlarımdan, hanımımdan, kendimden, halkımdan hep gurur duydum. Ben gerilla babası olduğum, için Kürt olduğumuz için ailece çok baskı gördük. Benim dükkanlarım vardı. Durmumuz çok şükür iyiydi. Biz bişeylere karışmadık. Ha ne zaman ki oğlum 90'larda dağa çıktı, çocuklarım insan olduklarının, Kürt olduklarının bilincine vardılar. Bize karşı baskılar başladı. Hem devletten, hem aşiretten. Benim defalarca dükkanlarımı taradılar, dağıttılar. Sustum. Ben DEHAP’a girdim. Behem baskı yaptılar. Gene sustum. Ben baktım ki aileme yöneldiler biz dedix yeter. Evlatlarım da karşı çıktı. Onlar da bişeler yapmaya başladılar. Polis, korucular her gün evimizi basmaya başladılar. Tek tek çocuxlarımı alidılar. Bir hafta, on gün sanra işkence görmüş bedenlerini kapının önüne atidılar. Keçıkamın, bunlar bir kere yaşanmadı, yıllarca devam etti. Biz çok baskı gördük, evimizi taradılar. Yaw ben daha ne diyeyim. Çocuxumi kaçırdılar. 30-40 gün kayıpti. Ben baxtım olmi, aldım ailemi büyük şehra göç ettim. Orda da rezilliğti. İş yok, olsa da Kürt olduğun için az para veriler. Yabancı memleket zor. Keçıkamın biz susutukça onlar üstümüze geli. Susmamax gereki, ben oralara dayanamadım. Gençleri orda bıraxtıx. Xanımımlan topraxlarımıza döndük. Ben anlatsam gördüxümiz baskıları, off off, gerek sen beni bir hefte dinleyesen. Yani keçika delal (delal güzel anlamında) burdaki olaylar yeni degildi. Yıllardır devam edi. Ne demax, ma bıze diyiler ki “bız çocuxlarınızı öldüre bılırıx. Sız bıze hesap sormayın, çocuxunuza kimlıxınıza sehıp çıkmayın”. Ma olur? Bu topraklar bizimdir. Bizim yaşadığımızı bu topraklardaki bütün insanlar yaşi. Kürt olduxumuz için bize, çocuxlarımıza zulim ediler. Burda yapılan her şey bilinçliydi. Bız ölümlere, işkencelere, kayıplara alışmışıx. Bizim direncimizi, sabrımızı ölçiler daha anlamamışlar. Bunlar bizi durdurmaz. Biz 7 yıldır susiyıx. Yok keçika delal, bizim damarımıza basmasınlar. Biz korktuğumuz için susmiyıx. Bu ülkede bir kişi kalana kadar savaşırıx. Benim torunlarım var. En küçügi 4 yaşında gerekirse onlar da şavaşır. 30 yıldır gençler (gerillalar) bize siper oldi. Bizim de onlara şimdi siper olmamız lazım. Yaw yazıx yaw. Bu nasıl bir vicdandır. Çocuklara kurşun sıktılar. O küçük bedenleri toprağa gömdiler. Bunu yapanlar insan degil. Ma hayvanın canını acıtmasan o bile sehen saldırmaz. Yılan bile sen zarar vermesen sehen zehirini vermez. Bunu yapan başka yaratığlar. Bu ülke bir gün özgür olacak ben bunu biliyem. Ben 70 yaşındayam benim torunlarım görecax özgür ülkeyi. Ben bu hasretlen gidecağam.

Sizce bunların yaşanmasının nedenleri nelerdir?
Keçıkamın ben dedim ya bızi bitirmax istiler, onun için elinden ne gelise onu yapacax. Ama nafile, bız varıx, bızi yox sayamazlar. Bız az degilıx. Bız bişeyi istersax onu yaparıx. Bız ülkemizin özgürlüğüni, Kürt halkına huzur istiyıx bu da olacax…

