Devrim bize, hiçbir şey getirmedi. Bu nedenle işçiler devrimi yeni baştan yapıyor. Gelecekteki devrim bir işçi devrimi olacak
YAŞANACAK DÜNYA
“Devrim bize, tekstil işçilerine hiçbir şey getirmedi. Bu nedenle işçiler devrimi yeni baştan yapıyor. Gelecekteki devrim bir işçi devrimi olacak”
Mısır’da geçen yıl başlayan isyanlarda bir tekstil işçisi sınıfın özlemlerini böyle özetlemişti.
Mısır’da Cumhurbaşkanı’nın OHAL ilan etmesi üzerine yarın yine sokaklara çıkma çağrısı yapıldı. Mısır’da yeniden yükselen isyanda asıl kitleyi işçiler ve emekçiler oluşturmasına rağmen hareketin komuta kademesi iktidarsız muhalefet güçlerinin elinde hareketin handikapı olmayı sürdürüyor. Devrimci bir örgütlülük ve önderlikten yoksun işçi sınıfı kritik dönemeçlerde son sözü söyleyip son noktayı koyuyor. Fakat kendi sınıf kimliği ile süreçlere damgasını vuramıyor.
Mursi yandaşları ve karşıtları biçiminde yansıyan protestolar toplumsal yarılmanın ve sınıfsal kutuplaşmanın derinliğinin boyutunun sokaklara yansıması. İsyanın yeniden yükselmesi üzerine Mısır Komünist Partisi’si bir açıklama yaptı ve OHAL’e boyun eğmeyeceklerini açıkladı. Cumhurbaşkanı’nın eskinin tüm zorba hükümdarlar gibi aynı baskıcı yöntemleri kullandığını beliren Parti, bunları “Siyasi tahayyül yoksulluğu, basit güvenlik çözümlerinin benimsenmesi ve göstericilere uygulanan şiddettir. Müslüman Kardeşler ve despot Cumhurbaşkanı karşısında birleşen halk birliği hiç kuşkusuz yeni bir rejim yaratma yolunda” diyerek halkı Cuma günü sokağa çıkmaya çağırıyor.
Aşağıda Mısır Komünist Partisi’nin “Tiran yaklaşımını yeniden kullanmak” başlıklı yazılı açıklamasını yayınlıyoruz:
Cumhurbaşkanının son konuşması, otoriter rejime doğru açık bir yönelimin olduğu ve özgürlük, insanlık onuru, sosyal adalet gibi taleplerin tümden hiçe sayıldığı son süreçte dikkat çektiğimiz her şeyi doğruluyor. Olaylara tepki vermekte gösterilen kayda değer yavaşlık ve krizle başa çıkmak için güvenlik önlemlerinin tek çözüm yolu olarak benimsenmesinin yanı sıra, Cumhurbaşkanı, üç Süveyş Kanalı şehrinde geçerli olmak üzere bir aylık sıkıyönetim ilan etti ve sabotajcı ve isyancı dediği kesimlere gözdağı verdi. Gösterilerin bastırılmasındaki sorumluluğunu duyurması, Cumhurbaşkanı ve yanındakilerin, önceki tüm zorba hükümdarların, bilhassa da devrik cumhurbaşkanının uyguladığı aynı baskıcı yöntemleri benimsemeye başladığını gösteriyor: Siyasi tahayyül yoksulluğu, basit güvenlik çözümlerinin benimsenmesi ve göstericilere uygulanan şiddet.
Göstericileri baskı ve 'demir yumrukla ezmek'le tehdit eden Cumhurbaşkanı, şaşırtıcı bir şekilde, bir yandan da şüpheli bir diyalog çağrısında bulundu! Burada şu soruları sorabiliriz: Cumhurbaşkanı, hain olarak gördüğü ve olabilecek en beter sözlerle tanımladığı kesimlerle diyalog kurmalı mı? Siyasi elitler kabul etse bile, kendi kanından onca şehit veren, işini, aşını, rızkını kaybeden öfkeli kalabalıklar bunu kabul eder mi?
Diyalog çağrısı, başarısız yönetimi ve tembel hükümeti ile büyüyen muhalefeti uzlaştırmak için umutsuz bir çaba içinde olan rejim tarafından sahneye konan anlaşılması zor oyunun devamından başka bir şey değildir. Temelde, faşist milisler veya polis eliyle uygulanan baskıcı önlemler dışında sunulan başka bir şey yok. Bu şekilde, ülkede süre giden siyasi anlaşmazlığa karışılmayacağı vaadini çiğnemiş oldular. Yargının otoritesini ihlal etmek, verilen sözleri çiğnemek, hükmü olmayan yetersiz bir anayasa çıkarmak, bilinen veya bilinmeyen türlü sahtekarlıklarla geçekleştirilen referenduma hile karıştırarak halkın iradesini çiğnemek… Bütün bunlardan sonra, Cumhurbaşkanı utanç verici baskıcı otoriter bir yüzle karşımıza geliyor.
Parti, ayaklanan halkın huzurunda, mevcut otoritenin baskıcı yaklaşımını kategorik olarak reddettiğini, Süveyş Kanalı şehirlerinde ilan edilen haksız sıkıyönetim uygulamalarını ve mevcut durumla başa çıkmak için güvenlik yaklaşımının benimsenmesini kabul etmediğini duyurur, şüpheli diyalog çağrısını mutlak bir şekilde reddettiğini beyan eder ve halkı katledenlerle, halkın iradesini çiğneyen kalpazanlarla diyalog yapılamayacağının altını çizer.
Parti, Müslüman Kardeşler yönetimini devirmek için, halk kitlelerinin mücadelesini yükseltme, Cuma günü kitlesel gösteriler için sokağa çıkma çağrısı yapar.
Bugün, Port Said ve Süveyş kurbanları ve şehitleri başta olmak üzere ülkemizin tüm şehitleriyle dayanışma içinde olduğumuzu duyuruyor, sıkıyönetim ilanını kabul etmediğimizi vurguluyoruz. Müslüman Kardeşler ve despot Cumhurbaşkanı karşısında birleşen halk birliği hiç kuşkusuz yeni bir rejim yaratma yolunda.