Çare “biz”iz!..

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'nde kadınlar, kendilerine yönelik şiddetin çözümünün yine kendilerinde olduğunu “Bağır herkes duysun, erkek şiddeti son bulsun!" sloganıyla haykırdılar

KADIN
Pazar, 25 Kasım 2012 (13 yıl 11 ay önce)

25 Kasım Platformu olarak sokağa çıkan kadınlar “Bağır herkes duysun, erkek şiddeti son bulsun!” ve “İçerde dışarda devlet şiddetine karşı yaşasın kadın dayanışması!” yazılı pankartlarla yürüdüler.

Galatasaray Lisesi önünde yürüyüşe başlayan kadınlar ellerinde “Erkek vuruyor, devlet koruyor!”, “Kadın cinayetleri politiktir!”, “Gözaltında tacize, tecavüze son” yazan dövizler taşıdılar.

Taksim Tramvay Durağı'na yürüyen kadınlar yürüyüş boyunca “Kadın cinayetleri poltiktir!”, “Boşanmayı değil cinayeti engelle!”, “Emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz bizimdir!”, “Jin jiyan azadi!”, “Kimsenin namusu değiliz!”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz!” sloganları attılar.

Devletin kürtaj yasağına karşılık kadınlar “Devlet elini bedenimden çek!” sloganını attılar. Ülkede savaş hazırlıkları sürerken “Kadınlar savaş istemiyor!” sloganıyla savaş istemediklerini vurguladılar.

24_kasım3

Yürüyüş sonlandırılıp Tramvay Durağı'na gelindiğinde basın metni okundu. Türkçe ve Kürtçe okunan basın metninde şunlara yer verildi:

Artık kadın cinayetleri haberlerinin ayrılmaz bir parçası, kadınların şiddetten korunmadığı gerçeği! “Savcılığın verdiği şiddetten koruma kararına rağmen”, ”şiddet gördüğü için karakola başvurusu olmasına rağmen“, “sığınma evinde kalıp bilinmeyen gerekçeyle eve döndükten sonra”, ”katil kocanın daha önce şiddet gösterdiği için uzaklaştırma kararı almasına rağmen” gibi cümleler haberlerde eksik olmuyor.

Kadın katillerine “iyi hal” indirimi, “haksız” tahrik” indirimi yapılması ise yargının da kadın düşmanı ikdidarın yargısı olduğunu gösteriyor. Kadın katilleri, tecavüzcüler indirimli cezalarla “aile'nin içine” dönüyor. Erkekleri koruyan kollayan, ne yaparsa maruz gören, cezaları kuşa çeviren, “namus” bekçisi ve cinsiyetçi bir adalet değil, gerçek adalet demek için buradayız.

Başbakanın önce “kürtaj ve sezeryan cinayettir”, hemen ardından da “her kürtaj bir “Uludere'dir” açıklamasıyla gündeme düşen kürtaj tartışması, kadınların bedenlerine, cinselliğine, doğurganlığına karşı bir başka saldırı olarak tarihe geçti. Bu vesileyle kürtajın yasaklanması bir yana, kürtajın yasal olduğu durumda dahi, kadınların bu hizmete ulaşamadığı, pekçok sağlık kuruluşunun keyfi olarak kürtaj talebin reddettiği ortaya çıktı. Kürtaj haktır, karar kadınların demek için, bizim bedenimizden, bizim cinselliğimizden başbakana ne demek için buradayız.
Basın açıklamasının ardından eylem sonlandırıldı.

24_kasım2