Çarşamba, 28 Kasım 2012 (13 yıl 11 ay önce)
Güvencesizler çalışmasında yıllardır vurgulanan bir konu bugün yargı kararıyla da tescil edildi. Bundan böyle, patronlar ev işlerindeki çalışmaları sırasında- ister daimi (aylıklı), ister gündelik olarak olsun- çalışan kadınları sigortalı yaptırmak zorunda kalacaklar.
Ücret karşılığında emek sarfedip bir evin temizlik işlerinin yapılmasını sağlayan kadınlar “ev işçisi” sayılmıyor ve bu iş için ücretini ödeyerek işi yaptıranların (ev sahibeleri, patronlar) işçilerini sigortalı yaptırmak zorunda kalmaları gerekmiyordu.
İster aylıklı, ister gündelik olarak çalışsınlar her şeyden öne ev işlerinde çalışanların kendilerini işçi olarak görmeleri, bunun bilincine varmaları ve bunun için adım atmaları gerekmektedir. Çalıştıkları ev sahibeleri sigorta konusunda sorun çıkarma ya da “sigorta isterseniz çalıştırmayız” demek gibi bir lüksleri olmadığını öncelikle çalışan bilmeli; bu yakıcı talep patronun insafına bırakmamalıdır.
Bu konuda Fatıma Aldal davasında 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77. maddesine atıfta bulunulmuş. Bu maddeye göre "İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler konusunda bilgilendirmek zorundadırlar” denmiş. Bu konuya ilişkin hazırlanan raporda “Aldal’ın işçi, çalıştığı evin işyeri, ev sahibinin de işveren olduğu ilk kez bir iş müfettişi tarafından beyan edildi” deniyor.
Ayrıca çalışılan evde (işyeri) sigortalı olabilmek ve orada çalıştığını kanıtlaması için SGK yetkililerinden edinilen bilgiye göre gündelikçilerin sigortalı olma hakları var. Sigortalı olmak isteyen gündelikçiler, SGK işvereniyle konuşmalı ve kısmi süreli iş sözleşmesi imzalamalı. Bu sözleşme üzerinden işveren, çalışanını çalıştığı gün sayısı kadar sigortalayabilecek. Bu miktar aylık kazancın yüzde 33,5’inin sigorta primi şeklinde ödenmesini gerektiriyor. Ayrıca gündelikçiler Gelir Vergisi’nden de muaf tutuluyor. Gündelikçiler, sigortaları yoksa Alo 170 ihbar hattını arayarak kayıtdışı çalıştıklarını bildirecek ve böylece sigorta tescilleri yapılabilecek. Böylelikle sosyal güvenceleri tümüyle sağlanmış olmasa da, en azından çalıştıkları süre içinde sigortaları olacak.
Bugüne kadar verilen mücadele sonucu, çalışılan sürenin sigortalı sayılması konusunda emsal teşkil edecek bir dava kazanılmıştır. Burada önemli olan, haklarımızı, bedelini hayatımızla ödemeden bilinçli bir mücadeleyle kazanmaya çalışmak olmalıdır. Bu nedenle işçi olduğumuzu, haklarımız için mücadele etmemiz ve bunu örgütlü bir tarzda yapmamız gerektiğini görmeliyiz.
Elif İnce’nin Radikal Gazetesi'ndeki “Ev değil iş kazası” başlıklı haberi bu konuya ışık tutacak ve emsal teşkil edecek niteliktedir:
Çalıştığı evde cam silerken 4. kattan düşerek yaşamını yitiren Fatıma Aldal'ın davasında tarihi bir gelişme yaşandı. Çalışma Bakanlığı iş müfettişi "İncelenen olay iş kazasıdır, kazalı sigortalı kabul edilmeli" dedi.
