İLO'ya göre, dünya genelinde işsizlik rakamı 202 milyonla rekor seviyeye ulaşacak
YAŞANACAK DÜNYA
Dünya kapitalizminin 2008 krizinden 5 yıl sonra işsizlik rakamları yükselmeye devam ediyor. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün bildirdiğine göre, bu yıl dünya genelinde işsizlik rakamı 202 milyonla rekor seviyeye ulaşacak.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) “Küresel istihdam eğilimlerine ilişkin yıllık raporu”nda, işsizlik rakamlarının 2012 yılında 4 milyon artarak 197 milyona ulaştığını ortaya koyuyor. Bu yıl da 5 milyon 100 bin kişinin daha işsizler safına katılacağı tahmin ediliyor. ILO istatistiklerine göre, 2017 yılına kadar toplam 210 milyon 600 bin kişi işsiz kalacak.
Özelde Avrupa’da da durum farklı değil. İşsizlikten en çok etkilenen ise gençler ve daha ziyade göçmen gençler! 15 ila 29 yaş arası 14 milyon Avrupalı genç ya işsiz ya da eğitimine devam edemiyor. Öyle ki, yeni nesil “kayıp kuşak” diye adlandırılıyor.
Kapitalizmin yasalarından birisidir: Bir yandan işçi fazlalığı vardır, bir yandan kalifiye işçi eksikliği! Kapitalizm o kadar dengesiz, çelişkili, orantısız, çarpık işler ki, bazı sektörlerde teknolojik düzey yükseltilirken ve bu nedenle yığınla işçi kapıya konulurken bir başka sektörde işçi açığı görülür ve üstelik makinalaşma düzeyi yükseltilmiş sektörlerde ara işgücü açığı büyür. Yılların deneyimine sahip yetişmiş işçi kuşağı kapı dışarı edilirken genç ve ucuz işgücü avına çıkılarak boşluklar doldurulmaya çalışılır. Sonuç; diplomalı işsizlerin sayısı artar, gençler üniversiteye devam edemez duruma gelirler ve meslek eğitimine yönlendirilerek en kısa yoldan yakın geleceğin kalifiye ucuz işgücü hazırlanmış olur. Kriz dönemlerinde bunlar bütün bir gençlik kuşağını etkileyecek daha sarsıcı biçimde yaşanır.
İşsizliğin en üst seviyelerde olduğu İspanya’da bunun tipik örnekleri çoktur: 9 yıldır İspanya’nın Zaragoza şehrinde yaşayan 21 yaşındaki Zeyşan Tarık, garson olmak için bir mesleki eğitim programına kaydolur. Tarık, bedava çalışmayla eğitimi birleştiren bu programı neden seçtiğini anlatıyor: “İşverenler deneyimli eleman almak istediklerini ve benim çok genç olduğumu söylüyorlardı. Ne iş deneyimim ne de diplomam vardı. Bu nedenle bir eğitim programına katılmamın daha iyi olduğunu düşündüm ve kursa kaydımı yaptırdım.”
Gençler için aşçılık ve garsonluk alanında meslek ieğitim veren TOPİ adlı meslek okulunun müdürü Alfonso Dolset, krizle birlikte, son 3 yıldır okula olan talebin, özellikle de göçmen öğencilerin sayısının arttığından söz ediyor: “Öğrencilerimizin yüzde 35 ila yüzde 50’si farklı ülkelerden gelen göçmen gençlerden oluşuyor. Göçmen olmak bir seçim kriteri değil, kriter hemen bir iş bulabilmek.”
Ekvador’dan gelen 26 yaşındaki Diego Vasconez, her yıl 40 öğrencilik kontenjana sahip TOPİ’ye kayıt olmak için 1 yıl beklemek zorunda kaldı: “Şimdi çok şey değişti. Eskiden bir garson bir işten ya da çalışma saatlerinden memnun olmadığında işi bırakabilir, 2 gün içinde yeni bir iş bulabilirdi. Şimdi ise durum farklı. Eğer işi bırakırsanız yeni bir iş bulmanız çok zor.” Öğrencilerden, Kolombiyalı Andre Corrales ise en temel işler için dahi diploma sahibi olmanın önemine dikkat çekiyor: “Günümüzde eğitim çok önemli, aslolan bu. Sokakları süpürmek için başvurduğunuzda dahi eğitiminize bakıyorlar. Artık işler çok zorlaştı. İyi bir eğitim almanız, çok çalışmanız gerek; aksi takdirde hayatta hiçbir şey yapamıyorsunuz.”
Öğrenciler, günlük deneyimin yanı sıra yurt dışında eğitimlere gönderiliyor.Zaragoza Belediye Sarayı ile ortak bir çalışma yürüten TOPİ, öğrencilerine diğer Avrupa ülkelerinde restorantlarda staj yaptırıyor. Okul müdürü Dolset dalga geçer gibi, “Yurtdışında staj deneyimi, onların mesleki kariyerine yeni bir boyut kazandırıyor. Öğrencilerden bazıları stajın ardından yurtdışında çalışmaya karar verdi. Dolayısıyla yurtdışı eğitimi bazı öğrencilerin mesleki yaşamlarına yeni bir yön vermeye karar vermelerine yardımcı olabilir” diyor.
Gençlerin geleceği karartılıyor. Staj, meslek edinme programları adı altında yığınla genç alternatifi olmayan bir seçim yapmaya zorlanıyor. Gençler artık kendi kaderlerini kendi ellerine almalıdırlar. Nasıl bir dünya istiyorlarsa, geleceği nasıl kurmak istiyorlarsa onun için mücadele vermelidirler.
Kırıntıları değil, dünyayı istiyoruz! Gençler bu şiara sıkıca sarılmalı!