Amed’deki gösteride çocukların yer alması burjuva medya tarafından çok kullanıldı. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Ma yalnız çocuxlar vardı? Gençler, yaşlilar, küçük, büyük hepsi ordaydı. Ma sen niye bu televizyona inanisan. Bu televizyonalar kimindir? Bıze kurşun sıxanlarındır. E tabii ki istedıxlari gibi xeberleri gösterecaxlar. Keçika delal, burda çocoxlar 6 yaşından sonra genç olilar, büyük olilar. Çocux dediğin; okula gider, parkta oynar, oyuncaxlari olur, çokolata, şeker yer, renkli renkli giyerler. Burdaki çocuxlar 6 yaşında başli çalışmaxa, okula gidemiler, park yerine işe çıxilar, ellerine oyuncax yerine boya sandıxlari, mendil, simit sandıxlari taşilar, fırça taşilar. Çokolata, şekeri sadece satıp para kazanmak için alilar. Yemax için degil. Ayaklarinda yırtıx, en az 2-3 numara büyük ayakkabi vardır. Renkli degil, siyah giyiler. Silah sesleri arasında, savaşın içinde büyiler. 7 yaşındaki çocux günde 10 milyon için, 100 tene tavux kesi heyvan pazarında. O küçük eline biçaği ali, peş peşe tavux kesi… Ev geçindiri. Sen sile bunlar çocux mi? Maden çocuxtilar bu çocuxlara niye kurşin sıxtilar, bu çocuxlari niye öldürdiler. Çocuxa kurşın sıxılır mi.? Madem çocuxtilar, onlara çocux gibi davranaydılar.

Öldürülen gerillaların olay yerinde defnedilmesi tartışılıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Allahi, peyxemberi gören var mi? Yox. Ama onun gücıni içimizde hissediyıx. Cenazelerimizi vermesin, biz onların ruhunu içimizde hissedecağız, gene sahiplenecağız. Ama bu insanlığa sığmaz. 6 yaşındaki çocuxtan korkan bu zihniyet ölüden de qorxar. Bizim ölülerimizden bile qorxilar. Yaw biz insanıx, insan. Benim Kürt olmam seni niye bu qeder korxiti? Keçikamın 90-95 yılı içinde üç bin tene gerillanın mezarının nerde oldıği bilinmi, ama biz üç bin tene evladımızın kayıp olmadığıni biliyıx. Bedenleri yox, ruhlari Kürt gençlerine güç verdi. Yapsinlar, ellerinden geleni yapsinlar. Bizi bitiremiyecaxlar.

Kürdistan ile Türkiye arasında ne gibi farklılıklar var?
Birçox yatırımını, iş yerlerini, hastaneleri, oqullari batıya yapti. Kürtler ve Kürdistan her şeyden yoksun bırakıldı. Ama batıdakiler duysun, ikimizin kanını emen aynı zihniyettir, onları da sömüriler. Onlarda da baskı var. Batıdakiler bunu bilsin.

Bu farklılıklar sizce nasıl giderilebilir?
Örgütlenmax… Tek güç olmaxlan. Türkler, Kürtler birleşsin. Bu düzende o zaman Türkler de Kürtler de rahat yaşayacax.

Bu topraklarda işsizlik ne düzeyde?
Ha hoo ( bir tür pekiştirme ünlemi) almış başını gitmiş. İnsanlar aç. Yoksul. Durum kötü. E ben sehen ne diyem sabahtan beri işsizlixtan da bahsediyem.

Son dönemlerde bölgesel asgari ücret gündemde. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
(Bölgesel asgari ücret uygulamasından hiç kimsenin haberi yok. Açıklıyoruz.) Bu üvey evlatlıx degil nedir? Bız üvey evlat degilıx. Tamam burda işsizlıx çok. Hiç onu da vermesinler. Bız ot toplar yerix, onlardan bir şey istemiyıx.

Nasıl bir Amed’de, nasıl bir ülkede yaşamak isterdin?
İşsizlıgın olmadığı, insanların özgür olduği, kendi diliyle konuştuğu, kendi kültürüyle yaşadiği, ölümlerin, acıların olmadığı bir ülke olsun. Zaten ülke güzel olsa Amed’de güzel olur.

En çok neyin özlemini, ihtiyacını duyuyorsun?
Oğlumu 14 yıldır görmedim. Sağ mi ölü mi, onu da bilmiyem, oğlumu özlüyem. Barışa ihtiyaç duyiyam. Barış olsa herkesin evladı geri gelir. Özgür bir vatan istiyem.

Gellék spas.
Ez spas dikim keçıka delal.