Fatıma Aldal, 5 Mayıs 2011’de İstanbul Maltepe’de çalıştığı evin camını silerken çerçeveyle birlikte 4. kattan düşerek yaşamını yitirmişti. 20 yıl boyunca evlere temizliğe giden Aldal’ın temizlik işçileri için sembol haline gelen davasında tarihi bir gelişme yaşandı. Kazayı inceleyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişi raporunda “İncelenen olay iş kazasıdır, kazalıyı sigortalı olarak kabul etmek gerekir” yazdı. Ayrıca raporda “Her ne kadar evlerde yapılan işler İş Kanunu’nda istisna kapsamında belirtilmiş olsa bile, meydana gelen olay 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesine göre iş kazasıdır; kazalı için SGK’ya prim yatırılmamış olsa dahi, 5510 sayılı yasa gereği kazalıyı sigortalı olarak kabul etmek gereklidir” denildi. Aldal’ın yarın görülecek 5. duruşması öncesinde ailenin avukatı Sevgi Evren, “İmece Kadın Sendikası"nın çabasıyla Çalışma Bakanlığı, ilk kez bir ev işçisinin yaşadığı iş kazasının tespitine yönelik müfettiş görevlendirdi. Bu müfettiş de çok ciddi tespitler yaparak bir ev işçisinin hukuki durumunu tespit etti. Raporda 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77. maddesine atıfta bulunulmuş, bu maddeye göre ‘İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler konusunda bilgilendirmek zorundadırlar.’ Yani bu raporda Aldal’ın işçi, çalıştığı evin işyeri, ev sahibinin de işveren olduğu ilk kez bir iş müfettişi tarafından beyan edildi” dedi. Evren, işverenin bilinçli taksirle yargılanması gerektiğini ve cezanın caydırıcı olması için üst sınırdan verilmesi gerektiğini söyledi.
‘Yasaya da girmeli’
İmece Kadın Sendikası Girişimi’nden Serpil Kemalbay da iş müfettişi görevlendirilmesinin uzun mücadeleleri sonucunda gerçekleştiğini belirterek “Bu rapor bizim bayrağımız oldu. Ev işçilerinin haklarının nasıl gaspedildiğini, kadın emeğinin nasıl değersizleştirildiğini deşifre etti. Bunun ev işçileri için tarihi bir rapor olduğunu düşünüyoruz ama sorunu yalnızca bu raporla çözmek mümkün değil. Ev işçisinin işçi olduğu yasaya girmeli. Türkiye’nin Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 189 sayılı Ev İşçilerine İnsanca Yaşam Sözleşmesi’ni imzalamasını talep ediyoruz” dedi.
S1- Sosyal güvenlik mevzuatına göre, gündelikçilerin sigorta yaptırma hakkı var mı?
Halen sosyal güvenlik mevzuatının temelini oluşturan 5510 sayılı yasanın 6. maddesine göre, ücretle ve sürekli olarak ev işlerinde çalışanlar haricinde ev işlerinde çalışanlar sigortalı sayılamıyor. Bu yasa maddesi, ücretli ve sürekli olarak ev işlerinde çalışanların sigortalı olabileceği olarak yorumlanıyor.
S2- Bu konuda alınmış yargı kararları var mı?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin bu konuda aldığı kararlar var. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi aldığı kararlarda, ev işlerinde ücretli ve sürekli olarak çalışanların 24.11.1977 tarihinden geçerli olmak üzere sigortalı sayıldığını ve haftanın tamamında değil, belli günlerinde kısmen çalışılması durumunda da bu hizmetin süreklilik unsurunun gerçekleştiğini gösterdiğini belirtti. Yargıtay, bu nedenle ev işlerinde çalışanların sigortalı sayılması gerektiğine hükmetti.
S3- Bu yargı kararı neden uygulanmıyor?
SGK mevzuatı ve yargı kararları, ev işlerini yapanların sigortalanması için “süreklilik koşulu” getiriyor. Bu da, tartışmalı bir kavram. Kimin hangi aralıklarla çalışması durumunda sigortalı yapılacağı konusunda bir netlik bulunmuyor, bu boşluk da birçok gündelikçinin sigortasız çalışması sonucunu beraberinde getiriyor. Ayrıca yetkililer, evin mahrem alan olduğunu; bu nedenle de söz konusu alanda denetimin zor olduğunu belirtiyor. Bu konuda bilinçlenmenin şart olduğunu kaydeden yetkililer, “İhbar olmadan bizim evleri denetlememiz ve tespitte bulunmamız çok zor” diye konuşuyor.
