İş adayları, hazıır.... koş!

Birbirimizle yarıştırıyorlar, sınıf kardeşini rakip yapıyorlar. İşsizliğin kırbacı nereye koşturuyor?

GÜNCEL
Pazar, 18 Haziran 2006 (20 yıl 4 ay önce)

Muğla Orman Müdürlüğü yangın söndürme işine, 50 mevsimlik işçi alınacağını duyurdu. İş mevsimlik olsa da 720 YTL ücret ödeneceği eklendi. İş için 470 başvuru yapıldı.

Başvuruların elenmesi eziyetine 2 gün önce başlandı. Adaylar komando eğitiminden geçirildi. Savaşı kazananlar finale kaldı.

İlk önce yangın bölgesine helikopterle sevk edilecek olan işçilerin yükseklik korkusu olup olmadığı test edildi. Adaylar 10’arlı gruplar halinde askerlikteki gibi önce dirsek temas aralığına alındı. Ardından tekli avcı kolu halinde helikoptere bindirildi.

Bu kısmı geçen adaylar kondisyon testi için Atatürk Stadı'na getirildi. Burada önce yanaşık düzen öğretildi. “Üst çıkar” komutundan sonra bin 500 metre teçhizatsız koşuldu. Hızlı koşan mülakatta ilk sırayı kaptı... Bazı adayların lastik ayakkabılarla, bazı adayların ise iskarpinlerle koşmak zorunda kaldıkları görüldü.

Maratonu kazanıp dayanıklılık testini geçen adaylar, Mevlana gibi döndürüldü. 10 tur dönüp dengesini kaybetmeden adını-soyadını söyleyen finale kaldı.

Balıkesir'de ise adliyeye 18 katip alınacağı duyruldu. 252 kişi başvurdu.

200 bin kişilik kontenjan için 1 milyon 600 bin gencin üniversite sınavına girdiği bugün, Balıksesir'de 252 kişi 18 kişilik iş için sınavdaydı. İmtihanı 88 kişi kazandı. 88'in 18'e biçilmesi çalışmalarına önümüzdeki günlerde devam edilecek.

[foto]isicin2.jpg[/foto]

İş cinayetleri şampiyonu Zonguldak madenlerindeki bin 200 kişilik iş için de 41 bin 446 kişi başvuruda bulunmuştu. 41 bin 446'dan biri: “Gencim, öleceğimi de biliyorum, ama işsizlik ölümden daha beter” diye özetlemişti durumu.

İşsizlik, “Ücretli Kölelik Düzeni”nin kırbacı ve vebasıdır. Bu düzen değiştirilmedikçe de bu kırbaç ve veba işçi sınıfının yakasını asla bırakmayacaktır. Çünkü sermayedarlar ve devleti işçi sınıfını daha fazla sömürmek ve baskı altına almak, boyun eğdirmek için bu kırbacı hiçbir zaman sırtından eksik etmeyecektir.

Düşünün bir işsiz kaldığımız zamanları: umutsuzluk ve çaresizlik duygularına sürükleniriz, hayatımızın bir anlamı kalmaz, ailemizin ve çevremizin saygısını yitiririz. Başka bir deyişle işsizlik ölümle eşdeğerdir bizim için. Dolayısıyla işsiz olarak ölmektense çalışarak ölmeyi tek çıkış olarak görürüz. İşsiz kalmamak için uzun çalışma saatlerine, düşük ücrete, hakarete, dayağa ve her türlü haksızlığa boyun eğeriz.

Bugün Türkiye genelinde işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 102 bin kişi artarak 2 milyon 799 bin kişiye, işsizlik oranı ise yüzde 12’ye ulaşmıştır ve Türkiye de işçilerin yüzde 90'ı örgütsüzdür. Dolayısıyla güçsüzlüğümüzden güç alan ve yararlanan devlet, “Mezarda emeklilik yasası”, “Yeni kölelik yasası” ve “Genel Sağlık-sızlık ve Sigorta-sızlık” (GSS) yasası ile tüm kazanımlarımızı ve son dayanaklarımızı da gasp edip bizleri sermaye ve karı için ölecek birer köle haline getirmiştir. Bunu 2005 yılında Türkiye’de 858 iş cinayeti işlenmesinden, 668 işçinin sakat kalmasından ve bunun karşısında hiçbir şeyin yapılmamasından görebiliriz.

“Ücretli Kölelik Düzeni”nde işin varsa ekmek var, eş var, itibar var; yoksa yok. Bu açıdan baktığımızda 1831’de yaşam koşullarının iyileşmesi için sermayeye karşı mücadele eden Lyonlu dokuma işçilerinin “Yaşamak için çalışmak zorundaysak, savaşmadan ölmeyeceğiz” şiarı özel bir anlam taşımaktadır.

1990’larda 100 bin kişilik kitlesel ve militan eylemleriyle Zonguldak maden işçileri, bizlere nasıl savaşılacağını göstermişlerdir. Bu deneyimler ışığında “Herkese İş Herkese Çalışma Hakkı”, “8 Saatlik İşgünü İnsanca Yaşanacak Ücret” talepleri doğrultusunda Öncü İşçi Kurulları'nda örgütlenmeli, yeni 15-16 Haziranları, Bahar eylemlerini yaratmalıyız.