Sorulardan sonra sohbet ettik. Şunları söyledi:
- Biz gözümüzü savaşın içinde açtık. Kardeşi kardeşe kırdırttı bu devlet. Geçmişte Ermenilerle biz kardeştik. Dayı yeğen, amca olduk. Bir birimize kız alıp verdik. Ermenileri Kürtlere kırdırttı. Kardeşi kardeşe kırdıttı. Ermenilerin meşhur bir lafı vardır. Kürtler katliama alet olduğunda Ermenilerden biri diyor ki “Biz sabah kahvaltısı olduk, siz öğlen yemeği olacaksınız.” Şimdi biz öğlen yeğemeği olarak sunuluyoruz. Korucularla bizleri karşı karşıya getirdiler 4-5′e bölündü Kürtler. Bu gidişe dur demezse Türkler de (fakir kesimi) akşam yemeği olacak.
- Ölünün kulağını, burnunu kesmek, organını kesmek, kimyasal silah kullanmak. Savaş ahlakına sığmaz. Aciz insanlar bunu yaparlar. Bu devet de acizdir.

[foto]amed-rop3.jpg[/foto]

Kafeterya İşleten Bir Bayan Esnafla Yapılan Röportaj:

Kendinizden kısaca bahseder misiniz?
1980 Hakkari doğumluyum. Esnafım. Babamın memuriyetinden kaynaklı sürekli bu topraklarda şehir şehir dolaştık. Sanırım bu kadarı yeterli.

Son dönemde bu bölgede yaşanılan olayları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Olayların yaşandığı dönem ben de her duyarlı insan gibi cenazeye katılmak istedim. Yaşanılan olaylar dehşet vericiydi. Sinek öldürür gibi acımadan insanlar öldürüldü burda. Sokak ortasında kadınlar, çocuklar, yaşlılar linç edildi, en hafif yaralıların bile en az 2-3 yerden kırığı vardı, yani roller aynıydı ama mekan, sahne Amed’di. Halkın yapmak istediği şey, her zamanki gibi şehitlerini, cenazelerini sahiplenmekti. Ama polisin tavrı her zamanki gibi çok sertti. Evet bu topraklarda insanlar hep öldürüldü, ama bu kadar aleni değildi, bu kadar pervazsızlaşabildiler, bu kadar acizleşebildiler. Bu devletin 40 yıldır uyguladığı imha ve inkar politikasıdır. Devletin asıl amacının yeni terörle mücadele yasalarının zeminini hazırlamak ve başlatacağı sınır operasyonlarını meşrulaştırmak olduğunu düşünüyorum. Amed’de her dönem gerilla cenazeleri gelmiştir ve hepsinde halk cenaze törenlerine katılıp şehitlerine sahip çıkmıştır. Ama bu defaki müdahale bence çok sistemli ve önceden planlanmıştı. Medya ise her zamanki gibi subjektif ve faşist rejimi besler tarzda yaklaştı. Olaylar “Bir grup yasadışı örgüt yanlısının eylemi” olarak lanse edildi. Her zamanki gibi Kürt halkı “yasadışı, terörist” olarak lanse edildi. Ve polisin müdahalesi terörle mücadele olarak yansıtıldı. Öldürülen küçücük çocukların nasıl örgüt üyesi olabileceği ise üstünde hiç durulmayan, üstü kapatılan bir konuydu. TC medyası, kimyasal silah bulundurduğu için farklı ülkeleri kınayan Türkiye Cumhuriyeti’nin neden gerillalar üzerinde kimyasal kullandığına hiç değinmedi. Ama saatlerce ülkenin başbakanı ve muhalefet partileri liderlerinin Amed’deki kadın, çocuk, kısaca halkı hedef alan konuşmalarına saatlerce değindi. Tamamen objektif olmaktan uzak, haber ahlakına aykırı hedef gösteren kışkırtıcı haberler yapıldı. Bu arada Amed’de bir grup insan değil, tüm halk katıldı. Bir grup insan olduğumuz veya bir avuç insan olduğumuz için mi Batman, Malatya, Elazığ, Mardin’den ek kuvvetler getirildi? Ne bitmek bilmez bir avuç insanmışız 35-40 yıldır bizimle başedemiyorlar. Şunu çok iyi bilsinler; biz öldürmekle bitmeyiz. İşkence, tutsaklık mı? Biz ona şerbet der içeriz. Kürt halkı yıllardır ölümü şerbet diye içti. Biz cenazelerimizi düğüne gider gibi zılgıtlarla gömecek kadar yürekliyiz. Acımızı öfkeyle bilemeyi öğrendik..