S4- Sigortalı olmak isteyen bir gündelikçi ne yapmalı?
İşvereniyle konuşmalı ve kısmi süreli iş sözleşmesi imzalamalı. Bu sözleşme üzerinden işveren çalıştığı gün sayısı kadar çalışanını sigortalayabilir. Bir gündelikçi aynı eve ayda 5 gün gidiyorsa; bu 5 gün için sigortalanmış olur. Ayın kalan günleri içinse isteğe bağlı sigortalılığını kendisi yapabilir.
S5- Gündelikçi olarak sigortalama durumunda, aylık prim ne olur ve ne kadar üzerinden hesaplanır?
Şu anki mevzuata göre, ev işlerinde çalışanlar için ödenecek prim oranı yüzde 33.5. Bu da, işverenin çalışana ödeyeceği rakam üzerinden ödeniyor. Düzenli olarak gittiği evde, günlük 100 lira alan ve ayda 5 gün giden bir çalışanın prime esas ücreti 500 lira olarak belirleniyor. Gelir vergisinden de muaf tutulma durumu söz konusu.
S6- Gündelikçi olarak sigorta yaptıran birinin kıdem ve ihbar tazminatı hakkı doğuyor mu?
Gündelikçilik, İş Yasası kapsamında tanımlanmış durumda değil. Bu nedenle kıdem, ihbar tazminatı veya işsizlik sigortası ödeneği söz konusu olmuyor.
S7- İş Teftiş Kurulu müfettişinin yaptığı “iş kazası tespitinin” önemi nedir?
İş Teftiş Kurulu müfettişinin İstanbul’daki olayla ilgili olarak “iş kazası” tespiti yapması, bugüne kadar “süreklilik” kavramındaki kargaşanın giderilmesi anlamında önemli. Bu kararın, benzer soruşturmalar için de örnek teşkil etmesi ve gündelikçilerin sigortalılığının çok daha kolay tescil edilmesi bekleniyor.
S8- Yakınlarını sürekli gündeliğe gittiği evde yaşanan kaza nedeniyle kaybedenler veya böyle bir ev kazasında yaralananlar ne yapabilir?
Sosyal Güvenlik Kurumu’na kişinin kendisi veya yakınlarının başvurması durumunda, inceleme yapılıyor. İddianın kanıtlanması durumunda malullük aylığı veya hayatını kaybeden çalışanın yakınlarına aylık bağlanması söz konusu oluyor.
S9- Aynı eve düzenli olarak belli aralıklarla giden gündelikçiler, sigortaları yoksa ne yapabilir?
“Alo 170” hattını arayabilir. Kayıtdışı çalışanların Alo 170 SGK ihbar hattına bildirmeleriyle yapılacak incelemelerde, aynı evde sürekli olarak (belirli aralıklarla düzenli olarak) çalıştığı tespit edilirse re’sen sigorta tescilleri yapılabilir. Açacakları hizmet tespit davası ile de çalışanlar sigortalılık haklarını kazanabilir.
S10- Gündelikçilerin sosyal güvenlik haklarıyla ilgili bir iyileştirme ufukta var mı?
Üzerinde konuşulan yeni sistemle, gündelikçilikte sigortalılık bürokrasisinin azaltılması hedefleniyor. Buna göre devlet, bankalarla anlaşma yaparak evinde işçi çalıştıranlara “hizmet çeki” verecek. Çeklerin parası kişilerin banka hesaplarından karşılanacak. Evinde gündelikçi çalıştıran kişiler ise bu çekleri çalışan şahıslara verecek. Bu kişiler de çekleri ilgili bankadan bozduracak. Bozdurma işlemi sırasında banka sigortalılıkla ilgili yükümlülükleri de üstlenecek. Bunun dışında başka modellerin de tartışma konusu olduğu, amacın ise bürokrasiyi azaltarak kayıtdışılık oranlarını düşürmek olduğu ifade ediliyor.
[
Ankara'dan
Alınteri okuru