Sizce bunların yaşanmasının nedenleri nedir?
Bu topraklarda yıllardır imha ve inkar politikası izlendi. Amaç halkı sindirmek olduğu kadar bir sonraki adıma da zemin hazırlamak oldu. Bu ülkede ciddi bir savaş rantı var. Ve TC aslında Amed’deki olaylardan sonra savaşın tekrarı için zemin hazırladığı gibi yıllardır AB’ye girmek için isim ve şekil değiştirdiği, sözde demokrasi paketini de olayları bahane göstererek resmiyette olmasa da rafa kaldırdı. Şimdi karşımıza çıkan tablo bize 92'nin tablosunu aratacak bir tablodur. İnsanlara çay kaşığıyla verilen haklar kepçeyle geri alındı. Kısacası amaç daha önce de söylediğim gibi bence çıkarılması düşünülen yasalara ve başlatılacak sınır ötesi operasyonlara zemin hazırlamaktı…

Amed’deki gösteride çocukların yer alması burjuva medya tarafından çok kullanıldı. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Şiddetin içinde yetişen Filisbakır’ın (Filistin+Diyarbakır) savaş çocukları onlar. Bu konu da çelişkilerle dolu bence. Bu çocuklara o kadar erken büyümek kalıyor ki çoğu okuyamıyor. Bir çocuğun sokak çatışmasında olması yanlış bence, ama bir çocuğun gece geç vakitlere kadar sokakta boyacılık yapması, mendil, sakız satması da yanlış. Sanırım Amed’de çocuk yok bence. Onlar aslında yaşıtlarından 10 sene önde olan küçük adamlar. Amed ortamı içerisinde kendi özgünlükleri ve düşünce yapıları var. Yani kimse git çatış demiyor. Gerçekten bu kararı da kendileri veriyorlar. Çünkü doğdukları günden beri sindirilmeye çalışılıyorlar ve TC’ye karşı ciddi bir öfkeleri var.

Son dönemde öldürülen gerillaların olay yerinde defnedilmesi tartışılıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
İnsan haklarına aykırı bir davranış. Kaldı ki bu yeni bir olay değil ki sadece var olan bir şeyi meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Bu topraklarda üç bine yakın gerillanın cesedinin nerde olduğu bilinmiyor. Bunu yasallaştırarak şehitlere sahip çıkılmayacaklarını mı sanıyorlar? Nafileee…

Kürdistan ile Türkiye arasında ne gibi faklılıklar görüyorsunuz?
İzmir, İstanbul’dan otobüse binin ve bölge sınırını geçince bir etrafınıza bakın. İnsan kendini bir ordu karargahında geziniyormuş gibi hissediyor. Ama ordu mensupları pek misafirperver değil!! işte ilk etapta insanın gözüne bu çarpıyor. Her yer asker, her yer polis. Kaldıkça da şunları görebilirsiniz: 21.yy’da ishalden ölen çocuklar, açlıktan ve bakımsızlıktan ölen çocuklar, eve ekmek götürmek için sabahın köründen gece yarılarına kadar çalışan çocuklar ve onların bir türlü iş bulamayan abileri, ablaları ve babaları… Sağlık ve eğitim kurumlarındaki yetersizliklerin ise haddi hesabı yok. Yozlaştırılmaya, oyalanmaya çalışılan bir gençlik, magazin programlarındaki kadınlara özendirilip hiçleştirilmeye çalışılan, düşünmesi, sorgulaması bile önlenmeye çalışılan kadınlar. Tabii bir yönüyle batıdan bir farkı yok. Her iki sınırda da yapılmak istenen aynı tektipleştirme. En büyük fark burada askerin, polisin herşeyi yapmaya hakkı olması. Kişi hakları yok, insan güvencesi yok, yaşam güvencen yok, her an kim vurduya gidebilirsin!! Burda insan değeri hiç yok. Çalışma alanı yok. Açlık ve sefalet batıdakinin on katı. Bence en temel fark yoksulluk ve hayat pahalılığı. Gerçi o da artık batıda da yaygınlaşıyor. Böyle giderse fark kapanacak.

Bu faklılıklar sizce nasıl giderilebilir?
Ben TC’nin bu bölge üzerinden yaptığı hiç bir kampanyayı samimi bulmuyorum. Hepsinin altında sistemli bir hesap, dolayısıyla samimiyetsizlik görüyorum. Bölge için ilk yapılması gereken tüm Türkiye’de barış ortamı yaratmaktır. Amaç ülkeyi ileri götürmekse, önce tüm ülkede demokrasi olmalı. Gerisi zaten çorap söküğü gibi gelir.

Bölgede işsizlik ne düzeyde?
Bölgede iş sahası yok denecek kadar az. İşsizlik had safhada. Köylerin boşaltılmasıyla birlikte bu oran katlandıkça katlandı. Köyünde bir avuç toprağını ekip biçen ya da küçücük sürüsüyle beslenebilen ve dolayısıyla mesleği hayvancılık, çiftçilik olan halk metropollerde ellerindekilerden de oldu. Ve açlıkla boğuşuyor. Bir kısmı batıya inşaatlarda, tekstilde çalışmaya gidiyor. Bunlar Amed’de şanslı olarak görülüyor. En azından karnına kuru ekmek olsa da giriyor. Tabii oradaki ücretler acınası derecede az. Kalanlar da ailece boyacılık yapıyor, simit, sakız satıyor ve tüm gün kuru ekmek parası için çalışıyor. Onu bulamayanlar bile var. Amed’de o kadar dilenci ve hırsız var ki. Peki bu koşularda bu insanları kim suçlayabilir? Açlar ne yapabilirler?

Son dönemde bölgesel asgari ücret uygulaması gündemde. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
(Bölgesel asgari ücreti anlatıyoruz önce) Devletin sermayesine daha çok kar sağlamak için düşündüğü yeni icatlarından biri. Gerçi bölgesel asgari ücret burda doğallığında gelişti, hem de yıllardır var. Amca oğlum günde 14 saat çalışıyor, aldığı ücret 200 YTL. Ve lise mezunu. İnsanlar bu koşulları o kadar çok kanıksamış ki normal geliyor. Yani iş olsun da asgari ücretin yarısına da razı olacak. Bu halk bu kadar yoksul işte.

Nasıl bir Amed? Nasıl bir ülke?
Savaşsız, kansız, ölümsüz, baskısız, işsizlik oranı sıfır, refah seviyesi yüksek, daha eğitimli bir Amed. Demokratik ve federatif bir Türkiye.

En çok neyin özlemini, ihtiyacını duyuyorsun?
Tek kelimeyle en çok huzurun, demokrasi ve empatinin özlemini duyuyorum..

Teşekkür ederim.
Ben teşekkür eder, başarılar dilerim.

[foto]amed-rop2.jpg[/foto]

İnşaat işçisiyle yapılan röportaj

Kısaca kendinden bahseder misiniz?
79 Amed doğumluyum. Liseden sonra çalışmaya başladım. İnşaatlarda çalıştım. Alçı, dekorasyon, aynı zamanda folklor dersi veriyorum. Liseden sonra batıya çalışmaya gittim. Batıda büyük bir yabancılık yaşadım. Orası başka bir ülke gibi geldi. Ben kendimi orda bulamadım… Kürt olduğum için orda sıkıntılar yaşadım. Bizleri daha düşük ücretlerle çalıştırıyorlar. Çok kötü koşullarda yaşıyorduk. Ucuz bir otelde üstüste kalıyorduk. Kimimiz bitleniyordu. Aldığımız ücret sadece karnımızı doyurmaya, sigara ve otel parasına yetiyordu. Kürt olduğumuz için orda iki kat daha fazla ezildik, sömürüldük. Ben daha sonra hemşeremin yanında işe başladım. Eski işyerine göre koşullarım daha iyiydi.

Son dönemlerde bu bölgede yaşanan olayları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bugüne kadar bu bölge halkı hep acı içinde yaşamıştır. Tabii halk daha fazla susmak istemedi. 99′dan beri susuyor. Artık halk tepkisini dile getirdi. Yıllarca çektiği acıları, açlığı haykırmak istedi. Tabii evlatları da en acımasız şekilde öldürüldü. Şemdinli olaylarının yansımasıydı aynı zamanda. Kürt halkı 30-40 yıldır aynı acıları yaşıyor. Ama ölümlere, acılara alışmıyor. Tepkiler bu noktadaydı. Bu ilk değil. Yıllardır bu topralarda su yerine kan akıtılıyor.

Sizce bunların yaşanmasının nedenleri nedir?
Eğer ortada bir halk varsa sen bu halkı red edemezsin, dışlayamazsın. Red ettiğin zaman insanlar tabii ki tepkili olur ve bugüne kadar Kürtler bir çok yerde kendini kanıtlamıştır. Bilim adına, kültür- sanat adına güzel insanlar çıkarmış. Yazarı, şairi, aydınları, ressamı olan bir halk ve bu halk Mezopotamya’nın sahipleridir.

Öldürülen gerillaların olay yerinde defnedilmesi tartışılıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Şöyle söyleyim, dağda ödürülen gerilla mutlaka bu bölgedeki bir ananın evladıdır. Ve o ana da ister ki evladının mezarı baş ucunda, bildik bir yerde olsun. Şöyle söyleyeyim, dağda öldürülen askeri olay yerinde gömüyorlarsa gerillaları da gömsün. Aslında bu cümleyi söylüyorum ama içim acıyor, sonuçta bu hiç bir ahlaka sığmaz. Hiç bir savaş ettiğinde bu yoktur. Ya askerler kim? Onlar da bizim gariban yoksul ailelerin çocukları. Ben bu sözümü geri alıyorum. Yaw vermesinler ha, bize diz çöktürebilirler mi? Biz şehitlerin değerlerini ruhlarını sahipleniyoruz. Bu kararı almaları Kürt halkının evlatlarını, şehitlerini, sahiplenmeyeceği anlamına gelmez . Başbakan müslümanız diyor. Ama dağda öldürülen gerlillayı olay yerinde usulsüz bir şekilde gömülmesine onay veriyorsa burda çelişki var. Hiç bir müslüman ülkede ölü yıkanmadan, ailesinin ve çevresinin helalliği almadan gömülmez. Bunların dinleri, inançları, namusları, doğruları, onurları her şeyi para. Her şeyleri kirli.

Kürdistan ile Türkiye arasında ne gibi farklılıklar var?
Başta iş sorunu, eğitim sorunu, hastane vs. ama şunu söyleyeyim, burdaki eğitime göre insanlar daha bilinçli, sosyal. Bugün bu sistem Kürdistan’a yatırım yapmıyor. Ama Türkiye’de de insanlar bir çok şeyden yoksun. Bu sistem bizi de Türkleri de eziyor. Gerçi Kürtler iki kat eziliyor, baskı görüyor. Ama bizim en büyük sıkıntımız eğitim ve işsizlik.

Bu sistemden en gibi bir beklentin var?
Açıkçası bu devletten ve iktidardan hiç bir beklentim yok. Sistem kendini yaşatmanın peşinde. İnsanlar umrunda değil.

Son dönemde bölgesel asgari ücret uygulaması düşünülüyor?
Erdoğan 200 milyona geçinebiliyorsa biz de geçinebiliriz.

En çok nelerin özlemini ve ihtiyacını duyuyorsun?
Ben kendi topraklarımda 8-9'dan sonra rahat dolaşamıyorum. Batıda sabaha kadar dışarda olsan bir şey olmuyor, gerçi biz orda da rahat dolaşamıyorduk. Gece polis durdurup kimlik sorduğunda ve kimlikte Diyarbakır yazdığı için yine sorun yaşıyorduk. Kendi topraklarımda rahat ve özgür bir şekilde, öldürülme, kaçırılma korkusu yaşamamaya ihtiyaç duyuyorum. Özlem mi? Neyi özlediğimi bilmiyorum… İnsan gibi yaşamaya özlem duyuyorum.

Nasıl bir Amed, nasıl bir ülkede yaşamak isterdin?
Amed sistem rahat burakırsa çok güzel bir şehir. Türkiye’ye model olabilecek bir şehir. Amed tarihiyle, kültürüyle, yeraltı-yerüstü zenginlikleriyle model bir şehir. Burası Kürdistan’ın Paris’i. Nasıl bir ülke? Herkesin kendini ifade edebildiği, dillerin ve inançların, yani farklılıkların hoşgörüldüğü eşit ve özgür bir ülke…

Spas dikim.
Ben de spas…

Ufuk Çizgisi, 1 Haziran 2006, Sayı: 39